Sevgili anlamı

Arkadaşlar Merhaba, Okuyunuz ve paylaşınız lütfen

2020.08.20 00:27 timbo_gg Arkadaşlar Merhaba, Okuyunuz ve paylaşınız lütfen

Arkadaşlar Merhaba,
Doktor olan arkadaşımın, kendi doktorlar whatsaap grubundan alıntılayarak paylaştığı deneyim.
Arkadaşım, "Prof Dr. Atiye Tuğrul (İst. Üniv.) hocamız corona tecrübesini paylaşmış" diyerek paylaştı.
Okuyunuz ve paylaşınız lütfen
"Sevgili ailem, Öncelikle paniklemeyin, fakat ben gecen hafta hastalığı yaşadım ve atlattım, şu an iyiyim ve bi sıkıntım yok. Tecrübemi sizlerle de paylaşmak istiyorum, hem başınıza gelirse nasıl bişey olduğunu bilin, hem de ailemizin yaşlılarını korkutmak istiyorum, eğer halen ciddiye almayanlar var ise diye. Geçen cuma akşamı eve geldiğimde başladı, o akşam burun doluluğu ve yoğun bi hapşurma vardı, alerji olmuşsunuzda bir anda ağzınız burnunuz dolmuş gibi ama çok yoğun, O akşam Otrivine le burnumu açıp bi tane Nurofen içip uyudum. Cumartesi sabah kalktığımda burnum tamamen açılmış fakat boğazım yanmaya başlamıştı, bademcik şişmesi gibi değil, yutkunamama sorunu yoktu fakat sanki boğazım sanki yırtılmış çizilmiş veya kanıyomuş gibi acıyordu. Bu aşamada corona olduğunu anladım , bi yandan internetten, özellikle yabancı kaynaklardan araştırmaya başladım. Zaten corona olduğunu anlamamanız mümkün değil, hem siz hem de vücudunuz çok çok farklı bişeyle karşı karşıya olduğunu anlıyor. Hastaneye gitmedim çünkü hastanede yapılabilecekleri de benim yaptığım gibi, her sendroma ona uygun yöntemle saldırmak, virüse zarar verebilecek bi ilaçları yok , sadece vücuda virüsü dışarı atabilmesi için yardımcı olmak, ben de bunu yaptım. Vücut da tam olarak bu tepkiyi veriyor, hiç tanımadığım çok garip bir şey girdi, bunu atmalıyım diye deli gibi sıvı salgılıyor. Cumartesi akşamına geri dönelim; Boğazımdan ciğerlerime doğru inmeye başladı, nefesim hırıltılı olmaya başladı, geceye doğru boğazımdan tamamen gidip, ciğerlerime doldu, İlginç yanı terkettiği yeri tamamen bırakması, sabah parçalanan boğazımda akşam olduğunda hiç bişey kalmadı, fakat ciğerlerim çok dazla doldu, yatağa yatınca sıvılar boğazımı tıkadığı için nefes alamıyordum, o yüzden koltukta dik oturarak 5 er 10 ar dakika uyabildim saat başı belki. Tabi bu arada devamlı öksürerek balgam atıyordum, ama öyle iltihaplı değil, bembeyaz bol sulu balgamlar. Zaten ateşim fazla yükselmedi, hiç öyle soğuk soğuk terleyip yorgan altına girmedim. Zaten tam olarak hasta olmuş gibi halsizleşmedim, sadece fiziki olarak yoruldum. Herkeste ateş yapmıyormuş. Bütün gece Asist Plus (suda eritelen bi solunum yolu ilacı, balgam söktürücü) kullandım, çok faydasını gördüm. Bi şekilde hiç uyumadan sabah ettim. Pazar sabahına geldik; Ciğerlerimin doluluğunu hem hissediyor hem de her öksürmede fena bi şekilde ağrı yapıyordu, ellerimi sırtıma atıp kürek kemiklerimim altından tutarak zar zor öksürüyordum. Fakat her öksürükte attığım balgamla rahatlıyordum, akşama kadar bu şekilde ciğerlerimi boşalttım, ama çok çok zor oldu, çünkü sanki ciğerlerinizde 2 kilo sıvı var da, siz her öksürükte 2 gram balgam atabiliyorsunuz , hem de her öksürük büyük acı veriyor, boğazınızı değil resmen içerden ciğerlerinizi acıtıyor, gece olunca hem azaldı sıvı miktarı hem de yorgunluktan uyuyabildim. Pazartesi sabah uyandığımda ciğerlerim neredeyse tamamen rahatlamıştı. Öğlen gibi hayatımda yaşadığım en kötü ishali yaşadım, bu da akşama kadar sürdü ve ertesi gün geçti. Özetle virüs resmen içimden geçti 3-4 günde. Olay çok mekanik, normal griple alakası yok, vücut içine giren sentetik bi maddeyi atmaya çalışır gibi uğraş veriyor. Birinci ağızdan tecrübemi sizlerle paylaşmak istedim, başınıza gelir ise hem tanıyın, hem de ne yapacağınızı bilin. Yaşlılar için tehlikeli olan ise ciğerlerin dolup nefes darlığı, solunum yetmezliği yaşanılan kısım. Benim yaşadığım Cumartesi gecesini 70-80 yaşında biri atlatamazdı. Bunu sizi korkutmak için söylüyorum, burundan ciğere inip doldurması aşırı hızlı ilerliyor, bu yüzden lütfen durumu ciddiye alın ve önlem alın. Evinizde bu ilaçları bulundurun, en azından gargara yapın ara sıra. Virüs kendini yağ tabakası ile koruduğu için yağ çözücüler işe yarıyor, sabun alkol... anti bakteriyel jel veya mendiller işe yaramaz çünkü bu bakteri değil. Hastamıyım acabamı diye test vs yapmanın bi anlamı yok, zaten hastalanınca anlamamanız imkansız, ciğerleriniz sağlam değil veya yaşınız varsa, anlattığım belirtilerin başında bi hastaneye gidin, çünkü ciğerlere inince oksijen veya solunum cihazına ihtiyaç duyabilirsiniz. Ben şu anda gayet iyiyim, Hastalığın başından beri evde karantinadayım, ihtiyaçlarımı siparişle giderip online ödüyorum, kuryelere kapıyı bile açmadan kapı önüne bıraktırıyorum. Bağışıklık kazanmış olma ihtimalim yüksek fakat kimseye de yaymamak için kendi karantinamı yapıyorum. Bu mesajımı grupta olmayan aile bireyleri ve tanıdıklarınızla paylaşın lütfen. Kimse birinci ağızdan nasıl bi süreç olduğunu anlatmıyor. Bu anlattıklarım internette tam olarak yok. Kendinize dikkat edin."
submitted by timbo_gg to kopyamakarna [link] [comments]


2020.08.10 19:24 karanotlar Herkesin ve hiç kimsenin filozofu: Nietzsche

“… Oturmuş bekliyordum orada, neyi? Hiçbir şeyi! Tadına varıyordum, iyi ve kötünün ötesinde, Bazen aydınlığın, bazen gölgenin, Derken dostum, ansızın bir, ikileşti. Ve yanımdan Zerdüşt geçti…” (Zerdüşt’ün İlhamı).
İnsanın prangalarından kurtulmasının ve tekrar insana dönüşmesinin hikâyesidir Böyle Buyurdu Zerdüşt. Filozofun felsefesinin yapıtaşlarını anlatan bu eser, kuşkusuz Nietzsche’nin en önemli kitaplarından biridir. Filozof olmasının yanı sıra iyi bir yazar olan Nietzsche, şiirsellik ve felsefeyi bu kitapta harman edebilmiş ve kendi felsefesini Zerdüşt ile anlatmıştır. Hani bir müzik dinlersiniz, bedeniniz sabit durur ama ruhunuz ve aklınız diyar diyar dolaşır. Bu yüzden notaların her yolculuğa bileti vardır. Nietzsche, Bizet’nin Carmen’ini dinledikten sonra başladı Böyle Buyurdu Zerdüşt’e. Müziğe oldukça ilgili olan filozof –ki Wagner ile sıkı dostlardı, ta ki Wagner’den nefret edene kadar– felsefesini notaların ilmekleriyle ördü. Bir Tanrı varsa dans etmeliydi misal, insan kaosta pes etmemeliydi, rağmenlere karşılık vererek yine de dans etmeliydi ve yine, zaten çağdaşlarının ona deli demesi müziğin sesini duymamalarındandı. Nietzsche’nin felsefesi başlı başına bir senfonidir. Bu senfoninin yazıldığı kitap ise; Böyle Buyurdu Zerdüşt’tür. Üstelik bu sanat eserinin her notasında aşk vardır. 1822’de Lou Salome ile buluştu Nietzsche… Deliliği ikiye katlandı filozofun; âşık oldu. Evlenme teklifi etti, reddedildi. Kışı geçirmek için ve hırpalanmış ruhuna bir inziva ortamı yaratmak için Rapollo’ya gitti. Nietzsche, burada Böyle Buyurdu Zerdüşt’ü on günde yazdı. Eser hiç ilgi görmedi, sadece filozofun dostları tarafından alındı. Ama Nietzsche, yazdığı eserin şimdiye kadar yazılmış en derin eser olduğundan emindi. Şöyle söylüyor Nietzsche: “Bazı insanlar öldükten sonra doğar. Benim zamanım da henüz gelmedi. Öyle veya böyle, insanların benim anladığım şekilde yaşayıp öğretecekleri kurumlara ihtiyaç duyulacak ve belki de o insanların Zerdüşt’ü yorumlamaları için akademik kürsüler kurulacak. Ama şimdi benim gerçeklerimi duyacak kulaklar, taşıyacak eller bulmayı beklersem kendimi tamamen kandırmış olurum. Henüz kimsenin beni duymamış ve nasıl anlaşılmam gerektiğini kavramamış olması yalnızca anlaşılabilir değil, doğru olan bir şeymiş gibi de geliyor bana. Başka biriyle karıştırılmak istemem; bu da kendimi bir başkasıyla karıştırmadığım anlamına gelir” (Nietzsche, Neden Bu Kadar Akıllıyım?, s. 53).
Nietzsche’ye göre felsefe, Sokrates-Platon’dan beri entellektüalist bir yola girmiş ve insanlık içgüdüsünü hiçe sayan salt akılcı bir bilgiye önem vermiştir. Nietzsche’nin bütün istediği, insanı kurtarmak, onu kuru akılcı uygarlıktan uzaklaştırıp kendisinin ne olduğu üzerinde düşündürmektir. Bu yüzden Nietzsche, doğa felsefesini salık verir çünkü orada insan tragedya ile var olur. Tragedyada ele alınan insan, alın yazısı ve karar özgürlüğü ile baş başa kalmış tek insandır (Akarsu, B. 130-131).
Trajik insan… Bir tarafta şarap, eğlence ve formsuzluğun tanrısı Dianysos, diğer tarafta ölçü, denge, biçim tanrısı Apollon. Apollon ve Dianysos’un sentezinden meydana gelir trajik insan. O, bu iki tanrı arasındaki gerginlikte var olur ve budur insanı insan yapan. Nietszche’ye göre eğlence tanrısı Dianysos, saphiens ve logos kurbanı olmuştur. Ama Dianysos’u yok etmek insanı kötürüm yapar. Öyledir ki insanla ilgili başarısızlıkların sebebinde insanın sentez bir varlık olduğunun gözden kaçırılması yatar. İnsanın özgürlüğü ve yaratıcılığı onun sentez bir varlık ve demens (çılgın) oluşundadır. Lâkin logos, Apollon’a bağlı öyle bir ahlak geliştirir ki, insanı ruha karşı bir şeymiş gibi gösterir. O yüzden Nietzsche tekrar insan olmak ister. Çünkü: özgürlük böyle başlar, isyanla, karşı çıkışla, “Hayır!” deme cesareti ile. Mesela; Âdem günah işleyince insan olmuş, kendinin farkına varmış ve özgür olmuştur.
Şu bir gerçektir ki ne kadar güçlü olursanız, o kadar var olursunuz. Kendi gücünüzü keşfetmek için bazen dolmak ve taşmak gerekir. Nietzsche, yalnız bir filozoftu. Sevdiği her şeye sonraları hep nefretle baktı. Çok sevdi, çok nefret etti. Duygularını uç noktalarda yaşayan filozof artık sesini duyuramaz olmuştu ki, Zerdüşt’ün ilhamı geldi. Var olan her şeye, bütün değerlere bir başkaldırı, oluşacak kaosun baş dansçısı, olumsuzluğun doğurganlığını gören bir gözdü Nietzsche. Var olan düzene, salt akılcılığa dayalı felsefeye, insanı insanlıktan alıkoymuş ve makineleştirmiş her şeye bir karşı çıkış. Bu isyan, insanlara doğayı, kendilik bilincini, kendini aşmayı öğütlüyordu. İnsanı tutsaklıktan kurtarıp yaşamı sevdirmek gerekiyordu. Kaderini sevmeliydi (amor fati) insan, dogmatiklikten arınmalı, Tanrı’yı öldürmeliydi.
Bir insan Tanrı’yı nasıl öldürür ve Tanrı neden ölmelidir? İnandığınız bir şeyin içinin aslında ne kadar boş olduğunu ve sadece inançtan ibaret olduğunu anladığınız an, o şeyi yargılamaya başlarsınız. Ve bir şeyi yargılamaya başlamak onu öldürmek ile aynı şeydir. Nietszche Tanrı’yı öldürdü çünkü; bu zamana kadar süregelen bütün inançlar, değerler, iyilik-kötülük, erdem kavramları Tanrı temelinde şekilleniyordu ve Tanrı temelli ahlak –ahlaksız sürü ahlakı– aslında bütünüyle ahlakdışıydı. Bu ahlak bir ayak takımı ahlakıydı. Artık değerlerin içi boştu ve bahsedilen değerler hiç de Tanrı’nın mükemmelliğini yansıtmıyordu. Artık din denilen şey sadece güçsüzlere yönelik bir umuttu. Öte dünya umudu insanı bu hayattan daha iyi bir hayat olacağı konusunda teselli ediyordu. İnsanın kendini kandırmasının ilahî bir yoluydu bu. Din çoğunluğa sesleniyordu ve bu artık tamamen iktidarla ilişkili bir durumdu. Düşünülen duyuüstü dünyanın duyuüstü temeli olan Tanrı’ya inanç yitirildi (Çevikbaş, S., s. 342). Ölen Tanrı değildi, ahlaktı, erdemdi, iyilik ve kötülük kavramlarının ve var olan diğer şeylerin sürü tarafından, iktidar ve din başlığı altında kirletilmesi sonucu oluşan, insanın kendi kendine yaptığı bir katliamdı bu. İnsanın tekrar insan olabilmesi için Tanrı’nın ve onun eli değmiş her şeyin yok olması lazımdı. Bir decadancetı bu. Mevcut düzen çökecekti ve yeniden doğacaktı, sonra tekrar çökecek ve tekrar doğacaktı. Çünkü; hayat dediğimiz şey ebedî bir dönüştü. Hiçbir değer insan için nihai bir çözüm olamayacaktı, ta ki üstinsana kadar. Böyle Buyurdu Zerdüşt bir arınma (katharsis) hâlidir. İnsan nasıl fazlalıklarından kurtulduğunda rahatlarsa, Nietzsche de insanı değerlerden, normlardan, zorunluluklardan arındırır çünkü insan, ancak böyle yükselebilecek ve kendinden iyisini var edebilecektir. İnsan bunu başardığında artık doğadır, doğadandır, üstinsana (Übermensch) vesiledir. Peki, nedir üstinsan? Şöyle diyor Nietzsche;
“İnsan, hayvanla üstinsan arasına gerilmiş bir iptir, -uçurum üstünde bir ip. Korkulu bir geçiş, korkulu bir geri bakış, korkulu bir ürperiş ve duraklayış. İnsanda büyük olan, onun köprü olmasıdır, erek değil: insanda sevilebilecek olan, onun karşıya geçiş ve batış olmasıdır. Ben, batışın dışında bir yaşamı bilmeyenleri severim, çünkü bunlardır karşıya geçenler. Ben, büyük hor görenleri severim, çünkü bunlar büyük saygılılardır ve karşı kıyıya duyulan özlem okları. Ben, batmak ve kurban olmak için önce yıldızların ötesinde bir neden aramayanları, yeryüzü bir gün üstün insanın olsun diye, kendilerini yeryüzüne kurban edenleri severim. Ben, bilmek için yaşayan ve bir gün üstinsan yaşasın diye bilmek isteyeni severim. Böyle ister o kendi batışını. Ben, üstinsana ev kurmak, toprak, hayvan ve bitki hazırlamak için çalışanı ve türeteni severim: çünkü böyle ister o kendi batışını. Ben, erdemini seveni severim: çünkü erdem batma istemidir ve özlem oku. Ben, kendisi için bir damla bile ruh ayırmayanı, baştanbaşa erdemin ruhu olmak isteyeni severim: ruh olarak böyle yürür o köprünün üstünde. Ben, erdeminden eğilim ve yazgı yapanı severim: böylece o, erdemi uğruna yaşamak ister, ya da hiç yaşamak istemez. Ben, bir sürü erdem istemeyeni severim. Bir tek erdem, iki erdemden daha erdemdir, çünkü yazgının asıldığı daha zorlu düğümdür o. Ben, gönlü har vurup harman savuranı severim. -Ne teşekkür bekler, ne de teşekkür eder: çünkü hep verir o ve kendini korumak istemez. Ben, zar kendine uygun düşünce utananı ve soranı severim: ‘Ben düzenci bir oyuncu muyum yoksa?’ -çünkü yok olmak ister o. Ben, işine başlamadan önce altın sözler saçan ve hep söz verdiğinden fazla yapanı severim: çünkü batışını ister o. Ben, gelecektekileri haklı çıkaranı ve geçmiştekileri kurtaranı severim: çünkü şimdikiler eliyle yok olmak ister o. Ben, tanrısını yola getireni severim, çünkü tanrısını sever o: tanrısının öfkesinden yok olması gerekir de. Ben, yaralanmada bile gönlü derin olanı ve küçücük bir şeyden yok olabileni severim: böyle geçer o köprüyü seve seve. Ben, gönlü dolup taşanı severim, öyle ki kendini unutur ve her şey onun içindedir: her şey onun batışı olur böylece. Ben özgür ruhlu ve özgür yürekli olanı severim: böylece kafası, yüreğinin yalnız içi olur, ama yüreği batmaya zorlar onu. Ben, insanların üstünde asılı o kara buluttan tek tek düşen ağır damlalar gibi olan herkesi severim: onlar şimşeğin gelişini haber verirler ve haberci olarak yok olurlar. Bakın, ben şimşeğin habercisiyim ve buluttan düşen ağır bir damlayım: oysa şimşek, üstinsandır. Yeryüzünün anlamı olacak üstinsan! Yalvarırım size, kardeşlerim, yeryüzüne bağlı kalın, inanmayın size dünya ötesi umutlardan söz edenlere! (Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt, s.14-15).
Nietzsche’nin ahlakı ve felsefesi Darwin ile yakından ilişkilidir. “Evrimin amacı yığınlar yaratmak değil, dâhiyi yaratmaktır.” O hâlde bize lâzım olan boyun eğen, belli bir din öğretisine hapsolmuş, demokrasi adı altında iktidarın çobanlığında, sürüde olmaktan mutluluk duyan halk değil, insanın nihai ahlakının iyinin ve kötünün ötesinde olduğunu görebilen, güçlü, merhametle veya acımayla var olmayan üstinsandır. Hayvan insanı yarattı, insan da kendinden üstün olan üstinsanı yaratmalıydı. Üstinsanda iyilik yerine kuvvet, alçakgönüllülük yerine gurur, başkasını düşünmek yerine akıl, eşitlik yerine, güç kavramları vardır. Üstinsan, kamuoyundan biri olan görüntü insanı değildir.
Üstinsan kavramından sonra, eserde önemli bir nokta bengi dönüş (Ewige Wiederkehr) kavramıdır. Hayat kendinde bir evrim sürecidir, sürekli değişir, yenilenir, sonsuz bir dönüş hâlindedir. Bu dönüş hep devam edecektir o yüzden insan için nihai iyi yoktur. Nietzsche’nin nihilizmi hayatın bengi dönüşünün sonucudur aslında. Fakat bu nihilizm yaratıcı bir nihilizmdir. Daha iyisinin olması için var olanı yok etmek. Bu yüzden bu süreçte güçlü olan hayatta kalır ve bu yüzden her canlıda bir güç istencine (Wille zur Macht) rastlanır. Zaten evrenin kendisi başlı başına bir güç istencidir. Bütün savaşlar, bütün yok oluşların tek hedefi vardır: Güç. Başı sonu olmayan, sürekli değişen, kaoslarına rağmen yine de uyumu sağlayan, hiç yorulmayan ve sürekli kendi var oluşunu tekrarlayan bir güç. Bu Nietzsche’nin Dionysosca evrenidir. Ona göre evren, güç istencinden başka bir şey değildir (Akarsu, Bedia, s.133). O yüzden, bizi yığın olmaktan kurtaracak yeni değerler, yeni erekler lâzımdır. İnsan kaosta dans etmeyi bilemezse, yok olup gidecektir. Karanlığından bir yıldız doğurmazsa, ebedî karanlıkta hapsolacaktır.
Nietszche’nin felsefesi, toptan bir karşı çıkıştır ve Nietzsche insanın, insanlığın gerçek yüzüdür. O bize acımasızlığı, eşitsizliği, değerin değersizliğini anlatır ki kendimizin farkına varalım. Varlığımızı yeryüzüne bağlamak gerekir; umudu dinler, efsaneler, tanrı veremez, umut kendimizdedir. Hayatın zor yönlerini yok sayarsak ve sadece kurtarılmayı beklersek daima yeniliriz. Çünkü hayat dediğimiz şey, güçsüzleri ayıklamak üzerine kuruludur. Önemli olan yüzleşmek, korkmamak ve savaşmaktır.
Nietzsche, Böyle Buyurdu Zerdüşt senfonisinde, felsefesini okuyucuyu uyandırmak için kullanır, okuyucunun bilinçaltına sakladığı korkularını veya tutkularını, Zerdüşt ile bağdaştırır, bizlere yaşamı evetlemeyi, kaderimizi sevmeyi ama bütün bunları yapmak için önce yok etmeyi öğretir ve artık Zerdüşt, sadece bir karakter değil, okuyucunun kendi hayat sahnesinde, kendini anlama yolunda atılmış bir adımın vesilesidir.
Zihnimi aydınlatan tüm filozoflara, Beni hiç karanlıkta bırakmayan, ışığımın sönmesine izin vermeyen çok sevgili hocalarıma…
Kaynaklar: AKARSU, Bedia. (2014) Çağdaş Felsefe, İnkılap Yayınları. ER, Sadık Erol. (2013) Nietzsche Paris’te, Otonom Yayıncılık. KARDEŞLER, Kıvanç. (2017) Tanrı Öldü, Yason Yayınları. NIETZSCHE, Friedrich. (2011) Böyle Buyurdu Zerdüşt, (Çev. Irmak, Sadi). Kabalcı Yayınları. NIETZSCHE, Friedrich. (2016) Neden Bu Kadar Akıllıyım?, (Çev. Cemgil, Can Selin) Zeplin Kitap.
Yazar: Merve Karacan
https://dusunbil.com/herkesin-ve-hic-kimsenin-filozofu-nietzsche/
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.06.19 01:08 karanotlar Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) Gustav Landauer – 7

Sosyalizme Çağrı (Marksizm Hakkında) Gustav Landauer – 7
https://preview.redd.it/ha91pzbh1r551.jpg?width=850&format=pjpg&auto=webp&s=b600e42b2c7732c4a7eb2d2adf205a46b767cca7

Marksizm

Karl Marx, Marksizm’in iki bileşenini, bilimi ve siyasi partiyi, suni bir biçimde birleştirip görünüşe bakılırsa tümüyle yeni, dünyanın daha önce görmediği bir şeyi, yani bilimsel bir temele ve bilimsel bir programa sahip bilimsel siyaseti ve partiyi yarattı. Bu gerçekten de yeni bir şeydi ve üstelik modern ve vakitlice idi ve ayrıca bilimi, aslında en son bilimi temsil ettiklerini duymaları işçilerin gururunu okşadı. Eğer kitleleri kazanmak istiyorsanız, o zaman gururlarını okşayın. Onları ciddi düşünce ve eylem için güçsüz kılmak ve onların temsilcilerini içi boş bir hayranlığın ilk örneği (arketip) yapmak, kendilerinin bile, en iyi ihtimalle yarım anladıkları bir retoriği söylemek isterseniz, o zaman bilimsel bir partiyi temsil ettiklerine inandırın. Onları büsbütün kötücül aptallıkla doldurmak isterseniz, parti okullarında eğitin. Bunun içindir ki bilimsel parti tüm zamanların en gelişmiş insanlarının talebi idi! Yürürken, düşünürken, yazarken veya resim yaparken içgüdü ve ılımlılık ile hareket eden tüm eski politikacılar ne kadar da amatörlermiş. Bu doğal yeteneğin yanı sıra epey vasıf ve teknik gerektirse dahi hiçbir surette bilim değildi. Ve Plato’dan Machiavelli’ye oradan muhteşem Demagog için El Kitabı’nın yazarına bir bilim çeşidi olarak siyasetin temsilcileri ne kadar da mütevazı kişilermiş. Onlar, basitleştirme ve sentez için büyük bir yetenek ve kesif bir gözle bireysel deneyimleri ve kurumları düzenlediler ve sınıflandırdılar, fakat bunu bilimsel olarak yapma fikri akıllarına hiç gelmedi. Sanatsal yaratıcılık için program temeli sağlamak iddiasında olsaydı estetik nasıl olurdu; Marksizm işbu bilimsel sosyalistler içindir.
Marksizm hükmetmek isteyen profesördür; bu cihetle Karl Marx’ın meşru çocuğudur. Marksizm, babasına benzeyen bir uydurmasyondur ve Marksistler kendi doktrinlerine benzerler.
Fakat gerçekte Marksizm’in bilimsel hezeyanı partinin nesnel (practical) politikalarıyla da iyi uyum sağlayamaz. Bu ikisi sadece Marks ve Engels veya profesörle ipleri elinde tutanı şahsında birleştiren Kautsky gibi adamlar açısından uyuşur. Elbette kişi şayet ne istediğini biliyorsa doğru ve faydalı olanı isteyebilir. Fakat – böyle bir bilginin adına bilim denen şeyden uzak olduğu gerçeği dışında – bir yandan doğal hukukun varsayılan gücüne sahip sözde tarihsel gelişme yasalarına, şeylerin nasıl zorunlu ve kaçınılmaz olarak gelmesi gerektiğinin kesin bilgisine dayanıp böylece hiçbir insanın ne iradesinin ne de eyleminin bu ön belirlenimi zerre kadar değiştiremediğini ileri sürmek; diğer yandan dilemek, talep etmek, etki etmek, eyleme geçmek ve detayları değiştirmek dışında bir şey yapamayacak bir siyasi parti olduğunu iddia etmek handiyse çelişkilidir. Bu iki uyuşmazlık arasındaki köprü insan tarihinde kamuoyuna ifşa edilmiş en çılgın kibirdir. Marksistlerin yaptığı veya talep ettiği her şey (kaldı ki talep ettikleri yaptıklarından çoktur) şu anda tam da Tanrı (Providence) tarafından belirlenmiş gelişimin gerekli bağlantısıdır ve sadece doğal hukukun tezahürüdür. Diğerlerinin, Karl Marx tarafından keşfedilen ve sağlama alınan insafsız tarihsel eğilimleri zapt etmek adına yaptığı her şey nafile bir çabadır. Diğer bir deyişle Marksistler, amaçları bakımından gelişim yasasının icrai organlarıdır. Marksistler, üç aşağı beş yukarı bir kişide birleşen doğa ve toplum hükümetinin yasama ve yürütme dalları gibi bu yasanın keşfedicileri ve de uygulayıcılarıdır. Her halükarda diğerleri de istemeyerek de olsa bu yasaların uygulanmasına yardım ederler. Yoksul arkadaşlar her zaman yanlış şeyi isterler fakat tüm çabaları ve eylemleri ancak Marksizm tarafından belirlenmiş ihtiyaca yardımcı olur. Her kibir, her inatçı çılgınlık, hoşgörüsüzlük ve dar kafalılık ve Marksistlerin bilimsel-politik yürekleri ile sürekli sergilenen tüm küçümseyici huylar, saçma ve tuhaf teori karışımları, bilim ve parti pratiklerinden kaynaklanır. Marksizm hükmetmek isteyen profesördür; bu cihetle Karl Marx’ın meşru çocuğudur. Marksizm, babasına benzeyen bir uydurmasyondur ve Marksistler kendi doktrinlerine benzerler. Tek fark şu ki gerçek Profesör Karl Marx’ın entelektüel zekâsı, eksiksiz bilgisi ve çoğunlukla takdire şayan mantıksal birleştirimi ve birlik hediyesi şimdilerde genellikle broşür yazarlarının ilmi, parti-okul bilgeliği ve alt tabakanın papağan gibi tekrarı ile yer değişmiştir. En azından Karl Marx ekonomik yaşamın gerçeklerini, yararlanılan-kaynaklara ilişkin belgeleri ve – çoğu kez oldukça küstahça da olsa – büyük içgüdüsel dehaların keşiflerini çalışmıştı. Onun halefleri ise genellikle Berlin’deki Eğitim Bakanlığı’nın onayı ile derlenmiş ders kitapları ve özetleri ile yetinmektedir. Ve bizler burada proleteryanın aptal ve hayâsız dalkavukluğuna uymak zorunda olmadığımız için sosyalizm proleteryanın ortadan kalkmasını amaçladığı ve bu sebeple de onu ilgili tüm tarafların yüreğine ve aklına bilhassa faydalı bir kurum olarak görmediği için (büyük ve talihli şahıslar açısından, elbette, tıpkı her zorluk ve engelde olduğu gibi beraberinde pek çok avantajı getirecektir. Bir tür hazır oluş veya açık icra ihtimali ve gerilimi oluşturduğu ölçüde yoksunluğun ve içsel boşluğun bir gün, o büyük anda, birdenbire tüm kitleleri dayanışma ve deha ile hareket etmek üzere zorlayacağına dair her zaman bir umut vardır) burada bir kez daha şu söylenebilir: doğrudur, bir mucize, yani ruhun mucizesi, bir gün proletaryanın başına gelebilir, diğer tüm insanların başına gelebildiği gibi. Fakat Marksizm bu tür bir Pentekostal mucize değildi ve lisana bir hediye getirmedi. Daha çok Babilli bir kafa karışıklığı ve yüksekten atış idi. Proleter Profesör, proleter avukat ve parti lideri, bilim olma iddiasındaki sosyalizm türü olan ve adına Marksizm denilen o karikatürlerin karikatürüdür.
Bu Marksizm bu bilimi ne öğretir? Ne iddia eder? Geleceği bildiğini iddia eder. Sonsuz gelişim yasası ve insanlık tarihinin belirleyici faktörlerine ilişkin derin bir iç görüye sahip olduğunu; neyin gelmekte olduğunu, tarihin nasıl devam edeceğini ve koşullarımızdan ve üretim ve örgüt biçimlerimizden ne çıkacağını bildiğini zanneder.
Bilimin değeri ve anlamı hiç bu kadar saçma bir şekilde yanlış anlaşılmamıştı. İnsanlıkla, özellikle insanlığın en çok ezilen, entelektüel olarak mahrum edilmiş ve geri kalmış kısmı ile çarpık ayna görüntüsü kullanılarak hiç bu kadar alay edilmemişti.
Biz burada henüz bu bilimin içeriğini, Marksistlerin keşfettiklerini iddia ettikleri insanlığın varsayılan gidişatını hesaba katmadık. Bu noktada mesele sadece geçmişin verilerinden ve bilgilerinden ve günümüzün olguları ve koşullarından kesin bir bilgiyle geleceği haber veren, hesaplayan ve belirleyen bir bilimin var olduğuna dair ölçüsüzce aptal varsayımı ortaya çıkarıp, onunla alay etmek ve bu varsayımı reddetmektir.
Bu cihetle tarih ve politik ekonomi, bilim değildir. Tarihteki etkin güçler bilimsel olarak formülleştirilemezler; bunların hükümleri her zaman, içerdiği veya yaydığı insan doğasına bağlı olarak daha yüksek veya daha alçak bir isimle tarif edilebilir bir tahmin – kehanet ya da profesöre ait saçmalık – olacaktır.
Buraya kadar inandığım gibi – bildiğim gibi demeye de cüret edebilirim zira ahmaklar tarafından yanlış anlaşılmaktan korkmuyorum, aslında öyle olmasını ümit ediyorum – nereden geldiğimizi, nereye gittiğimizi – en derin inancım ve hissimle – nereye gitmemiz gerektiğini ve nereye gitmek istememiz gerektiğini konuşmaya da çalıştım. Fakat bu ihtiyaç bize doğal hukuk şeklinde değil ne olması gerektiği ile dayatılır. Desem ki bir şeyler biliyorum, bu bilme matematikteki bilinmeyen bir miktarın bilinenlerden hesaplanması anlamına mı gelir? Ya da bir geometri sorusunun çözülebilmesinde olduğu gibi midir? Ya da yerçekimi ve eylemsizlik yasası yahut enerji sakınımı kanunu her zaman geçerli midir? Veyahut formül için gereken verileri biliyorsam düşen bir nesnenin veya merminin yolunu hesaplayabilmem gibi midir? Veya H2O’nun su olduğunu bilmem gibi midir? Veya pek çok yıldızın hareketlerini hesaplayıp ay ve güneş tutulmalarını öngörebilmem gibi midir? Hayır! Tüm bunlar bilimsel eylemler ve sonuçlardır. Bunlar tabii yasalardır çünkü aklımızın yasalarıdır. Fakat yaşamımızdan ve bedenimizden ne anlam çıkaracağımızı, önceki yaşamımızın devamının, önümüzdeki yolun, sıkışmanın salınmasının, eğilim etkinleşmesinin – tüm bunlara “gelecek” denmektedir – ne olacağını söyleyen bir doğal yasa, aklımızın yasası, büyük enerji sakınımı yasasının bir alt-yasası daha vardır. Bunlar bilim şeklinde sunulamazlar, diğer bir deyişle sadece sınıflandırmaya tabi emrivakiler şeklinde değil bir eğilime eşlik eden his, dışarıdan gelene tamamen münasip arzu ve çabanın iç baskısı, dengenin değişen durumu şeklinde sunulabilirler. Bu; iradeye, göreve, kehanete varan tüm bildirimlere, vizyona ve sanatsal yaratıma işaret eder. Üzerinde durduğumuz yolun hedefi bir matematik sorun ya da olgusal bir rapor, hatta bir gelişim yasası ile benzer değildir. Bu, enerji sakınım yasası ile alay etmek olurdu. Bu yol cesur yürekliliğe tekabül eder. Bilginin anlamı: yaşamış olmak, olan şeylere sahip olmaktır. Yaşamın anlamı: yaşamak, gelecek olanı yaratmak ve bunun acısını çekmektir.
Bu sadece geleceğin bilimi olmadığı anlamına gelmez; yalnızca halen yaşayan geçmişin yaşayan bilgisinin olduğunu, orada yatan ve ölü olan bir şeylerin etkisiz bilimi olmadığını da ima eder. Marksistler ve onlar gibi tüm ahlakçılar ve gelişim politikacıları, ister Darwin-öncesi Marksistler gibi katastrofik ve çapsal gelişim teorisine bağlı olsunlar, isterse Darwinci revizyonistler gibi yavaş, tedrici çok küçük değişimlerin toplamı yolu ile eşit gelişen ilerlemeyi yerleştirmeyi dilesinler, bunlar ve gelişim biliminin tüm temsilcileri, mutlaka bilimsel faaliyetten vazgeçemiyor iseler, müteakip, görkemli, ilgili kelime gruplarının yani Ben Biliyorum, Ben yapabilirim (buradaki –ebilmek eki yetiyi ima eder. ç.n.), Ben yapabilirim ( buradaki –ebilmek eki olasılığı ifade eder. ç.n.), O yapmalı (buradaki -malı zorunluluk ifade eder. ç.n.), Ben yapmalıyım (buradaki –malı tavsiyeyi imler. ç.n.) ifadelerinin gerçek anlamlarına dair, doğa ve ruhun gerçekliğine ilişkin ne ifade ettikleri ile ilgili bilimsel bir araştırma yürütmelidirler. Bu onları daha mütevazı ve bilimsel, daha insani ve anlayışlı ve daha girişken ve mert yapacaktır.
Bu cihetle tarih ve politik ekonomi, bilim değildir. Tarihteki etkin güçler bilimsel olarak formülleştirilemezler; bunların hükümleri her zaman, içerdiği veya yaydığı insan doğasına bağlı olarak daha yüksek veya daha alçak bir isimle tarif edilebilir bir tahmin – kehanet ya da profesöre ait saçmalık – olacaktır. Bunlar her zaman doğamıza, karakterimize, yaşamımıza ve çıkarlarımıza bağlı bir değerlendirme olacaktır. Ayrıca söz konusu güçler şekilsiz, kararsız, belirsiz ve değişken olarak bizce kesinkes biliniyor olsa dahi bu tür ilkelerin uygulanması için gerekli olan olgular çok az bilinmektedir. Zaten insanın kelimenin tam anlamıyla sonsuz olan geçmişiyle ve dünya ile ilgili bilimsel bir değerlendirme yapmak için elimizde hangi dış bulgular vardır ki? Elbette, her tür şey, fazlasıyla çok, bu sözde bilimin arabalarına taşınmış ve bu arabalardan indirilmiştir. Maalesef bunlar sözde insan ve dünya tarihinin bir saniyesinden palas pandıras atılmış, karışmış, harap olmuş, parçalanmış yıkıntılardır. Hiçbir örnek ne kadar az bildiğimizi açıklığa kavuşturmaya yetecek kadar kaba değildir. Elbette bir örnek, tıpkı muhteşem Goethe’nin dediği gibi, sezgisel deha için genellikle bin kelimeye değerdir ve onları bünyesinde barındırır. Bununla birlikte bu biyolojik oluş ve insanlık tarihinin tüm alanları için güçlerle ve yasalarla ilgili örnek olaylar bulunmaktadır fakat yine Goethe’nin dilini kullanacak olursak, bunlar düpedüz veri-toplayıcılarının, Darwincilerin ve revizyonistlerin deneysel gübrelerine ve Marksistlerin diyalektik gübresine dönüşürler. Ve bu cihetle dahi – ki kendisi için insanların bir arada yaşamış olmaları ile ilgili meselelerde bir olay genellikle bin kelimeye bedeldir- bir bilim dehası değildir; yaratım ve eylem dehasıdır. Yaşamın bilgisi dâhil edilmiştir fakat ne kadar hakiki, büyük bilime dayandırılabilse de bu, bilim değildir.
Ve tanrıya ve dünyaya şükür olsun ki bu böyle! Gelecek olan her şeyi biliyor, gerçekten biliyor olsaydık niçin yaşardık? Yaşamanın anlamı yeni bir şeye dönüşmek değil midir? Yaşamanın anlamı eski, kendine güvenen ve bağımsız birer varlık olarak bizlerin, müstakil bir dünya ve sonsuz oluş olarak, içinde olmadığımız yeni, belirsiz bir başka dünyaya eşit derecede sonsuz, geçitten geçide ve çokluktan çokluğa girmemiz değil midir?
Kendimize canlı dediğimiz zaman, biz okuyucular ya da gözlemleyiciler ya da varlıklar çok iyi bilinen güçler tarafından eskiden eski olana, eşit derecede iyi bilinen bir yere doğru sürüklenenler değil miyiz? Ya da bizler eylem nesneleri olmaktan çok yürüyen ayak ve çalışan el değil miyiz? Ve dünya bize, her sabah kalktığımızda, meçhul, bilinmez ve amorf, kendi doğal kabiliyetlerimizin bir aracı ile oluşturup özümsediğimiz yeni ve sunulan bir şey gibi görünmez mi? Ah siz Marksistler, keşke özel yaşamınızda bereket ve neşenin bolluğuna sahip olsaydınız, o zaman yaşamı bilime döndürmek istemez ve döndüremezdiniz! Ve nasıl yapardınız ki, sosyalist olarak görevinizin, neşe dolu iş biçimleri ve topluluklar ve neşe içinde yaşayan toplum olma durumunu edinmeleri için insanlara yardım etmek olduğunu bilseydiniz.
Bıkmış, şüpheci veya dertli olarak değil, neşe ile kabullenerek insanların ve ulusların çok çeşitli ve anlaşılmaz geçmiş ve gelecek yaşam biçimlerine dair hiçbir şey bilmediğimizi belirtiyorum; binyılın kaderini bilmek, hissetmek ve içeriden yaşamak için yeterince, pek çok insana göre daha fazla, gururlu ve cesurum. Ne olduğuna ve neyin olmakta olduğuna dair bir fikrim var. Kaderimizin gidişatına ilişkin benim de bir hissiyatım var. Nereye gitmek ve nerede başkalarına tavsiyede bulunmak ve onları yönlendirmek istediğimi biliyorum. Ve pek çok kişiye, hem şahıslara hem kitlelere, iç görümü, coşkun hissimi, güçlü irademi aktarmak istiyorum. Fakat bir formülle mi konuşuyorum? Aldatıcı bir biçimde bir matematikçi gibi gizlenen bir gazeteci miyim? Bilim flütüyle toy çocukları saçmalık ve sahtekârlık dağına yönlendiren Fareli Köyün Kavalcısı mıyım? Ben bir Marksist miyim?
Hayır, fakat ne olduğumu söyleyeceğim. Konuştuğum başkaları – Marksistler – bana anlatana kadar beklemek zorunda değilim. Herkes kadar çalıştım, araştırdım ve bilgi topladım ve eğer tarih ve ekonomi diye bir bilim varsa ben kesinlikle onu öğrenecek yeterli beyne sahibim. Gerçekten de sizler, siz Marksistler tuhaf insanlarsınız ve kendinizi merak etmemeniz hayret verici. Mütevazı bir zekâya sahip insanların dahi bilimin sonuçlarını, bu sonuçlar ortada varken öğrenebileceği eski ve kesin bir konu değil midir? O halde tüm tartışmalarınızın, polemiklerinizin ve ajitasyonlarınızın, tüm talepleriniz ve müzakerelerinizin, tüm retoriğinizin ve münakaşalarınızın maksadı nedir? Bir biliminiz varsa eğer, bu yersiz didişmelerinize son verin. Okul müdürünün sopasını elinize alın ve bizi bilgilendirin, bize öğretin, yöntemleri, işleyişleri, yapıları öğrenmemizi ve bunları cansiperane uygulamamızı sağlayın ve tecrübeli, kandırılmamış ve kesin bilenler olarak Bebel’inizin dürüst bir amatör olarak denediğini yapın: nihayet gelecek tarihin kesin verilerini bize anlatın!
Çünkü sosyalizmi gasp eden ve Marks’ın Kapitali’ni, Nibelungen hazinesini koruyan cüceler gibi bekleyen Niselheim’ın soğukkanlı insanları küçümsenmeli ve dağıtılmalıdır. Sosyalizm meşru varislerine devredilmeli ki böylece neyse ona, – neşe ve coşkuya, inşa ve yapıma, tüm duyular için ve tüm ilksel yaşamlar için ve şimdilerde eylem halinde bir icraya dönüşmek üzere olan sonuna kadar görülen bir rüyaya – dönüşebilsin
Bu yüzden ben de çalıştım, sizin gibi değil ama sizden daha iyi çalıştım ve yine de şunu söylüyorum: öğrettiğim kesinlikle bilim değildir. Her kişinin kendi doğasını, kendi gerçek yaşamının kendisini aynı yola yöneltip yöneltmediğini incelemesine izin verin ve ancak o zaman onun benimle gelmesine müsaade edin ama müsaade edin. Sizden daha iyi çalıştım çünkü bende sizde bulunmayan bir şey var. Elbette, kibrim, ya da yaygın olarak adına ne deniyorsa, sizinkinden daha fazla değil. Kendime dair mütevazı yani münasip görüşümü kendime saklarım, gayet tabii akranlarım arasında, kimin sosyalist kimin sosyalist olmadığını söyleme zorunluluğu hariç! Çünkü sosyalizmi gasp eden ve Marks’ın Kapitali’ni, Nibelungen hazinesini koruyan cüceler gibi bekleyen Niselheim’ın soğukkanlı insanları küçümsenmeli ve dağıtılmalıdır. Sosyalizm meşru varislerine devredilmeli ki böylece neyse ona, – neşe ve coşkuya, inşa ve yapıma, tüm duyular için ve tüm ilksel yaşamlar için ve şimdilerde eylem halinde bir icraya dönüşmek üzere olan sonuna kadar görülen bir rüyaya – dönüşebilsin. Ve varisler hala uyuduğu ve rüya ve şekilciliğin uzak diyarlarında kaldıkları için ve birilerinin mirasa nihayetinde el koyması gerektiği için bu varisleri bir araya toplamalı ve kendimi de onlardan biri olarak meşrulaştırmalıyım.
O zaman bu Marksistler tüm bu bilimsel hurafelerini nereden edinmektedir? Marksistler, geleneğin ve koşulların çeşitlenmiş, parçalanmış, çetrefil ve karışık detaylarını tek bir düzen ve birlik hattına indirgemek istiyorlar. Onlar dahi basitleştirme, birlik ve evrensellik ihtiyacını hissediyorlar.
Gene sana mı ulaştık, oh sen muhteşem kurtarıcı Bir ve Evrensel Fikir, sen ki gerçek yaşama olduğu kadar gerçek düşünceye de gerekli olan, bir arada varolmayı ve toplumu, anlaşmayı ve içselliği yaratan, düşünürlerin zihninde ve doğa sözleşmesinde yer alan fikir? Sen, ruh ismiyle adlandırılan!
Ama sana sahip değiller ve bu yüzden senin yerine koyuyorlar. Bu yüzden kendi yanıltıcı taklitlerini, kendi tarihsel yamalarının ve kendi bilimsel yasalarının ikame ürünlerini uyduruyorlar: onlar sadece detayları oluşturan, ilişkilendiren ve düzenleyen ve dağınık olguları yani bilimi bağlayan tek bir ikna edici genel ilkeyi tanırlar. Aslında bilim ruhtur, düzendir, birlik ve dayanışmadır; bilimse… Fakat o, dolap ve dalavere olduğunda, sözde bilim adamı sırf kılık değiştirmiş bir gazeteci ve kötü kamufle olmuş başyazar olduğunda, istatistiklere göre formüle edilmiş pek çok olgu ve diyalektikle maskelenmiş basmakalıp sözler, tarihin bir çeşit yüksek matematiği ve gelecek yaşam için şaşmaz bir el kitabı olduğunu iddia ettiğinde bu sözde bilim ruhsuzdur, idrak kabiliyetine engeldir. Argümanlar ve kahkahayla, sinirden kudurarak yok edilmesi gereken bir engeldir.
Ruhun diğer biçimlerini bilmiyorsunuz ve bu yüzden peygamberlik oynamak isteyen gerçek profesörler olduğunuz zamanlar hariç, tıpkı ut çalmak isteyen ama çalamayan diğer profesörünüz, koruyucu aziziniz gibi avukat yüzlerinize profesörlük maskesini giydiniz.
Fakat bizler ruhun ne olduğunu biliyoruz ve bunu burada sık sık söyledik. İnsanlığın akışında tür ve kaynak açısından sizinkinden farklı evrensel bir uyumumuz var. Bilgimiz, büyük asli hislerimizle ve güçlü, geniş kapsamlı irademiz ile doludur: bizler – fakat önce siz zavallı Marksistler, bir sandalye çekin ve oturun ve sıkı durun, zira berbat, küstah bir iddia birazdan öne sürülecek, ki bu eş anlı olarak bana karşı küçültücü bir tonda ileri sürmek isteyeceğiniz suçlamanın önüne geçecektir – bizler şairleriz; ve bilimsel dolandırıcıları, Marksistleri, soğuk, boş, ruhsuzları yok etmek istiyoruz böylelikle şiirsel vizyon, sanatkârane yoğunlaşmış yaratıcılık, heves ve kehanet şu andan itibaren harekete geçmek, çalışmak ve inşa etmek için kendi yerini bulacaktır; yaşamda, insan bedenleriyle birlikte, insicamlı bir hayat, iş ve grupların, toplulukların ve ulusların dayanışması için.
Evet, gerçekten de öyle. Yeterince uzun süredir şiirsel bir rüya ve melodi olan, büyüleyici bir çevre ve parlak bir renk cümbüşü tümüyle hayata geçecek ve gerçek olacaktır. Biz şairler, yaşayan ortamda yaratmak ve kimin daha büyük ve daha güçlü uygulayıcılar olduğunu görmek istiyoruz. Bildiğini iddia eden ve hiçbir şey yapmayan sizler mi, yoksa şu anda içinde canlı bir imge, kesin bir his ve enerjik iradeye sahip bizler mi? Ne yapılabilecekse onu yapmak isteyen biziz, şimdi ve sonsuza kadar. Biziz bıkıp usanmadan sizin yanınızdan kahkaha, sebepler ve öfke ile geçip saldırılarla ve savaşlarla daha yoğun parçaların üstesinden gelen, biteviye ileriye güdümlü, sürekli eylem, inşa ve yıkım bulunan harekette bizlerle birlikte olan insanları örgütlemek isteyen. Bilim de, parti de temin etmiyoruz. Sizin anladığınız şekliyle daha az entelektüel ittifak sunuyoruz, zira siz bu tür bir şeyden bahsettiğinizde kafanızda aydınlanma diye adlandırdığınız ve bizim ise yarı-eğitim ve broşür-yemi dediğimiz şey beliriveriyor. Bizi harekete geçiren ruh yaşamın özüdür ve etkin gerçekliği yaratır. Bu ruhun bir diğer adı daha vardır: dayanışma [Bund]; ve bizlerin güzel bir sunumla şiirselleştirmek istediğimiz şey eylemdir, sosyalizmdir, bir işçi sınıfı cemiyetidir[Bund].
İşte burada Marksistlerin neden ruhu materyalist diye adlandırdıkları ünlü tarih mefhumundan dışladıklarını gözlerimizin önünde net bir şekilde görüyoruz ve ona ellerimizle dokunabiliyoruz. Bizler, bu noktada, diğer mükemmel Marksist muhaliflerin yaparken başardıklarına kıyasla daha iyi bir açıklama sunabiliriz. Marksistler, beyannamelerinde ve görüşlerinde ruhu çok doğal, aslında neredeyse mükemmel bir maddi neden ile dışarıda bırakmıştır, yani çünkü ruhları yoktur.
Fakat bu, onların tarihi tanımlama tavırları, hakkıyla “materyalist” olarak adlandırılabildiğinde doğru olabilirdi sadece. Bu da temsilcilerinin kendilerine ait bir ruhla elde edemeyeceği bir girişim olsa da takdire şayan, hatta devasa bir teşebbüs – tüm insanlık tarihini sırf fiziki olaylar, somut gerçek işlemler, dünyanın geri kalanındaki maddi olaylar arasındaki sonu gelmez etkileşim ve insan bedenlerinin psikolojik süreçleri biçiminde tanımlama girişimi – olurdu. Ancak hâlihazırda belirtmiş olduğum sebeplerden ötürü bu, kati surette yasalara dayanan bir bilim olamaz ancak böyle bir bilimin hayali, neredeyse fantastik bir ön taslağa dönüşebilir. Belki bir gün birileri, bu işi, sırf doğru temeli ve dil olanağını bulmak için bile olsa, bu katı yapıyı eritmek ve onu tamamen bir imgeye indirgemek ve bu büyük ters yöne çevirimi üstlenmek, yani insanlık tarihinin tamamını – tüm maddeselliği hariç tutarak- topyekün ruhsal bir oluşum, akli akımların mübadelesi olarak betimlemek için – üstlenecektir. Materyalizmi nihai sonuçları üzerinden düşünebilen herhangi biri bunun idealizmin diğer yüzü olduğunu bilir. Böylesi hakiki bir materyalist her kim ise O, ancak Spinoza okulundan geliyor olabilir. Ama bu kadarı yeter! Marksistler bundan ne anlamaktadır? Marksistler, Spinoza adını duyduklarında muhtemelen broşürcülerinin ve Darwinci tekçi yazarların Spinoza’dan çıkarttıkları pelüş oyuncağı düşünmektedir.
Yeter artık: burada sadece, Marksistlerin tarihin materyalist anlayışı dedikleri şeyin rasyonel anlaşılan herhangi bir materyalizm ile hiçbir ilgisi olmadığını söylemek gerekiyor: sonunda Marksistler, materyalizmi rasyonel bir biçimde anlamanın dahi bir çelişki olduğunu düşündüler ve hatta bunda yanılmış bile olmazlardı. Her halükarda öğrettikleri tarihsel anlayış “ekonomik” olmalıdır. Yukarıda da söylendiği üzere onun gerçek adı, ruhsuz tarih anlayışıdır.
Sözcüklerin çelişik yanlış kullanımı Marksistleri, sığ adamları ne kadar rahatsız edilebiliyorsa ancak o kadar rahatsız etmiştir. Bazıları söz konusu çelişkiye absürt bir yarım gerçekle, diğerleri farklı, çarpık bir gerçek dışılıkla uyum göstermiş ve bu şekilde aralarında farklı ekoller ve her türden gerilim ve ayrılık çıkmıştır.
Marksistler, tüm politik koşulların, dinlerin, entelektüel hareketlerin hepsinin sadece ekonomik koşulların ve toplumsal kurumların ve işleyişlerin bir tür yan tesiri, ideolojik bir üst yapısı olduğunu keşfettiğini iddia etmektedir. Elbette kendi doktrinlerini ve tüm ajitasyonlarını ve politik eylemlerini bundan hariç tutmazlar. Onların süfli akılları, kendilerinin ekonomik ve toplumsal gerçeklik olarak adlandırdığı şeyle, akli ve ruhi eylemin ayrılmaz bir biçimde birbiriyle ne denli iç içe geçtiği, ekonomik yaşamın toplumsal yaşamın sadece çok küçük bir parçası olduğu, bu toplumsal yaşamın, insanın bir arada yaşama hareketlerinden, büyük ve küçük ruhsal yapılardan tümüyle ayrılamaz olduğu gerçeğinden sadece biraz rahatsız olur? Onlar, umumiyetle tüm beyanlarında kendi sözcüklerini idrak etme ihtiyacını hiç hissetmemiş ağzı laf yapan konuşmacılardır ve laf ebesidirler. Bir an bunu idrak etselerdi derin sessiz adamlar olurlardı. Zira kendi tüm çelişkilerinde ve tutarsızlıklarında boğulurlardı.
Sözcüklerin çelişik yanlış kullanımı Marksistleri, sığ adamları ne kadar rahatsız edilebiliyorsa ancak o kadar rahatsız etmiştir. Bazıları söz konusu çelişkiye absürt bir yarım gerçekle, diğerleri farklı, çarpık bir gerçek dışılıkla uyum göstermiş ve bu şekilde aralarında farklı ekoller ve her türden gerilim ve ayrılık çıkmıştır. Bu doktrinden yola çıkarak bazıları politikayı ekonominin neredeyse alakasız bir yansımasına indirgediği için Marksizm’in apolitik ve handiyse anti-politik bir tavır beyan ettiği sonucuna varmıştır. [Buna göre] politika, yasama ve hükümet biçimleri önemli değildir; sadece ekonomik biçimler ve ekonomik mücadeleler önemlidir (fakat elbette bu mücadeleler de saf doktrine kaçak sokulmuştur zira bir mücadele, hatta ekonomik bir mücadele dahi tümüyle ruhsal bir meseledir, ruhun yaşamıyla güçlü bir biçimde iç içe geçmiştir – bu kadarı yeter, çünkü, yukarıda da söylendiği üzere, Marksizm’in herhangi bir nokta-i nazarını inceleyen biri her zaman imkânsızlık, taviz ve kaçak keşfeder.) Her şeye rağmen diğerleri, politikanın yardımıyla ekonomik meseleleri etkilemek isterler ve kendilerinin profesörlüğe ait mürekkep lekelerinden oldukça farklı görünen tavizlere, bahanelere ve bıktırıcı gerçeklik düzeltmelerine ekleme yaparlar. Kendilerinin tamamının da uygulaması gerektiği bu geçici çarelere ekleme yaparlar. Mesele bu değil ve biz de bu ihtilaflı meselelerle daha fazla uğraşmayacağız. Bunlarla politik Marksistler, kendi kardeşleriyle, sendikacılarla ve son dönemde iki asil ismin acınası bir biçimde yanlış kullanıldığı sözde anarko-anarşistlerle birlikte savaşsınlar.
Tüm doktrin yanlış olduğu ve bu doktrinin iler tutar bir tarafı olmadığı için, geride doğru ve değerli kalan tek şey İngiltere’de ve başka yerlerde Karl Marx’tan çok uzun zaman önce fark edilmiş olan bir gerçektir: insan olayları üzerinde düşünürken ekonomik ve toplumsal koşulların ve değişimlerinin yüksek önemi göz ardı edilmemelidir. Bu husus, özgürlüğe, kültüre, dayanışmaya, halka ve sosyalizme doğru atılmış en erken ve en önemli adımlardan biri olan, devletten ayrı olarak toplumun keşfi şeklinde adlandırılması gereken büyük harekete sebep olmuştur. Pek çok faydalı ve ufuk açıcı fikirler on sekizinci yüzyılın parlak gazetecilerinin ve politik ekonomistlerinin muazzam yazılarında ve on dokuzuncu yüzyılın ilk sosyalistlerinde bulunmaktadır. Ancak Marksizm tüm bunları bir karikatüre, sahteliğe ve yozlaşmaya indirgemiştir. Marksistlerin kavradığı sözde bilim gerçek etkisi bakımından acınası ve feci bir girişimdir (zira hiçbir sözde bilim, demagojik, hatta sadece popüler bir damgaya sahip olsa dahi, eğitimli ve eğitimsiz kitleleri ve de üniversite profesörlerini kendisine çekmeyecek kadar aptal değildir). Dolayısıyla Marksizm devletten uzaklaştıran bu akımı – diğer bir deyişle ortak bir ruh ile kültürsüzlükten birleşmiş gönüllü teşekküllere yönelen, kendisiyle birlikte toplumların toplumunu taşıyan akımı – gerisin geri devlete ve tüm toplumsal kurumlarımızın ruhsuzluğuna doğru, tersine çevirmeye çalışmaktadır ve dahası bu akım hırslı politikacıların çarklarını döndürmek için koşmaktadır.
Buna daha yakından bakmalıyız. Acı Marksist soğanının sadece iki kabuğunu soyduğumuz için gözlerimizi yaşartsa da bu soğanı daha derinden, merkezine doğru kesmeliyiz. Daha sonra bu ucubeyi kesip parçalara ayırmalıyız ve söz veriyorum buna devam ettikçe her zaman biraz burun çekme ve aksırma ve kahkaha olacaktır. Şimdiden bilim ve Marksistlerin materyalizmi açısından durumu gördük. Fakat bunlar geçmiş, günümüz ve geleceğe ilişkin ne tür bir tarihsel gidişat keşfetti? Bunun, maddi gerçeklikten kendi ruhsal üstyapılarına doğru büyüyen bir gidişat olmadığı kesin, bu muhtemelen Kartezyen pineal bezlerinde büyüyen bir tür.
Şimdi, profesörün yaşamı yanlış bilime, insan vücutlarını kâğıda indirgediği noktaya ulaştık. Kendisi de oldukça farklı bir tür profesöre, dönüşüm için başka pek çok yetenekle beraber dönüştü. Ne de olsa profesörler genellikle kendilerine dönüşüm sanatçıları, sihirbazlar, kasaba fuarlarında el çabukluğu marifetiyle ve geveze çeneleri ile üreten hokkabazlar derler. Karl Marx’ın en ünlü ve belirleyici bölümleri bana hep bu tür profesörleri hatırlatmıştır. “Bir, iki, üç. Gördüğünüze inanmayın”.
Şimdi zamanı geldi: “kapitalist üretim, doğal bir süreçle birlikte kendi değillemesini (negation) üretmektedir:” Sosyalizm. “İşbirliği” ve “yeryüzünün ortak mülkiyeti” için Karl Marx, hâlihazırda “kapitalist çağın bir başarısıdır” diyor. Büyük, muazzam, neredeyse sonsuz proleterleşmiş insan kitleleri aslında sosyalizme neredeyse hiçbir katkıda bulunmamıştır. Onlar sadece vaktin gelmesini beklemelidirler.
Sonuç olarak, Karl Marx’a göre uluslarımızın Orta Çağlar’dan günümüz kanalıyla geleceğe doğru ilerlemeci kariyeri “doğal bir sürecin gereksinimi ile” (İngilizce metne göre ki hala daha en net olandır: doğal bir yasanın zorunluluğu ile), üstelik de artan bir hızla gerçekleşen bir seyirdir. İlk aşamada küçük esnaf olarak sadece ortalama, sıradan insanlar, küçük burjuvalar vb. acınası kişiler vardı ve pek çok insan kendilerine ait küçük mülklere halen de sahipti. Ondan sonra kapitalizm, ikinci aşama, ilerlemeye doğru yükseliş, gelişimin ve sosyalizme giden yolun birinci aşaması geldi ve dünya tümden farklı bir çehreye büründü. Çok az kişi, her biri çok geniş olan mülklere sahipti, kitlenin hiçbir şeyi yoktu. Bu aşamaya geçiş zordu ve şiddet ve çirkin fiiller olmaksızın gerçekleşemezdi. Ancak bu aşamada vaat edilen toprağa doğru ilerleme çok daha hızlı ve gelişmenin sorunsuz işleyen raylarında kolaylıkla gerçekleşti. Tanrı’ya şükür gitgide daha fazla kitle proleterleşti; Tanrı’ya şükür artık daha az kapitalist bulunuyordu; en son proleter kitleler, deniz kıyısındaki kum gibi yalıtılmış devasa müteşebbislerle yüzleşene kadar bu az sayıdaki kapitalist, birbirinin malına el koydu ve şimdilerde de üçüncü aşamaya, gelişmenin ikinci sürecine sıçradılar; sosyalizme doğru son adım ise sadece bir çocuk oyuncağı: “Kapitalist özel mülkiyetin ölüm çanları çalıyor”. “Üretimin araçlarının merkezileşmesi” ve “emeğin toplumsallaşması” diyor, Karl Marx, kapitalizm ile başarıldı. O, buna “kapital tekeli altında gelişen” üretim biçimi diyor, zira kapitalizmin sosyalizme dönüşmeden hemen önceki son güzelliklerini överken her zamanki gibi kolaylıkla şiirsel bir esrikliğe bürünüyor. Şimdi zamanı geldi: “kapitalist üretim, doğal bir süreçle birlikte kendi değillemesini (negation) üretmektedir:” Sosyalizm. “İşbirliği” ve “yeryüzünün ortak mülkiyeti” için Karl Marx, hâlihazırda “kapitalist çağın bir başarısıdır” diyor. Büyük, muazzam, neredeyse sonsuz proleterleşmiş insan kitleleri aslında sosyalizme neredeyse hiçbir katkıda bulunmamıştır. Onlar sadece vaktin gelmesini beklemelidirler.
Yine de doğru değil mi? Kapitalizmin bize işbirliği ve yeryüzünün ortak mülkiyeti ve üretim araçlarını getirmiş olduğu söylenebilirken, siz bilimin beyefendileri, o noktaya ulaşmaktan uzak mıyız? Ortak mülkiyet her ne anlama gelirse gelsin, en azından bu kadarı nettir, gerçi pek çok farklı ortak mülkiyet biçimleri olabilir, fakat gasptan, imtiyazdan, özel mülkten gayri bir şey olsa gerektir. Sözde şimdiden sosyalizme benzeyen bu ortak mülkiyete dair herhangi bir iz şu anda görülebilir mi? Evet mi, hayır mı? Zira bu doğal sürecin daha ne kadar süreceğini bilmeyi çok isteriz. Biliminizi bize gösterin, lütfen!
Fakat kim bilir, kim bilir! Belki de Karl Marx, yeryüzünün ortak mülkiyetinin gözle görünür başlangıçlarını ya da izlerini ve hâlihazırda on dokuzuncu yüzyıl ortalarında tekelci kapitalizmden doğmuş üretim araçlarını gördü. İşbirliğine gelince konu daha yakından inceleme altındadır, şimdiden oldukça nettir. Ancak bana göre işbirliği, birlikte hareket ve ortak çalışma demektir ve bir ineğin ve atın saban önüne müştereken çekilmesine veya pamuk tarlasında veya şeker kamışı tarlasında Zenci (Negro) kölelerin, ortak iş bölümü ile ortak bir mekândaki çalışmasına “işbirliği” ya da “birlikte çalışmak” diyen kişi budala değilse nedir – fakat ne söylüyorum ben? Karl Marx tam da böyle bir budalaya benziyor! Ne geleceği! Kapitalizmin daha fazla gelişmesi de ne! Zeki âlim günümüze sıkışıp kalmıştır. Karl Marx’ın işbirliği dediği şey ki sosyalizmin bir unsuru olması gerekir, kendi zamanındaki kapitalist teşebbüste gördüğü çalışma biçimi, binlerce kişinin bir odada çalıştığı fabrika sistemi, işçinin makinelere adaptasyonu ve kapitalist dünya pazarı için malların üretiminde sonuç olarak ortaya çıkan yaygın iş bölümüdür. Kaldı ki kendisi de sorgulamaksızın kapitalizmin “şimdiden aslında toplumsal üretim teşebbüsüne dayandığını” söylemektedir.
Marksizm’in temelinin, bu tür bir sosyalizm İncili’nin adına Kapital denmesi sembolik olarak önemli değil midir? Sosyalizm, kültür ve dayanışma, yalnızca takas ve neşeli iş, toplumların toplumu, ancak bir ruh uyandığında, örneğin Hristiyan ve Hristiyan-öncesi çağların Cermen uluslarının bildiği gibi gelebilir diyerek, kapitalist sosyalizme kendi sosyalizmimizle karşı çıkıyoruz.
Evet gerçekten de bu tür emsalsiz saçmalıklar eşyanın tabiatına aykırıdır, fakat kapitalizmin sosyalizmi tümüyle kendinden geliştirdiği ve sosyalist üretim biçiminin kapitalizm altında “serpildiğini” söyleyen Karl Marx’ın görüşü kesinlikle doğrudur. Şimdiden işbirliğine sahibiz, şimdiden, en azından yeryüzünün ortak mülkiyetine ve üretim araçlarına giden yol üzerindeyiz. Sonunda geriye kalan çok az mülk sahibini de kovalamaktan başka yapılacak bir şey kalmayacak. Gayri her şey kapitalizmden gelişmiştir. Zira kapitalizm ilerleme, toplum ve hatta sosyalizmle eşitlenmiştir. Gerçek düşman “orta sınıf, küçük sanayici, küçük tüccar, zanaatkâr, çiftçi”dir. Çünkü onlar kendileri çalışırlar ve en fazla birkaç yardımcıya ve çırağa sahiptirler. İşte bu beceriksiz, cüce teşebbüstür, oysa kapitalizm tekbiçimlidir (uniformity), binlerce kişinin tek bir yerde çalışmasıdır, dünya pazarı için çalışmaktır; işte bu toplumsal üretim ve sosyalizmdir.
Karl Marx’ın gerçek doktrini budur: kapitalizm Orta Çağlar’ın kalıntıları üzerinde tam bir zafer kazandığı zaman ilerleme damgasını vurur ve sosyalizm resmen oradadır.
Marksizm’in temelinin, bu tür bir sosyalizm İncili’nin adına Kapital denmesi sembolik olarak önemli değil midir? Sosyalizm, kültür ve dayanışma, yalnızca takas ve neşeli iş, toplumların toplumu, ancak bir ruh uyandığında, örneğin Hristiyan ve Hristiyan-öncesi çağların Cermen uluslarının bildiği gibi gelebilir diyerek, kapitalist sosyalizme kendi sosyalizmimizle karşı çıkıyoruz.
Dolayısıyla iki karşıt, keskin bir zıtlık teşkil etmektedir.
Burada Marksizm – orada sosyalizm!
Marksizm – ruhsuz, sevgili kapitalizm dikeni üzerindeki kâğıt çiçek.
Sosyalizm – çürümeye karşı yeni güç; ruh-suzluk, zorluk ve şiddetin bileşimine karşı, modern devlet ve modern kapitalizme karşı yükselen kültür.
Ve şimdi biri, bu noksansız modern şeye karşı yüzüne ne söylemek istediğimi anlayabilir –Marksizm: zamanımızın vebası ve sosyalist hareketin lanetidir. Şimdi daha da net olarak, bunun böyle olduğu, neden böyle olduğu ve neden sosyalizmin sadece Marksizm’e yönelik ölümcül bir düşmanlık ile ortaya çıkabileceği söylenecektir.
Çünkü Marksizm, her şeyden öte, geçmiş olan her şeye yukarıdan bakan ve onları hakir gören kültürsüz, işine geldiği gibi günümüz veya geleceğin başlangıcı diyen, ilerlemeye inanan, 1908 yılını 1907 yılından daha çok seven, 1909 yılından oldukça özel bir şeyler uman ve 1920 yılı gibi çok uzakta gerçekleşecek bazı şeylerden neredeyse nihai bir eskatolojik mucize bekleyen kimsedir.
Çev: Nesrin Aytekin
https://itaatsiz.org/?p=5516
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.05.23 03:29 karanotlar Max Stirner ve Varoluşçuluk à la Jean-Paul Sartre – H. İbrahim Türkdoğan

Max Stirner ve Varoluşçuluk à la Jean-Paul Sartre – H. İbrahim Türkdoğan
https://preview.redd.it/ty8034wl2f051.jpg?width=1000&format=pjpg&auto=webp&s=0ec4d135ff323a4198fa9ff6079711fd180f2033
“Bütün insanlar sıkıcıdır.”
– Kierkegaard-
Giriş
Yüzyıllar boyunca insan düşüncesinde insanın dünyadaki varoluşu ve özü bağlamında Hiç’ten korkma duygusu yuvalanmış ve çekilmeyecek bir duruma gelmiştir: bir felakete yakalandığımız duygusu Batı dünyasında insan varlığının ikilemini her gün arttırıyor. Ve her gün üzerine yeniden düşünülen “insanın ne olduğu” ebedi sorusu, insanların kısır döngüden çıkma fırsatını elinden alıyor. Filozoflar, düşünürler, yazarlar ezelden beri insanların birlikte yaşama ilkeleri üzerine düşünürlerken, her çöküşten sonra yeni bir “ilkesel” değişimi savunurlar. Korkunun, anlamın, hiçliğin ve “anlamsız bir evrende” yalnız kalma umutsuzluğunun özelliklerini inceliyor ve neticede “dünyaya atılmışlık”ta (Heidegger) “her şeyin saçma, yaşamanın ve kendini öldürmenin anlamsız olduğu” bir çöküş duygusuna tanık olmaktadırlar.
İnsan konusunda köklü bir analizde bulunan Stirner, onu doldurulması gereken boş bir kap olarak algılamaz; Stirner’e göre insan doğası gereği tamamlanmış ve yaratıcı bir varlıktır ve hiçbir buyruk ya da emir olmaksızın kendini geliştirebilme yeteneğine sahiptir. Ancak bu yetenek bir “İnsan kavramı” değildir, çünkü Stirner her insanın bir ötekinden farklı olduğundan yola çıktığı için, her insanın kendine göre kendini geliştirebileceğini ileri sürer.
Bununla birlikte Batı felsefesi tarihinde çeşitli felsefesel düşünce ve akımlar gelişmiştir, bunlardan biri de varoluş felsefesi ve onun aktif siyasal oluşumu varoluşçuluktur. Her ikisi de insanın aktüel durumunu varoluşun öz’den yabancılaşması olarak algılar. Varoluşumuz ve özümüz birbirinden kopmuş, ikiye ayrılmış ve birbirine yabancılaşmıştır. Bu konuda Sören Kierkegaard, Martin Heidegger, Gabriel Marcel, Karl Jaspers ve Jean-Paul Sartre gibi birçok filozof kendi felsefesel düşüncelerini yapılandırmışlardır. Her biri bilimsel ya da dinsel bir sistemin kuramını hazırlayıp insanlığa sunmuştur. Kierkegaard ve Jaspers dinsel bir varoluşçuluk taslağı çizerken, Heidegger ve Sartre bunun ateist şeklini geliştirmişlerdir. Sonuç olarak Sartre, Heidegger’in gizemsel Varlık kavramından uzaklaşıp sadece İnsan’ı merkeze alarak kendi felsefesine “hümanist” demiştir. Tüm bu dinsel, bilimsel ve öteki kuramlarla çok daha önce Max Stirner ilgilenmiş ve Sartre ve Heidegger öncesinde insanın “dünyaya atılmışlığını” farklı kavramlarla dile getirmiştir ve bu düşünceden yola çıkarak da Kendi-olma (Eigenheit) ve Biricik “kavramını” yapılandırmıştır.
Stirner ve Çağdaşları
Stirner dönemi filozoflar (Hegel, Marx, Feuerbach, Proudhon vb.) Tanrı’yı öte dünyadan bu dünyaya taşıyıp yeni nominalarla taçlandırırlarken, Stirner, başyapıtında (Biricik ve Mülkiyeti, 1844) tek tümceyle tüm felsefesel, sosyolojik ve dinsel tanrılara meydan okur: “Hiçbir şey Benden üstün değildir”. Bununla tüm fantazmaları (tanrıları, putları, nominaları) silip süpürüp yerine Ben’i koymuştur. Neredeyse dönemin tüm filozofları tamamlanmış düşünce sistemleri sunmaktaydı; Stirner her bir sistemde yeni bir efendi görür, dolayısıyla her birini saplantı (fixe Idee) olarak adlandırır. Bu saplantılı düşünce sistemleri Feuerbach’ta tanrılaştırılan İnsan, Marx’ta sosyalizm, Hegel’de devlet ideolojisi, Proudhon’da Töre, Fichte’de mutlak Ben’dir vb. Birer üstben ürünü olan tüm bu ideolojileri hayaletler olarak betimleyen Stirner, filozofların İnsan’ı Tanrı’nın elinden alıp farklı tanrıların kucağına koymakla yeni bir şey yapmadıklarını, sadece eskiyi yeni adlarla devam ettirdiklerini ileri sürer ve tüm tanrılarla birlikte, diğer filozofların tersine, tanrı-hizmetçilerini de ateşe atar. (Bu güçlü alevler daha sonra Nietzsche’ye de ulaşacaktı, ve Nietzsche Tanrı’nın öldüğünü “müjdeleyecek” kadar cesaret gösterecekse de yeni bir Tanrı’ya, “Üstinsan”a, boyun eğecekti.)
Stirner ve Sartre
1) Varoluş ve Kendi-olan
İnsan konusunda köklü bir analizde bulunan Stirner, onu doldurulması gereken boş bir kap olarak algılamaz; Stirner’e göre insan doğası gereği tamamlanmış ve yaratıcı bir varlıktır ve hiçbir buyruk ya da emir olmaksızın kendini geliştirebilme yeteneğine sahiptir. Ancak bu yetenek bir “İnsan kavramı” değildir, çünkü Stirner her insanın bir ötekinden farklı olduğundan yola çıktığı için, her insanın kendine göre kendini geliştirebileceğini ileri sürer. Tam olarak: Tek tek insanlardan yola çıkar. Sartre’ın “otantik” dediği düşünce Stirner’in “Kendi-olma” düşüncesine yakındır. Sartre’ın ilkesi: “Varoluş özden önce gelir.”[1] Stirner: “Elbette duyularım olmaksızın düşünemem. Ne var ki düşünebilmek ve duyumsamak için, yani soyut ve duyusal için, her şeyden önce Bana gereksinimim vardır, hem de şu çok bariz olana, Biricik’e. […] Düşünmemin öncesinde – Ben – varım.”[2] Demek ki: Düşünmenin sahibi benim ve düşünme benim mülkiyetimdir. Sartre’ın bazı felsefesel kavramları Stirner’in felsefesiyle belirli bir noktaya kadar örtüşüyor. Aşağıda buna açıklık getireceğim.
İlk tümce Stirner’in felsefesiyle kısmen örtüşür. Stirner: “Kendi-olan kökeninde özgürdür.” Buradaki köken sözcüğü Kendi-olanın doğrudan doğasını kasteder. Bütün insanlar Kendi-olan ise, o zaman bütün insanlar özgürlüğe mahkumdur.
Sartre’ın “Bulantı”adlı romanını Stirner’in felsefesini temel alarak incelerken, öteki eserlerini de göz önünde bulunduracağım. Stirner, Batı felsefesinde Kinikçilerden sonra yabancılaşma kavramını kapsamlı bir şekilde araştıran ve gün ışığına çıkaran ilk filozoftur. Proudhon ve Marx’tan da önce.
“Bulantı”nın protagonisti Antoine Roquentin için yaşam anlamını tamamen yitirir. Yaşamanın bir anlamı olmadığı gibi özkıyımın da bir anlamı kalmaz. Şeylere ve insanlara duyduğu tiksintinin köküne inmeye çalışır Roquentin.
Stirner’e göre birey, içselleştirdiği dış dünyanın değerlerinden, örneğin toplumsal değerlerden arınırsa, arı ve ona özgü bir Ben’e sahip olabilir. “Bulantı”nın protagonisti içselleştirdiği tüm toplumsal değerlerden arınmakla meşguldür. Aslında roman Stirner’in “Meselemi Hiç’e bıraktım” tümcesiyle sonuçlanır; ancak önemli bir farkla: Roquentin genel değerlerden ve varoluşundan kendisinden iğrenirken Hiç’in melankolik dalgasına kapılır, hazzın ve yeniden yaratımın kapıları kapanır üzerine. Hüzünlü bir bakışla varoluşu ve onun insansal gelişimlerini izler. Roquentin’a oranla Stirner’in Biricik’i şenlik dalgaları yansıtır; yıkımını gerçekleştirdiği değerlerin ardından şöyle der: “Sen ey çilekeş Alman halkım – neydi acın, ıstırabın? Canlanamayan bir düşüncenin acısıydı seninkisi, horozların her ötüşünde hiçliğe karışan ve yine de mutluluğun ve kurtuluşun özlemini çeken bir tinsel hayaletin acısıydı. Benim içimde de uzun zamanlar yaşadın ey sevgili – düşünce, ey sevgili – hayalet. […] Kal sağlıcakla ey milyonların rüyası, çocuklarının binyıllık zalim anası kal sağlıcakla! Yarın seni mezara taşıyacaklar, ve çok yakında kardeşlerin, diğer halklar, ardından gelecek. Hepsi sıra sıra mezarlarına indirildiğinde – işte o zaman insanlık âlemi gömülmüş olacaktır. Ve Ben, kendi-olan Ben, onun gülen mirasçısı olacağım![[3]](https://itaatsiz.org/2020/05/07/max-stirner-ve-varolusculuk-a-la-jean-paul-sartre-h-ibrahim-turkdogan/#_edn3)
Bu fark ilkesel bir önem içerir. Melankoli Hıristiyanlığın öteki dünya öğretisinin harabelerinden doğmuş bir psikolojik zedelenmişliktir. Sartre, Roquentin’ı Hiç’in melankolik dalgalarından kurtarmak için, onu daha sonraki eserlerinde yeni tanrılarla tanıştırır. Bu tanrılardan biri “hümanizmdir”, bir başkası da “diyalektik Marksizm”. Sartre’ın otantizm kavramı, “yeni” bir etik üzerinden yaşam ümidi taşır, bu da onu öteki düşünce sistemlerinden farklı kılmaz. Stirner’e göre bu kavramlar da her düşünce sistemi gibi bireyin deforme edilmesi anlamına gelir. Bu nedenle de Stirner yeni bir genel etik kavramı yapılandırmaktan özenle uzak durur.
2) Özgürlük ve Kendi-olma
Sartre’ın özgürlük felsefesini temellendiren ilk tümcesi: “İnsan özgürlüğe mahkumdur.”[4] İkinci tümcesi: “Başkalarının özgürlüğünü amaç edinemediğim sürece kendi özgürlüğümü amaçlayamam.”[5]
Başkalarının özgürlüğünü amaçlayan Sartre’ın özgürlük düşüncesi temelde Kant’a dayanır: “Bir kişinin özgürlüğü başka bir kişinin özgürlüğünün başladığı yerde biter.” Bu da Herkesin Herkesle savaşıdır; insanın varlığından bu yana gezegenimizin doğal hâli budur
İlk tümce Stirner’in felsefesiyle kısmen örtüşür. Stirner: “Kendi-olan kökeninde özgürdür.” Buradaki köken sözcüğü Kendi-olanın doğrudan doğasını kasteder. Bütün insanlar Kendi-olan ise, o zaman bütün insanlar özgürlüğe mahkumdur. Ancak mesele bu kadar kolay değil. Kendi-olmayı bu kontekste tüm sosyolojik fantazmalardan (kimliklerden) arınmış bireyin varoluşunu anlayabiliriz. Ancak bu durumda her insanın özgür olmadığını söylemek gerekir, çünkü insanların büyük çoğunluğu sosyolojik kimliklerle var olabilmektedirler. Bu nedenle Stirner Kendi-olanı özgür olandan ayırır. Burada ilk ayrım başlar. İkinci ayrım daha da çarpıcıdır. Sartre’ın ikinci tümcesine karşılık olarak Stirner yalnızca Kendini ve kendi özgürlüğünü göz önünde bulundurur. Bununla Herkesin Herkesle savaşını ilân eder. Özgürlük Stirner’de ikincildir. Birincil olan Kendi-olma ve Kendi-olandır: “Kendi-olma Sizi kendinize geri dönmeye davet eder ve der ki: ‘Kendine gel!’ Özgürlüğün himayesi altında birçok şeyden kurtulacaksınız, ancak yeni şeyler size acı verecektir: ‘Kötü olandan kurtuldunuz, ama kötülük kaldı’. Kendi-olan olarak gerçekten Herşey’den kurtulacaksınız ve üzerinize yapışanlar olursa da bu Sizin tercihiniz ve seçiminizdir, sizin keyfinizdir. Kendi-olan özgür doğar, doğuştan özgürdür; Özgür ise, sadece özgürlük müptelasıdır, hayalcidir, hayalperesttir.”
Başkalarının özgürlüğünü amaçlayan Sartre’ın özgürlük düşüncesi temelde Kant’a dayanır: “Bir kişinin özgürlüğü başka bir kişinin özgürlüğünün başladığı yerde biter.” Bu da Herkesin Herkesle savaşıdır; insanın varlığından bu yana gezegenimizin doğal hâli budur. Tüm toplumsal kuramlar, tüm düşünce sistemleri, tüm sosyolojik ütopyalar bu kaçınılmaz savaşı yenemediği gibi, onun üzerine kurulmuştur. Stirner’e göre filozofların esas yanılgılarından biri tek tek insanları bir İnsan kavramında bütünleştirmeye çalışmalarıdır. Hiçbir filozof yoktur ki bireysel bir felsefe yapılandırabilsin; en bireyselci filozoflar bile genel bir Birey kuramını çizmişlerdir, bireylerin kendisini değil. Bunun, olanaksız olmamakla birlikte, ne kadar zor olduğunu Stirner’in Biricik betimlemesinde görmek mümkün. Özgürlük bağlamında söylenebilecek birkaç şey daha var.
Sartre ile söylemek gerekirse: İnsan öncelikle yalnızca vardır ve kendisini nasıl şekillendirirse, odur. Yani kendisini oluşturduğu şeyden başka bir şey değildir. Stirner’in buna itirazı olmaz. Eğer şu üç olguyu temel alırsak, bireyin onlara göre kendini geliştirebileceğini kaydedebiliriz: Buradalık (dünyaya atılmışlık), sonluluk ve faktisite (olgusallık). Bu şekliyle birey kendini Kendi-olma (Eigenheit) ve olanaklılık (olasılık) olarak algılar. Kendi-olmayı belirleyen olanaklılıktır. Kendime verebileceklerim olanaklarımla sınırlıdır. Olanaklarım özgürlüğümü belirler.
Şimdi, toplumsal hiçbir değer yargıyı olumlamayan Stirner gibi bir filozofla, toplumsalsız yaşamayı düşünemeyen Sartre gibi bir filozof aynı yolda daha uzun birlikte yürüyemezler.
Stirner der ki, eğer Tanrıyı, Zeus’u, kralı vb. tahtından indirme gücüne sahipsem, bunu yapma hakkına da sahibim. Bu tümcede genel ahlaksal hiçbir değer göremeyeiz; ne dinsel ne insansal, ne tanrısal ne metafiziksel bir değer. Ancak tümcede gizli olan bir “ahlak oyunu” vardır. Herkesin Herkesle savaşı! Hiçbir ideoloji doğrudan ve dolayımsız bunu ifade etmez. Her ideoloji her zaman üstü kapalı ve dolayımlı ifade eder. Ve asas olarak da hak ve adalet kavramlarına dayandırır; bu iki kavramı da ahlak çerçevesine alır. Sonuç olarak güçlünün güçsüze karşı savaşının meşrulaştırılması adına bu dolayımlı betimleme insanların tarihsel geleneği haline gelmiştir. Stirner’in farkı; bu oyuna katılmamasıdır; bu oyunu kökten yadsımasıdır. Sözcüğün sözcük anlamıyla karşımıza tüm değerlerden arınmış yalın bir düşünür çıkar. Bu kontekstteMauhtner yerinde bir analizde bulunur: Stirner “dünyaya sığmayacak ve dolayısıyla açlıktan ölecek kadar biricikti; o, politik bir önder değildi, sadece iç dünyasında bir başkaldırandı, çünkü onu insanlarla birleştirecek ortak bir dil bile yoktu.”[6]
Sartre’ın sosyalizmi doğal olarak Ben’lerin ilgisinden uzak töresel bir toplum için düşünülmüş bir kuramdır. Toplumsal düzenle birlikte Herşeyin absürtlüğünü “Bulantı”da tutarlı bir şekilde gün ışığına çıkaran Sartre, daha sonraki eserlerinde (Varoluşçuluk bir Hümanizm midir? / Varlık ve Hiç) insansal özü Marksist bir toplumda yaşayacak olan töresel İnsan olarak adlandıracaktır.
Hiçbir pedagojik buyruk Stirner’de onurlandırılmaz; her biri ona göre bir bahane ve şaklabanlıktır. Stirner ile bir toplum inşa edilemez (zaten böyle bir istemi olduğu söylenemez), Sartre ile inşa edilebilen bir toplum ise ancak ikiyüzlü olacaktır, her toplum gibi. Diğer taraftan Stirner’in önemi düşünce sistemlerine dair tutarlı analizleri ve bireye bireysel değişimlere dair sunduğu alternatiflerdir. Özgürlüğü sorgularken bireyin önemini öne çıkarır: “Peki, nelerden kurtulup özgürleşeceğiz? Herşeyden. Demek ki: bütün perdeleri kaldırılacak, bütün kabukları – kırılacak çekirdek Ben’im.” […] Ama bizzat bu Ben’e özgürlüğün sunacak hiçbir şeyi yoktur.” Felsefe tarihinde özgürlük sorusunu bu şekilde sorgulayan bir filozofa Stirner dışında pek rastlanmaz: “Ben özgür olduktan sonra ne olması gerektiğine dair özgürlüğün söyleyecek sözü yoktur, tıpkı hükümetlerimizin tutukluyu, cezasının bitiminde serbest bırakıp kimsesizliğe terk etmeleri gibi.”[7] Birey gerçekten Herşeyden özgürleşmek mi ister? Yoksa daha çok Herşeyi elde mi etmek ister? Bireyin elde etmek istedikleri var, kurtulmak istedikleri var. Burada önemli olan bireyin Kendi-olarak kendi ilgi ve çıkarları için karar vermesidir.
Roquentin henüz us’la boğuşmaktadır. Bir taraftan özgürleşmek (arınmak) ister, diğer taraftan kendi yalınlığına pratik bir ifade verebilecek durumda (olanaklık/erk) değildir. Varoluşun ve toplumsalın yoğunluğuyla baş başadır. Bu yoğunluktan çıkabilmesi için “Kendine dönmesi” gerekir ki özgürleşebilsin.
3) Egoistlerin Birlikteliği ve Toplumsal
Roquentin silkeleniyor, Kendine geri dönmeye çalışıyor, ancak buradalıktan haz almıyor. Onu çevreleyen gündelik yaşam, sahi olmamalık fazla geliyor ona, altından çıkamıyor o devasa gücün. Yakalandığı melankoli hastalığı bireysel dirilişine engel oluyor. Sartre, protagonistine bir çözüm sun(a)mamaktadır. Roquentin, melankoli adında bir çıkmaz sokaktadır, bir şeytan çemberine hapsolmuştur. Sartre, protagonistini orada bırakır. Daha sonraki eserlerinde ama melankoliden uzak, hatta ihtiras gibi afektler bile içermeyen bir toplumsallık sunar. Adı: Sosyalizm.
Sartre’ın sosyalizmi doğal olarak Ben’lerin ilgisinden uzak töresel bir toplum için düşünülmüş bir kuramdır. Toplumsal düzenle birlikte Herşeyin absürtlüğünü “Bulantı”da tutarlı bir şekilde gün ışığına çıkaran Sartre, daha sonraki eserlerinde (Varoluşçuluk bir Hümanizm midir? / Varlık ve Hiç) insansal özü Marksist bir toplumda yaşayacak olan töresel İnsan olarak adlandıracaktır. Varolanın, adsızın özgür edimi yeni bir toplum düzeninin hizmetçiliğine indirgenecektir.
“Varoluş” “yeni” adlar ve “yeni” unvanlarla şekillenecektir: “Hümanist”, “Sosyalist”, “Marksist” vb. Bundan böyle insanlığın tek kurtarıcısı komünizm olacaktır. Bir toplumsallık üzerinden birey “İnsan olabiliyor” ancak. Sartre bir ideal insan imgesini takip ediyor, bu şekilde ifade etmese de. Neticede sosyalizm gibi bir sistem bireyin bireysel keyfiliğini önemsemeyeceği gibi, baskılayacaktır. Bu durumda İnsan erekleştirilerek bir ödev, bir ideal, bir meslek haline getirilir. Şu anki benliği köpük ve gölgeden oluşmaktadır. Kant’ın “İnsan eğitilmesi gereken tek canlıdır”[8] tümcesi Sartre felsefesinin temel taşlarından birini oluşturur. Böylece çoğunlukça belirlenen bir genel oydaşma, bir kategorik buyruk Sartre hümanizmini belirlemiş olur.
Stirner’in buradalığı tiksinti değil, haz yönelimlidir. Parolası: Buradayım ve haz alıyorum. Tıpkı bir bitki gibi kendi iç dinamiğime göre nefes alıyorum.
Stirner kendini hedeflemez, kendini başlangıç noktası yapar. Ve toplumsala alternatif olarak “Egoistlerin Birlikteliği”ni sunar. Genel toplumsal düzene alternatif olarak bu birliktelikle gücünü büyüterek kendi ilgilerini yaşamak ister; “Egoistlerin Birlikteliği” bir kuram olmamakla birlikte, bir tür geçici, yani gerekli olduğu sürece yaşayan bir projedir. Amacı kendine hizmet etmektir, töresel ya da başka bir kuruma değil. Her birliktelik katılımcısı yalnızca kendi ilgisine yöneliktir, hiçbir görevi yoktur; ilgisi bittiği an onu o birliktelikte hiçbir şey tutamaz. Ve bu projenin içeriğini ancak katılımcıları belirler. “Egoistlerin Birlikteliği” bireylerin kendi güçlerini daha da keskinleştirebilecekleri bir güçtür. Toplulukta birey egoisttir, toplumda insansal. Topluluğa karşı borcu yoktur, topluma her şeyini borçludur, çünkü genel bir yasaya karşı sorumludur.
“Egoistlerin Birlikteliği”ni bir partiye benzetebiliriz. Her katılımcı kendi ilgisi doğrultusunda oradadır. Bir partide ise her katılımcı çeşitli görevlerle yükümlüdür. İlkinde birey gönüllüdür, ikincisinde zorunludur. Birinde yaşamdan zevk alır, diğerinde değer yargılarla, ödevlerle, ideallerle çevrilidir, ilkinde yaşam enerjisini tüketir, ikincisinde tüketilir. Toplum bireylerin sırtından yaşar. Sartre’ın toplumunda Stirner bir Kendi-olarak barınamaz.
Topluluk bir araçtır, toplumsa bir amaç. Toplulukta birey bir Kendi-olandır, toplumda yalnızca bir üyedir. Ve sadece üyelik haklarından yararlanır. Aynı zamanda üyelik ödevleriyle yükümlüdür. Pedagoji, klasik adıyla terbiye, toplumun bileşenlerinden biridir. Toplum bireye sınırlar koyar, toplulukta bireyin çıkış noktası ve yargıcı kendisidir. Çıkarları doğrultusunda bir iletişim kurabilir ya da iletişimi bozabilir. Kimseden bir şey talep etmez, kimseye karşı yükümlülük taşımaz.
“Bulantı”da her şey rastlantısal ve absürttü, şimdiyse sosyalizm gibi bir sistem Sartre’da bir anlam kazanıyor. Toplum Sartre’ı mutlu kılar, Stirner’i tiksindirir.
4) Buradalık ve Haz
“İşte o zaman bulantı beni yakaladı; banketin üzerine yığıldım.[…] Kusmak geliyordu içimden.”
-Sartre-
Stirner’in buradalığı tiksinti değil, haz yönelimlidir. Parolası: Buradayım ve haz alıyorum. Tıpkı bir bitki gibi kendi iç dinamiğime göre nefes alıyorum. Stirner’in varoluşu varoluşçuluk değildir, çeşitli giysilerle sahneye çıksa da, hiçbir giysi kutsanmadan yerini bir sonrakine bırakır.
“Varoluşçuluk bir Hümanizm mi dir?” adlı eserinde Sartre, Dostojevski’nin “Tanrı yoksa, her şey mübahtır” tümcesini örnekleyerek, ateist varoluşçuların insanı şu an bir “taslak” olarak algıladıklarını ve yukarıda saydığım bileşenlerle bu “taslağı” Tanrı’dan ve dinsel öğretilerden bağımsız olarak şekillendirdiklerini ileri sürer. Çünkü Tanrı’nın olmayışı bir ateist için hiçbir şeyi mübah kılmaz. Buraya kadar sorun yok.
Sartre’ın ateizmi Feuerbach’ın İnsan kavramını anımsatır. Feuerbach’ın ateizmi, Hıristiyanlık öğretisine göre Herşeyin ölçütü olan Tanrı’nın yerine İnsan’ı temel alır.
Sartre’ın “taslak” kavramı ve ateizmi konumuz gereği önemlidir. “Taslak insan”, kendini daima yenileyendir; bu bir bakıma Stirner’in Biricik’iğle örtüşür, çünkü Biricik de kendini daima yeniler. Ve bu yenileme Biricik’in gündelik şekilleridir. Biricik kendini amaçlamaz, kendini tüketir, her an neyse odur. Ancak Biricik bir taslak değildir, Biricik doğası gereği zaten bir bütündür, gündelik şekillenmeleri onun gelişimindeki geçici adlarıdır. Ve bu adlar onun ilgisine göre değişir, sabit değildir. Çünkü her sabit düşünce ve edim bir fixe Idee’dir. Stirner’in bir sosyalist olma çabası yoktur, vicdanlı bir insan olma eğilimi olmadığı gibi.
Sartre’ın ateizmi Feuerbach’ın İnsan kavramını anımsatır. Feuerbach’ın ateizmi, Hıristiyanlık öğretisine göre Herşeyin ölçütü olan Tanrı’nın yerine İnsan’ı temel alır. İnsan’dır artık Herşeyin ölçütü. Feuerbach, Tanrı’yı yok sayarken, onun yerine İnsanı getirir, bununla İnsanı yüceleştirir. Bu nedenle Stirner Feuerbach ve döneminin öteki ateist filozoflarına hitaben “ateistlerimiz dindar insanlardır. […] En azgın ateist, en inançlı Hristiyan’dan daha az dindar değildir”[9] der. Sonuç olarak sadece adlar değişti: Tanrı’nın yerini İnsan aldı. Sartre’ın ateizmi de aynı eleştiriye layıktır. Nedir Sartre’ın ateizmi? Var olan bütün Hıristiyan değerleri devralmak. Vicdan, pedagoji, sevgi, aile, toplumsal sorumluluk kısacası sosyolojik tüm değerler devam ettirilir. Değişen nedir? Gökten indirilen Tanrı’ya vicdanda yer verilir, tam olarak: Tanrı’nın bizzat kendisine dönüşür vicdan. Ateist vicdan: Hümanizm. Sartre ile birlikte tüm varoluşçular bu toplumsal bileşenler üzerine kuramlarını yapılandırırlar. Dolayısıyla Stirner’in ateizm eleştirisi güncelliğini en yüksek düzeyde korumaktadır.
“Varoluş, özden önce gelir tümcesi” bu aşamadan sonra tersini dile getiriyor. Ateistin vardığı yer yalın varoluş değil, öz’leşen nominadır: Sosyalizm vb. Yalın varoluş varoluşçuluğa dönüşürken beraberinde yeni tanrılar doğuruyor. Bu durumda haz Kendi-olanın kendi hazzı değil, bir nominanın hazzıdır.
Kitabının “İlişkilerim” bölümünde dünyayla ilişkisini şöyle ifade eder Stirner: “Benim dünyayla ilişkim onun tadını çıkarmak ve onu böylelikle kendi öz-hazzım için kullanmaktır. İlişki, dünya-hazzıdır ve benim – öz-hazzıma aittir.” Ve bu haz Ben ile Öteki arasında bir tahakküm ilişkisine neden olmaz: “Ne Sen benden yüce varlıksın ne de Ben senden.”[10]
Elbette Stirner tiksinme duygusunu tattı, elbette varoluşsallık ve toplumsallık karşısında Roquentin gibi aynı ikilemleri yaşadı, ancak “Biricik ve Mülkiyeti” tüm bu ikilemleri aşan ve hazzını yeniden keşfeden bir Biricik’in dünyasıdır.
Bir yetkinlik olarak us “Bulantı”da parçalanır. Roquentin, kendi seçimi olan izolasyonda acının uç noktasında yaşar. Üstbenden neredeyse tamamen kurtulacakken tiksintinin dalgalarına kapılır. Tiksinti ona kendini bulma yollarını gösterir, aynı zamanda ama onu izolasyona iter. Protagonist sarsıntı yaşar, Meselesini Hiç’e bırakmak üzereyken. Neticede, içselleştirilen üstbenini dışlarken, kendi Ben’ini de dışlar. “Tiksinti” (bulantı) budur.
Sartre daha sonraki eserlerinde Roquentin’ı “Bulantı”nın kasvetinden kurtarır. Ne var ki Kendi-olan bir Biricik olarak yeniden yaratabileceğine, nominalarla taçlandırır onu. Sonuç: Roquentin nominaların mekânı olan üstbenini geri alır. Ancak onun yerine Ben’ini sonsuza dek kaybeder. Sartre’ın yalınlığı, otantik düşüncesi hayaletlere karışır ve Stirner gülümser.
[1] Jean-Paul Sartre: Drei Essays, Ullstein, 1989, s. 32. (Metin boyunca ad verilmediği sürece çeviriler bana aittir.)
[2] Max Stirner: Biricik ve Mülkiyeti, Norgunk, s. 309 ve 320.
[3] Stirner, a.g.e, s. 195-196.
[4] Sartre, a.g.e, s. 16.
[5] Sartre, a.g.e, s. 32.
[6] Fritz Mauthner: Der Atheismus und seine Geschichte im Abendlande. Viertes Buch. Georg Olms Hildesheim, 1963. s. 210.
[7] Stirner, a.g.e, s. 149.
[8] Immanuel Kant: Der Denker und Erzieher, Deutsche Buchgemeinschaft, Berlin 1961, s. 346.
[9] Stirner, a.g.e, s. 167, 40
[10] Stirner, a.g.e, s. 41.
http://projektmaxstirner.de/maxpaul.html?fbclid=IwAR3alLjnHhYDNQeOApj6hZzSYl4Xbcxl1SQDkpdDLnW-TBr13GgKZuykjQg
submitted by karanotlar to u/karanotlar [link] [comments]


2020.05.03 10:19 rsahiner 8. SINIF 4. ÜNİTE HZ. MUHAMMED’İN ÖRNEKLİĞİ BİR SURE TANIYORUM KUREYŞ SURESİ VE ANLAMI KONU DEĞERLENDİRME ETKİNLİĞİ

8. SINIF 4. ÜNİTE HZ. MUHAMMED’İN ÖRNEKLİĞİ BİR SURE TANIYORUM KUREYŞ SURESİ VE ANLAMI KONU DEĞERLENDİRME ETKİNLİĞİ

 Yukarıda bulunan etkinlik açılmazdıysa lütfen aşağıdaki linki tıklayınız
https://h5p.org/node/811479
  1. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ 4. ÜNİTE HZ. MUHAMMED’İN ÖRNEKLİĞİ BİR SURE TANIYORUM KUREYŞ SURESİ VE ANLAMI KONU DEĞERLENDİRME ETKİNLİĞİ yap. Bilgini test et. Kureyş Suresi ve anlamı konusundaki bilginizi test edebileceğiniz eğlenceli bir online oyun daha. Derslerinizde öğrencilerinize uygulayabileceğiniz harika dini oyunlar. Derslerde öğrencileri gruplara ayırıp, yarışma şeklinde de işleyebilirsiniz. 8. sınıf öğrencilerinin ilgisini çekebilecek ve tekrar etmelerini sağlayacak Kureyş Suresi ve anlamı konusunu öğrenmelerini kolaylaştıracak güzel bir dini oyun. 8. SINIF 4. ÜNİTE HZ. MUHAMMED’İN ÖRNEKLİĞİ BİR SURE TANIYORUM KUREYŞ SURESİ VE ANLAMI KONU DEĞERLENDİRME ETKİNLİĞİ ile bilgilerini ve Bir Sure Tanıyorum: Kureyş Suresi ve Anlamı konusunu öğren, tekrar et ve eğlen. Kureyş Suresi ve anlamını biliyor musun?

Bir Sure Tanıyorum: Kureyş Suresi ve Anlamı KONU KAZANIMLARI:

8.4.9. Kureyş suresini okur, anlamını söyler.
Sevgili öğrenciler, sizlerin 8. SINIF 4. ÜNİTE HZ. MUHAMMED’İN ÖRNEKLİĞİ BİR SURE TANIYORUM KUREYŞ SURESİ VE ANLAMI KONU DEĞERLENDİRME ETKİNLİĞİ konusunu pekiştirmeniz amacıyla hazırlanan bu etkinliği yapmadan önce, aşağıdaki ders videosunu tekrar izlemenizi tavsiye ederiz.
https://www.trtizle.com/sinif8/8-sinif-din-kulturu-ve-ahlak-bilgisi/ders-5-bir-sure-taniyorum-kureys-suresi-ve-anlami-1864127
8. SINIF 4. ÜNİTE HZ. MUHAMMED’İN ÖRNEKLİĞİ ünitesi ile ilgili diğer etkinliklerimiz:
http://resulsahiner.com/kureys-suresi-tekrarli-egitim-videolari-kureys-suresi-ezberleme-videolari/
http://resulsahiner.com/hz-muhammedin-hayatindan-ornek-davranisla
http://resulsahiner.com/8-sinif-4-unite-hz-muhammedin-ornekligi-hz-muhammed-a-s-in-insanlara-deger-vermesi-konu-degerlendirme-etkinligi/
  1. SINIF 4. ÜNİTE HZ. MUHAMMED’İN ÖRNEKLİĞİ BİR SURE TANIYORUM KUREYŞ SURESİ VE ANLAMI KONU DEĞERLENDİRME ETKİNLİĞİ, kureyş suresi, Kureyş suresi fazileti, Kureyş süresinden çıkarılabilecek mesajlar, Kureyş Suresi ezberle, Kureyş Suresi îlâf ne demek,Kureyş Suresi Tefsiri, Maun suresi ve anlamı, Kureyş Suresi Arapça yazılışı, Kureyş Suresi İndir, kureyş suresi yarışma, resulsahiner.com Resul ŞAHİNER dini oyunlar,islami oyunlar,dini yarışmalar,islami yarışmalar,islami yarışma soruları,kuran yarışması,ücretsiz dini oyunlar,ücretsiz islami oyunlar,
📷
↑ Grab this Headline Animator
Yeni etkinliklerden anında haberdar olmak için ve daha fazlası için
📷 📷 📷
Facebook sayfamızı beğenebilirsiniz: https://www.facebook.com/resulsahinercom/
Twitter'dan takip edebilirsiniz: https://twitter.com/resulsahiner
İnstagramdan takip edebilirsiniz: https://www.instagram.com/resulsahiner.com1
Telegram kanalımız: https://t.me/resulsahiner
Etkinlik hazırlanmasını istediğiniz konuları Facebook sayfamızdan bize iletebilirsiniz: https://www.facebook.com/resulsahinercom/
Resul ŞAHİNER
📷 Etkinliklerden Anında Haberdar olmak İçin Lütfen Buraya Tıklayınız.
DİNİ OYUNLAR
İSLAMİ OYUNLAR
DİNİ YARIŞMALAR
dini oyunlar islami oyunlar dini yarışmalar islami yarışmalar islami yarışma soruları kuran yarışması
submitted by rsahiner to u/rsahiner [link] [comments]


2020.05.03 10:10 rsahiner 6. SINIF 4. ÜNİTE HZ. MUHAMMED’İN (S.A.V.) HAYATI Bir Sure Tanıyorum: NASR SURESİ VE ANLAMI KONU DEĞERLENDİRME ETKİNLİĞİ

Yukarıdaki etkinliği Eba'ya yükleyerek öğrencilerinizle etkileşim olarak paylaşabilirsiniz. Bunun için gerekli olan zip dosyasını aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.
Eba etkileşimli yükleme dosyası indir

6. SINIF 4. ÜNİTE HZ. MUHAMMED’İN (S.A.V.) HAYATI Bir Sure Tanıyorum: NASR SURESİ VE ANLAMI KONU DEĞERLENDİRME ETKİNLİĞİ

  1. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ 4. ÜNİTE 6. SINIF 4. ÜNİTE HZ. MUHAMMED’İN (S.A.V.) HAYATI NASR SURESİ VE ANLAMI KONU DEĞERLENDİRME ETKİNLİĞİ yap. Bilgini test et. Nasr Suresi ve Anlamı konusundaki bilginizi test edebileceğiniz eğlenceli bir online oyun daha. Derslerinizde öğrencilerinize uygulayabileceğiniz harika dini oyunlar. Derslerde öğrencileri gruplara ayırıp, yarışma şeklinde de işleyebilirsiniz. 6. sınıf öğrencilerinin ilgisini çekebilecek ve tekrar etmelerini sağlayacak Nasr Suresi ve anlamını öğrenmelerini kolaylaştıracak güzel bir dini oyun. 6. SINIF 4. ÜNİTE HZ. MUHAMMED’İN (S.A.V.) HAYATI NASR SURESİ VE ANLAMI KONU DEĞERLENDİRME ETKİNLİĞİ ile bilgilerini ve Nasr Suresi ve anlamın öğren, tekrar et ve eğlen. Nasr suresi nasıl okunur biliyor musun?
6. SINIF 4. ÜNİTE HZ. MUHAMMED’İN (S.A.V.) HAYATI NASR SURESİ VE ANLAMI KONU DEĞERLENDİRME ETKİNLİĞİ ile ilgili kazanımlar:

6.4.4. Nasr suresini okur, anlamını söyler.

Nasr suresi ile ilgili kısa açıklamalara yer verilir; surede verilen mesajlar belirlenir.

Sevgili öğrenciler, sizlerin 6. SINIF 4. ÜNİTE HZ. MUHAMMED’İN (S.A.V.) HAYATI Nasr Suresi ve Anlamı konusunu pekiştirmeniz amacıyla hazırlanan bu etkinliği yapmadan önce, aşağıdaki ders videosunu tekrar izlemenizi tavsiye ederiz.
https://www.trtizle.com/sinif6/6-sinif-din-kulturu-ve-ahlak-bilgisi/ders-6-bir-sure-taniyorum-nasr-suresi-ve-anlami-1961798
Etkinliği yeteri kadar iyi çözemediysen üzülme. Aşağıdaki linkten konuyu tekrar edebilirsin..
http://resulsahiner.com/nasr-suresi-tekrarli-egitim-videolari-nasr-suresi-ezberleme-videolari
6. SINIF 4. ÜNİTE HZ. MUHAMMED’İN (S.A.V.) HAYATI ünitesi ile ilgili diğer etkinliklerimiz:
http://resulsahiner.com/6-sinif-4-unite-hz-muhammedin-s-a-v-hayati-hz-muhammedin-s-a-v-daveti-medine-donemi-konu-degerlendirme-etkinligi/
http://resulsahiner.com/peygamber-efendimizin-hayatindaki-onemli-olaylari-ve-tarihleri-eslestirme-etkinligi/
http://resulsahiner.com/nasr-suresi-tekrarli-egitim-videolari-nasr-suresi-ezberleme-videolari/
  1. SINIF 4. ÜNİTE HZ. MUHAMMED’İN (S.A.V.) HAYATI Bir Sure Tanıyorum: NASR SURESİ VE ANLAMI KONU DEĞERLENDİRME ETKİNLİĞİ , İzaca suresi Nasıl OKUNUR, Nasr Suresi ezberle, Nasr Suresi arapça, Nasr Suresi Fazileti, nasr suresi nasıl okunur, nasr suresi okunuşu, nasr suresi anlamı,izaca okunuşu, izaca anlamı,resulsahiner.com Resul ŞAHİNER dini oyunlar,islami oyunlar,dini yarışmalar,islami yarışmalar,islami yarışma soruları,kuran yarışması,ücretsiz dini oyunlar,ücretsiz islami oyunlar,
📷
↑ Grab this Headline Animator
Yeni etkinliklerden anında haberdar olmak için ve daha fazlası için
📷 📷 📷
Facebook sayfamızı beğenebilirsiniz: https://www.facebook.com/resulsahinercom/
Twitter'dan takip edebilirsiniz: https://twitter.com/resulsahiner
İnstagramdan takip edebilirsiniz: https://www.instagram.com/resulsahiner.com1
Telegram kanalımız: https://t.me/resulsahiner
Etkinlik hazırlanmasını istediğiniz konuları Facebook sayfamızdan bize iletebilirsiniz: https://www.facebook.com/resulsahinercom/
Resul ŞAHİNER
📷 Etkinliklerden Anında Haberdar olmak İçin Lütfen Buraya Tıklayınız.
dini oyunlar islami oyunlar dini yarışmalar islami yarışmalar islami yarışma soruları kuran yarışması
submitted by rsahiner to u/rsahiner [link] [comments]


2020.05.02 00:41 emrecann150 Google Haritalarda Yükselme ilk Sırada Çıkmak

Sınırlı bir bütçeniz varsa, bir web sitesi oluşturun ve çalıştırın. Bu web sitesini Google'ın ilk sayfalarından kaldırmanız yorucu olabilir. Bu amaçla, Google'ı çok basit ve kullanımı kolay bir işletme hesabını yönetmek için kullanabilirsiniz. Google, bölgesel olarak büyümek, ücretsiz bir web sitesi kurmak ve müşterilerinize ulaşmak için en kolay ve en kolay yolumdur. Google My Business olarak da bilinir. Bunun, tekrar kar sayan küçük işletme sahipleri için gerekli olduğunu söyleyebiliriz. Bu, özellikle işletme hesaplarını aktif olarak kullanan herhangi bir şirket için çok doğru ve yüksek bir müşteri getirisidir. Bir hesap acıyorsa ve ilgilenmiyorsanız, işletmenizin kart grafiklerini yukarı taşıma şansı çok düşüktür. Bu hesapları öncelikle Google Harita' reklam vermek için yönetmelisiniz. Etkin bir zil sesi hesabı, zaman içinde konumunuzu iyileştirerek sizi ödüllendirecektir.
Google Haritalar'a gitmek için kolay bir yöntem yok gibi görünüyor. SEO iş listelerinde yerinizi hemen artıracak bir yöntem de yoktur. Bilmeniz gereken en önemli şey, My Busines hesabınızı aktif olarak kullanarak ve kalan zamanı bırakarak doğru adımları takip etmektir. "Sevgili öğretmenim, Google Harita kullanmak istiyoruz. Siz çalıştınız ve bunu yaptığınızda kalktınız. 50 yorum ve 100 yıldız yaptık, ama birincinin zirvesinde değildik. Bana yardım et" Elbette sana yardım edelim. Öğrendiklerinizi düzelterek başlayalım. İlk olarak, rakiplerinizin harita konumlarını listelemek için bu yöntemi kullanamazsınız. Bu tür işleri yapıyorlar mı? Hayır, bu tür kısa süreli çalışmalar şu anda mümkün değildir.

Rakiplerinizin harita konumlarını aşmasını nasıl sağlayabilirsiniz?

Şirketinizi bulamıyor musunuz? Bilgilerinizi girin ve güncelleyin
İşletmenizi önce Google Harita bulamıyorsanız, hesabınıza giriş yapın. Gerekli öğeleri tamamlayın ve onay için bekleyin. Hesabınızdaki eksiklikleri giderin. İstediğiniz tüm bilgileri girin. Kategorilerdeki hatalı davranışlar nedeniyle Google, onay adresinize zarftaki bir kodu gönderir. Son yıllarda, bu sayfa çok dakik oldu ve şu anda Türkiye Postası'nda. Sonuç odaklı çalışma tatmin edici bir çalışma olmamasına rağmen. Onay kodunu 15 günden fazla bir süre içinde alabilirsiniz. Veya asla gelmez.
Doğrulama kodunuz yoksa, lütfen Google ile iletişim kurun.
Doğrulama kodu geldiyse veya hesabınız bir doğrulama kodu olmadan etkinleştirildiyse, devam edeceğiz.
Tüm verileri girin
Organik arama sonuçlarından en fazla tıklamayı alan yerler, haritadaki yerel konumlardır. Doğru ve eksiksiz bir işletme hesabı her zaman daha iyi durumdadır. Müşterilerinizin işletmenizle ilgili yerleri, içeriği, çalışma saatlerini ve görsel belgeleri tam ve doğru bir şekilde kullanabilmesi için tam bilgileri girin. Bu, kullanıcı deneyimi kazanmanın temel yoludur. İşletmenizle ilgili bilgilerdeki değişiklikleri yenileyin. Adres, telefon, web sitesi, ürünler ve içerik değişiklikleri gibi öğeleri güncel tutun.
Konumlarınızı kontrol edin
Google ürün konumlarınız ("İşletmem" gibi) doğru yeri göstermelidir. Himet bölgenizle alakasız bir pozisyon alırsanız, doğru durumdasınız demektir. Bu şirketleri onaylamak için Google, hizmet ziyaret eden ve alan kişilere genellikle kısa ziyaretler ve onay soruları gönderir. Burada böyle bir iletim var mı? Hayır istediğinde. Bir yanıt alırsanız, işletme konumunuzu silebilirsiniz. Gerçekten doğru yerde bulunan bir şirket bu gibi durumlara maruz kalmayacak. Yanlış pozisyonlar almayın. Adres değişirse, lütfen hemen güncelleyin.
Doğru çalışma saatlerini girin
Doğru sonuçları almak için gerçek çalışma saatlerinizi girin. Şirketinizin tatil günleri ve çalışma saatleri doğruysa, konumu görüntüleyen kişilere faydalı bilgiler vermelerinden yararlanırsınız. 24 saat hizmet sağlamayan bir kuruluş veya işletmenseniz, mesai saatleri dışında aç olduklarını belirten bir gönderiyle karşılaşan kişilere olumsuz puan verilir.
Yorumları yönetin ve yanıtlayın
İşletmenizden gerçek hesaplar ve gerçek ziyaretçiler hakkında ayrı ayrı yorum yapmasını isteyin. Puan ve Ste ve gerçek ziyaretçilerden yorumlar isteyin. Derecelendirme ve yıldız derecelendirmesi. Konumunuz hakkında yorum yapmak ve bu yorumlara yanıt vermek çok önemlidir. Etkinliği izleyenler için Google, kitleye her zaman en aktif yeri gösterir. Her bitişik nokta daha fazla trafik alır. Yorum yaptığınız kişilere yanıt verin ve soru sorun.
Fotoğraf ekle
Ziyaretçilerinizi, işletmeniz için yüklediğiniz resimlere ek olarak fotoğraf yüklemeye teşvik edin. Bu türü kullanırsanız, bir sonraki potansiyel müşteriniz için uyarıcı bir eylem olacaktır. Bu şekilde şirketiniz daha fazla insana ulaşır ve paylaşılır. Haritayı tıklayarak işletmeniz için daha fazla fikir edinen yeni ziyaretçileri paylaşın. Web sitenizi ziyaret edebilirsiniz. Google'ın tüm kullanıcıların hareketlerini analiz ettiğini unutmayın.

Google yerel sıralamayı nasıl belirler?

Yerel aramalar için Google listesinin mantığına bağlı olarak, sınıflandırma ölçütleri, kullanıcının aradığı içeriğin ve yakındaki konumun alaka düzeyine göre belirlenir. Tüm en iyi eşleşme yöntemleri arama için değerlendirilir ve sonuç sağlanır. Örneğin, arama yaparken, ceket içeriğine doğrudan bağlı yerel şirket en yakın olmasa bile, yüksek derecede içerik alaka düzeyine sahip uzak bir konum daha yüksek sırada görüntülenebilir. Bu algoritma tamamen Google'ın kendisi tarafından değerlendirilir. İşletme hesabınızı bağladığınız bir web siteniz varsa. Aradığınız bölgeye en yakın şirket olmasa bile, web sitenizin içeriğini hizmetinizle güncel tutabiliyorsanız, Google, sizden var olduğu için şirketin web sitesinin üst kısmından kaldırabilir.
ilgi
Alaka düzeyi, web sitenizdeki bilgilere ve iş noktasını oluştururken girdiğiniz bilgilere göre doğrulanır. Şüpheniz varsa, şirketinizin bilgilerini ve içeriğini incelemek için hemen Google işletme sayfama gidin. Müşterilerinizin sizi aramasını ve sizinle iletişim kurmasını istediğiniz adresi girin.
mesafe
Bu noktanın birçok kişi tarafından göz ardı edildiği bilinmektedir. Bu, alakasız arama sorguları almanıza veya şirketinizin manipülasyon sonuçlarından alakalı arama sorguları almamanıza neden olabilir. , arama motoru konum bilgilerinin daha doğru algılanması ile şirketinizi yanlış yerde etiketlemenin sonucudur. Başka bir yerde bulunan telefonlara ve İSS'nizden kullanılabilen telefonlara örnek olarak verilebilir. Hareket halindeki bir kişinin telefonu farklı bir şehirde veya şehirde olabilir. Alakasız bir teçhizat alabilirsiniz. Şirketinizi göremiyorsanız, cihazınızdaki konumunuz güncel olmayabilir. Bu gibi durumlarda Google, arama motorlarına en alakalı sonucu gösterebilir. Bir konuma atanmamışsanız, eksiksiz sonuçlar alırsınız. Ya da Donanmada geçirdiğiniz yerel işaretleri kullanırsınız. "Sinop Mantısı" yazan bir kişi kapandığında,Sinop bölgesinde Ravioli restoranları gösterebilir.
anlamı
Marka bilinirliğinin önemi, harita konumu sıralamasındaki yerinizi doğrudan etkiler. Tanınmış markaların gerçek sahiplerinin konumlarını ve internette sık aranan yerleri açıklamak mümkün değildir. Bununla birlikte, bu marka bilinirliği ve anlamdaki bu artışın, kurumların web sitelerindeki web araması sonuçlarından ilgili bilgilerle elde edildiğini unutmayın. İyi bir İnternet SEO altyapısı ile iyi bir strateji izleyen şirketler ve kurumlar, Google Map'deki konumlarıyla başarılı sonuçlar elde edecektir. Şirketinizin Google Haritalar'ı tanıtması için derecelendirme ve yıldız göndermek yeterli değildir. İyi bir web sitesi. Ziyaretçileri çeker ve SEO'ya göre tasarlanmıştır. Organik aramalar ilk sayfalarda da bulunabilir. Aferin yerel işletme web sitesi konumlarının (yerel SEO) Google haritalarında ilk ortaya çıkma olasılığı daha yüksektir.
İyi bir web siteniz yoksa, yani arama motorları için optimize edilmemiş bir web siteniz yoksa, sonuçlarınızı etkilemek için yukarı çıkmak zordur.

Google Harita ilerleme

Herkesin aslan için isteği değil mi? Google Haritalar'da ilk olun, rekabette öne çıkın ve ilk aradığınız kişi olun. Ancak, bu makalede açıkladığım gibi, bu sadece belirli adımları izleyerek mümkün değildir. Bu durumların analizi ve algoritması Google tarafından gizli tutulacaktır. Ancak yapılması gereken kurallara göre çalışır. Bu tek ve en doğru yöntemdir. Bu, tüm Google platformlarının doğru kullanımı yoluyla artış beklemenin en doğru yoludur. Google Haritalar'da birinciliği elde etmek için izlenmesi gereken teknikler, Google'ın size doğru sunduğu araçları kullanır.
Google Harita daha yüksek sıralama teknikleri
Bazı yöntemleri denediniz ve hala istediğiniz yerde olmadığını düşünüyorsunuz. İnan bana, çeşitli yerlere atladın. Google Haritalar'da en iyi sınıflandırma tekniklerini denediniz, ancak istediğiniz noktayı alamadınız. Endişelenme, desteğimizi alabilirsiniz. Ama önce size bazı isimleri hatırlatmama izin verin.
Google harita daha yüksek sıralama teknikleri;
Hiçbir noktayı kaçırmadan Google My Business listenizi tamamlayın ve içeriğinizi zenginleştirin. Bir göz atmalısın.
Web sitenizi SEO'ya göre ayarlayın. Geliştirin ve güncelleyin.
Google işinizi doğru kategoriye yerleştirdiğinizden emin olun.
Adreslerinizin en önemli yeri olan doğru telefon ve iletişim bilgilerinizi doğrulayın.
Ek şirket işlevlerini açın. Ürün ekleyin. Etkinlik ve haber ekleyin.
Web sitenizin adresinin tamamen bağlı olduğundan emin olun.
İşletme adresinizin, yönettiğiniz adresle ve diğer Google ürünlerini kullandığınız e-posta adresiyle eşleşmesine izin verin. Tek bir hesapla tüm web sitelerinizi ve yerlerinizi, reklamlarınızı ve analizlerinizi alırsınız.
Yerel ve gerçek lider hesaplardan güncel ve güncel yorumlar ve fotoğraflar almaya çalışın.
İşletme adresinizi paylaşın ve konum bilgilerinizi çok sayıda kişiyle eşleyin.
Bulmak isteyen kullanıcılar için web sitenizi ve içeriğinizi işletme hesabınıza girin.
Bu sorunlardan birini anlamadıysanız ve zamanınız yoksa, uzman yardımı alın.
Gerisini zaman içinde bırakın, Google bununla ilgilenecektir. Bunlar Google Harita en iyi sınıflandırma tekniklerinden sadece birkaçıdır. Google'ın her zaman son kelimeyi söylediğini unutmayın.
Google Haritalar'ı nasıl yükleyebilirim?
Şirketiniz rekabetin yorgun olduğu bir sektördeyse, biraz zor olabilir. Daha yaşlı ve daha deneyimli şirketler daha fazla kullanıcı deneyimi kazandıkça, rekabetin yoğun olduğu bir noktada haritadaki önemli sırlara ulaşmak zor olabilir. Şimdi "Google Harita ile nasıl yükleme yapabilirim?" Bu makalede cevaplandı. En baştan atladığınız nokta olmadığından emin olun. Rekabetçi bir sektörde çalışıyorsanız, web sitenizden konum haritanıza kadar kapsamlı ve SEO olarak çalışmalısınız. Aksi takdirde, diğer şirketlerin her zaman güzel bir pastası vardır. Bugün tüm adımları attınız ve henüz rakipleriniz arasında değilseniz, bir işletme hesabını zil ile beklemek ve yönetmek dışında bir seçeneğiniz yok.

Google Haritalar sıralamasında nasıl yeniden yükleyebilirim?

Bazı yerlerde eşdeğer bir yapı bulursanız, web sitenizin içeriği en önemli tavsiyedir. Her şey rekabete eşit veya ondan daha iyi. Ancak, Google Harita nasıl erişebileceğimi düşünüyorsanız, lütfen web sitenize iletişim kurmak istediğiniz kişilerin şartlarını ekleyin. Böylece rakiplerinizdeki bir strateji ile bunlardan kaçınabilirsiniz.
Marka bilinirliği izni arttırmalıdır. Bu şekilde, web aramanız ve yerel işletme web sitesi bilgileriniz zaman içinde doğrulandığından, iş noktanız listelerde çok gizli hale gelecektir.

Google aramalarında haritayı durdurma

Bir anlamda, bu henüz çözülmemiş bir olay. Bazı durumlarda, harita arama sonuçlarında arama sonuçlarının en üstünde yer alır, ancak organik aramanın sonunda birçok konu alanında görüntülenebilir. Bunun ana nedeni, haritadaki çalışma noktalarının daha az tıklanmasıdır. İnsanların aradıklarından oluşur. Google arama sorgularındaki tahsis tamamen kullanıcı deneyimiyle ilişkili olabilir. Bir SEO terimi ararken, harita üst sayfada görüntülenmez. Genellikle ilk sayfanın sonundadır. Burada, arama motorları harita üzerinde konumlar yerine bilgi sağlayan web sitelerine odaklanmak için SEO kelimesini kullanırlar. Kullanıcı deneyimi bu sayfaya aktığı için Google, alakasız bilgilere göre tercih edilen web sitelerine öncelik verir. Web tasarım kelimesinde, tam tersi. Web tasarım ajanslarının web siteleri haritanın altında gösterilmektedir. Bu, Google aramalarında bir tahsis örneğidir. Kullanıcının denemesi haritada bir konum bulmaya odaklanırsa, önce harita gelir. Aksi takdirde, harita sayfanın altında görünür.
Diger Makalelerime ulaşmak için buraya tıklayınız
submitted by emrecann150 to u/emrecann150 [link] [comments]


2020.05.02 00:40 emrecann150 Google Haritalarda Yükselme ilk Sırada Çıkmak

Sınırlı bir bütçeniz varsa, bir web sitesi oluşturun ve çalıştırın. Bu web sitesini Google'ın ilk sayfalarından kaldırmanız yorucu olabilir. Bu amaçla, Google'ı çok basit ve kullanımı kolay bir işletme hesabını yönetmek için kullanabilirsiniz. Google, bölgesel olarak büyümek, ücretsiz bir web sitesi kurmak ve müşterilerinize ulaşmak için en kolay ve en kolay yolumdur. Google My Business olarak da bilinir. Bunun, tekrar kar sayan küçük işletme sahipleri için gerekli olduğunu söyleyebiliriz. Bu, özellikle işletme hesaplarını aktif olarak kullanan herhangi bir şirket için çok doğru ve yüksek bir müşteri getirisidir. Bir hesap acıyorsa ve ilgilenmiyorsanız, işletmenizin kart grafiklerini yukarı taşıma şansı çok düşüktür. Bu hesapları öncelikle Google Harita' reklam vermek için yönetmelisiniz. Etkin bir zil sesi hesabı, zaman içinde konumunuzu iyileştirerek sizi ödüllendirecektir.
Google Haritalar'a gitmek için kolay bir yöntem yok gibi görünüyor. SEO iş listelerinde yerinizi hemen artıracak bir yöntem de yoktur. Bilmeniz gereken en önemli şey, My Busines hesabınızı aktif olarak kullanarak ve kalan zamanı bırakarak doğru adımları takip etmektir. "Sevgili öğretmenim, Google Harita kullanmak istiyoruz. Siz çalıştınız ve bunu yaptığınızda kalktınız. 50 yorum ve 100 yıldız yaptık, ama birincinin zirvesinde değildik. Bana yardım et" Elbette sana yardım edelim. Öğrendiklerinizi düzelterek başlayalım. İlk olarak, rakiplerinizin harita konumlarını listelemek için bu yöntemi kullanamazsınız. Bu tür işleri yapıyorlar mı? Hayır, bu tür kısa süreli çalışmalar şu anda mümkün değildir.

Rakiplerinizin harita konumlarını aşmasını nasıl sağlayabilirsiniz?

Şirketinizi bulamıyor musunuz? Bilgilerinizi girin ve güncelleyin
İşletmenizi önce Google Harita bulamıyorsanız, hesabınıza giriş yapın. Gerekli öğeleri tamamlayın ve onay için bekleyin. Hesabınızdaki eksiklikleri giderin. İstediğiniz tüm bilgileri girin. Kategorilerdeki hatalı davranışlar nedeniyle Google, onay adresinize zarftaki bir kodu gönderir. Son yıllarda, bu sayfa çok dakik oldu ve şu anda Türkiye Postası'nda. Sonuç odaklı çalışma tatmin edici bir çalışma olmamasına rağmen. Onay kodunu 15 günden fazla bir süre içinde alabilirsiniz. Veya asla gelmez.
Doğrulama kodunuz yoksa, lütfen Google ile iletişim kurun.
Doğrulama kodu geldiyse veya hesabınız bir doğrulama kodu olmadan etkinleştirildiyse, devam edeceğiz.
Tüm verileri girin
Organik arama sonuçlarından en fazla tıklamayı alan yerler, haritadaki yerel konumlardır. Doğru ve eksiksiz bir işletme hesabı her zaman daha iyi durumdadır. Müşterilerinizin işletmenizle ilgili yerleri, içeriği, çalışma saatlerini ve görsel belgeleri tam ve doğru bir şekilde kullanabilmesi için tam bilgileri girin. Bu, kullanıcı deneyimi kazanmanın temel yoludur. İşletmenizle ilgili bilgilerdeki değişiklikleri yenileyin. Adres, telefon, web sitesi, ürünler ve içerik değişiklikleri gibi öğeleri güncel tutun.
Konumlarınızı kontrol edin
Google ürün konumlarınız ("İşletmem" gibi) doğru yeri göstermelidir. Himet bölgenizle alakasız bir pozisyon alırsanız, doğru durumdasınız demektir. Bu şirketleri onaylamak için Google, hizmet ziyaret eden ve alan kişilere genellikle kısa ziyaretler ve onay soruları gönderir. Burada böyle bir iletim var mı? Hayır istediğinde. Bir yanıt alırsanız, işletme konumunuzu silebilirsiniz. Gerçekten doğru yerde bulunan bir şirket bu gibi durumlara maruz kalmayacak. Yanlış pozisyonlar almayın. Adres değişirse, lütfen hemen güncelleyin.
Doğru çalışma saatlerini girin
Doğru sonuçları almak için gerçek çalışma saatlerinizi girin. Şirketinizin tatil günleri ve çalışma saatleri doğruysa, konumu görüntüleyen kişilere faydalı bilgiler vermelerinden yararlanırsınız. 24 saat hizmet sağlamayan bir kuruluş veya işletmenseniz, mesai saatleri dışında aç olduklarını belirten bir gönderiyle karşılaşan kişilere olumsuz puan verilir.
Yorumları yönetin ve yanıtlayın
İşletmenizden gerçek hesaplar ve gerçek ziyaretçiler hakkında ayrı ayrı yorum yapmasını isteyin. Puan ve Ste ve gerçek ziyaretçilerden yorumlar isteyin. Derecelendirme ve yıldız derecelendirmesi. Konumunuz hakkında yorum yapmak ve bu yorumlara yanıt vermek çok önemlidir. Etkinliği izleyenler için Google, kitleye her zaman en aktif yeri gösterir. Her bitişik nokta daha fazla trafik alır. Yorum yaptığınız kişilere yanıt verin ve soru sorun.
Fotoğraf ekle
Ziyaretçilerinizi, işletmeniz için yüklediğiniz resimlere ek olarak fotoğraf yüklemeye teşvik edin. Bu türü kullanırsanız, bir sonraki potansiyel müşteriniz için uyarıcı bir eylem olacaktır. Bu şekilde şirketiniz daha fazla insana ulaşır ve paylaşılır. Haritayı tıklayarak işletmeniz için daha fazla fikir edinen yeni ziyaretçileri paylaşın. Web sitenizi ziyaret edebilirsiniz. Google'ın tüm kullanıcıların hareketlerini analiz ettiğini unutmayın.

Google yerel sıralamayı nasıl belirler?

Yerel aramalar için Google listesinin mantığına bağlı olarak, sınıflandırma ölçütleri, kullanıcının aradığı içeriğin ve yakındaki konumun alaka düzeyine göre belirlenir. Tüm en iyi eşleşme yöntemleri arama için değerlendirilir ve sonuç sağlanır. Örneğin, arama yaparken, ceket içeriğine doğrudan bağlı yerel şirket en yakın olmasa bile, yüksek derecede içerik alaka düzeyine sahip uzak bir konum daha yüksek sırada görüntülenebilir. Bu algoritma tamamen Google'ın kendisi tarafından değerlendirilir. İşletme hesabınızı bağladığınız bir web siteniz varsa. Aradığınız bölgeye en yakın şirket olmasa bile, web sitenizin içeriğini hizmetinizle güncel tutabiliyorsanız, Google, sizden var olduğu için şirketin web sitesinin üst kısmından kaldırabilir.
ilgi
Alaka düzeyi, web sitenizdeki bilgilere ve iş noktasını oluştururken girdiğiniz bilgilere göre doğrulanır. Şüpheniz varsa, şirketinizin bilgilerini ve içeriğini incelemek için hemen Google işletme sayfama gidin. Müşterilerinizin sizi aramasını ve sizinle iletişim kurmasını istediğiniz adresi girin.
mesafe
Bu noktanın birçok kişi tarafından göz ardı edildiği bilinmektedir. Bu, alakasız arama sorguları almanıza veya şirketinizin manipülasyon sonuçlarından alakalı arama sorguları almamanıza neden olabilir. , arama motoru konum bilgilerinin daha doğru algılanması ile şirketinizi yanlış yerde etiketlemenin sonucudur. Başka bir yerde bulunan telefonlara ve İSS'nizden kullanılabilen telefonlara örnek olarak verilebilir. Hareket halindeki bir kişinin telefonu farklı bir şehirde veya şehirde olabilir. Alakasız bir teçhizat alabilirsiniz. Şirketinizi göremiyorsanız, cihazınızdaki konumunuz güncel olmayabilir. Bu gibi durumlarda Google, arama motorlarına en alakalı sonucu gösterebilir. Bir konuma atanmamışsanız, eksiksiz sonuçlar alırsınız. Ya da Donanmada geçirdiğiniz yerel işaretleri kullanırsınız. "Sinop Mantısı" yazan bir kişi kapandığında,Sinop bölgesinde Ravioli restoranları gösterebilir.
anlamı
Marka bilinirliğinin önemi, harita konumu sıralamasındaki yerinizi doğrudan etkiler. Tanınmış markaların gerçek sahiplerinin konumlarını ve internette sık aranan yerleri açıklamak mümkün değildir. Bununla birlikte, bu marka bilinirliği ve anlamdaki bu artışın, kurumların web sitelerindeki web araması sonuçlarından ilgili bilgilerle elde edildiğini unutmayın. İyi bir İnternet SEO altyapısı ile iyi bir strateji izleyen şirketler ve kurumlar, Google Map'deki konumlarıyla başarılı sonuçlar elde edecektir. Şirketinizin Google Haritalar'ı tanıtması için derecelendirme ve yıldız göndermek yeterli değildir. İyi bir web sitesi. Ziyaretçileri çeker ve SEO'ya göre tasarlanmıştır. Organik aramalar ilk sayfalarda da bulunabilir. Aferin yerel işletme web sitesi konumlarının (yerel SEO) Google haritalarında ilk ortaya çıkma olasılığı daha yüksektir.
İyi bir web siteniz yoksa, yani arama motorları için optimize edilmemiş bir web siteniz yoksa, sonuçlarınızı etkilemek için yukarı çıkmak zordur.

Google Harita ilerleme

Herkesin aslan için isteği değil mi? Google Haritalar'da ilk olun, rekabette öne çıkın ve ilk aradığınız kişi olun. Ancak, bu makalede açıkladığım gibi, bu sadece belirli adımları izleyerek mümkün değildir. Bu durumların analizi ve algoritması Google tarafından gizli tutulacaktır. Ancak yapılması gereken kurallara göre çalışır. Bu tek ve en doğru yöntemdir. Bu, tüm Google platformlarının doğru kullanımı yoluyla artış beklemenin en doğru yoludur. Google Haritalar'da birinciliği elde etmek için izlenmesi gereken teknikler, Google'ın size doğru sunduğu araçları kullanır.
Google Harita daha yüksek sıralama teknikleri
Bazı yöntemleri denediniz ve hala istediğiniz yerde olmadığını düşünüyorsunuz. İnan bana, çeşitli yerlere atladın. Google Haritalar'da en iyi sınıflandırma tekniklerini denediniz, ancak istediğiniz noktayı alamadınız. Endişelenme, desteğimizi alabilirsiniz. Ama önce size bazı isimleri hatırlatmama izin verin.
Google harita daha yüksek sıralama teknikleri;
Hiçbir noktayı kaçırmadan Google My Business listenizi tamamlayın ve içeriğinizi zenginleştirin. Bir göz atmalısın.
Web sitenizi SEO'ya göre ayarlayın. Geliştirin ve güncelleyin.
Google işinizi doğru kategoriye yerleştirdiğinizden emin olun.
Adreslerinizin en önemli yeri olan doğru telefon ve iletişim bilgilerinizi doğrulayın.
Ek şirket işlevlerini açın. Ürün ekleyin. Etkinlik ve haber ekleyin.
Web sitenizin adresinin tamamen bağlı olduğundan emin olun.
İşletme adresinizin, yönettiğiniz adresle ve diğer Google ürünlerini kullandığınız e-posta adresiyle eşleşmesine izin verin. Tek bir hesapla tüm web sitelerinizi ve yerlerinizi, reklamlarınızı ve analizlerinizi alırsınız.
Yerel ve gerçek lider hesaplardan güncel ve güncel yorumlar ve fotoğraflar almaya çalışın.
İşletme adresinizi paylaşın ve konum bilgilerinizi çok sayıda kişiyle eşleyin.
Bulmak isteyen kullanıcılar için web sitenizi ve içeriğinizi işletme hesabınıza girin.
Bu sorunlardan birini anlamadıysanız ve zamanınız yoksa, uzman yardımı alın.
Gerisini zaman içinde bırakın, Google bununla ilgilenecektir. Bunlar Google Harita en iyi sınıflandırma tekniklerinden sadece birkaçıdır. Google'ın her zaman son kelimeyi söylediğini unutmayın.
Google Haritalar'ı nasıl yükleyebilirim?
Şirketiniz rekabetin yorgun olduğu bir sektördeyse, biraz zor olabilir. Daha yaşlı ve daha deneyimli şirketler daha fazla kullanıcı deneyimi kazandıkça, rekabetin yoğun olduğu bir noktada haritadaki önemli sırlara ulaşmak zor olabilir. Şimdi "Google Harita ile nasıl yükleme yapabilirim?" Bu makalede cevaplandı. En baştan atladığınız nokta olmadığından emin olun. Rekabetçi bir sektörde çalışıyorsanız, web sitenizden konum haritanıza kadar kapsamlı ve SEO olarak çalışmalısınız. Aksi takdirde, diğer şirketlerin her zaman güzel bir pastası vardır. Bugün tüm adımları attınız ve henüz rakipleriniz arasında değilseniz, bir işletme hesabını zil ile beklemek ve yönetmek dışında bir seçeneğiniz yok.

Google Haritalar sıralamasında nasıl yeniden yükleyebilirim?

Bazı yerlerde eşdeğer bir yapı bulursanız, web sitenizin içeriği en önemli tavsiyedir. Her şey rekabete eşit veya ondan daha iyi. Ancak, Google Harita nasıl erişebileceğimi düşünüyorsanız, lütfen web sitenize iletişim kurmak istediğiniz kişilerin şartlarını ekleyin. Böylece rakiplerinizdeki bir strateji ile bunlardan kaçınabilirsiniz.
Marka bilinirliği izni arttırmalıdır. Bu şekilde, web aramanız ve yerel işletme web sitesi bilgileriniz zaman içinde doğrulandığından, iş noktanız listelerde çok gizli hale gelecektir.

Google aramalarında haritayı durdurma

Bir anlamda, bu henüz çözülmemiş bir olay. Bazı durumlarda, harita arama sonuçlarında arama sonuçlarının en üstünde yer alır, ancak organik aramanın sonunda birçok konu alanında görüntülenebilir. Bunun ana nedeni, haritadaki çalışma noktalarının daha az tıklanmasıdır. İnsanların aradıklarından oluşur. Google arama sorgularındaki tahsis tamamen kullanıcı deneyimiyle ilişkili olabilir. Bir SEO terimi ararken, harita üst sayfada görüntülenmez. Genellikle ilk sayfanın sonundadır. Burada, arama motorları harita üzerinde konumlar yerine bilgi sağlayan web sitelerine odaklanmak için SEO kelimesini kullanırlar. Kullanıcı deneyimi bu sayfaya aktığı için Google, alakasız bilgilere göre tercih edilen web sitelerine öncelik verir. Web tasarım kelimesinde, tam tersi. Web tasarım ajanslarının web siteleri haritanın altında gösterilmektedir. Bu, Google aramalarında bir tahsis örneğidir. Kullanıcının denemesi haritada bir konum bulmaya odaklanırsa, önce harita gelir. Aksi takdirde, harita sayfanın altında görünür.
Diger Makalelerime ulaşmak için buraya tıklayınız
submitted by emrecann150 to blogs [link] [comments]


2020.04.26 12:58 rsahiner 6. SINIF 4. ÜNİTE HZ. MUHAMMED’İN (S.A.V.) HAYATI Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Daveti: Medine Dönemi 4 Veda Hutbesi ve Peygamber Efendimizin Vefatı KONU DEĞERLENDİRME ETKİNLİĞİ

6. SINIF 4. ÜNİTE HZ. MUHAMMED’İN (S.A.V.) HAYATI Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Daveti: Medine Dönemi 4 Veda Hutbesi ve Peygamber Efendimizin Vefatı KONU DEĞERLENDİRME ETKİNLİĞİ

  1. SINIF DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ DERSİ 4. ÜNİTE HZ. MUHAMMED’İN (S.A.V.) HAYATI Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Daveti: Medine Dönemi 4 Veda Hutbesi ve Peygamber Efendimizin Vefatı KONU DEĞERLENDİRME ETKİNLİĞİ yap. Bilgini test et. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Daveti: Medine Dönemi Veda hutbesi ve Peygamber efendimizin vefatı konusundaki bilginizi test edebileceğiniz eğlenceli bir online oyun daha. Derslerinizde öğrencilerinize uygulayabileceğiniz harika dini oyunlar. Derslerde öğrencileri gruplara ayırıp, yarışma şeklinde de işleyebilirsiniz. 6. sınıf öğrencilerinin ilgisini çekebilecek ve tekrar etmelerini sağlayacak Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Daveti: Medine Dönemini Veda hutbesi ve Peygamber efendimizin vefatını öğrenmelerini kolaylaştıracak güzel bir dini oyun. 6. SINIF 4. ÜNİTE HZ. MUHAMMED’İN (S.A.V.) HAYATI Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Daveti: Medine Dönemi 4 Veda Hutbesi ve Peygamber Efendimizin Vefatı KONU DEĞERLENDİRME ETKİNLİĞİ ile bilgilerini ve Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Daveti: Medine Dönemini ve veda haccını öğren, tekrar et ve eğlen. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Daveti: Medine Döneminde Veda haccında ve veda hutbesinde neler yaşandı biliyor musun?
6.4.3. Hz. Muhammed’in (s.a.v.) davetinin Medine Dönemini değerlendirir.

[h5p id="38"] 
Sevgili öğrenciler, sizlerin 6. SINIF 4. ÜNİTE HZ. MUHAMMED’İN (S.A.V.) HAYATI Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Daveti: Medine Dönemi 4 Veda Hutbesi ve Peygamber Efendimizin Vefatı konusunu pekiştirmeniz amacıyla hazırlanan bu etkinliği yapmadan önce, aşağıdaki ders videosunu tekrar izlemenizi tavsiye ederiz.
https://www.trtizle.com/sinif6/6-sinif-din-kulturu-ve-ahlak-bilgisi/ders-5-hz-muhammedin-daveti-medine-donemi-4-1864119
6. SINIF 4. ÜNİTE HZ. MUHAMMED’İN (S.A.V.) HAYATI ünitesi ile ilgili diğer etkinliklerimiz:
http://resulsahiner.com/6-sinif-4-unite-hz-muhammedin-s-a-v-hayati-hz-muhammedin-s-a-v-daveti-medine-donemi-konu-degerlendirme-etkinligi/
http://resulsahiner.com/peygamber-efendimizin-hayatindaki-onemli-olaylari-ve-tarihleri-eslestirme-etkinligi/
http://resulsahiner.com/nasr-suresi-tekrarli-egitim-videolari-nasr-suresi-ezberleme-videolari/
  1. SINIF 4. ÜNİTE HZ. MUHAMMED’İN (S.A.V.) HAYATI Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Daveti: Medine Dönemi 4 Veda Hutbesi ve Peygamber Efendimizin Vefatı KONU DEĞERLENDİRME ETKİNLİĞİ, Veda hutbesi, Vedâ Hutbesi pdf,Vedâ Hutbesi özet,Veda Hutbesi gerçek mı,İslâm Ansiklopedisi Veda Hutbesi, Veda Haccı ve Peygamberimizin Vefatı, Peygamberimiz Vedâ haccını kaç yılında yaptı, Veda Hutbesi Anlamı, Vedâ haccının önemi, Veda Haccı maddeleri, Veda Hutbesi nedir kısaca anlamı, Veda Hutbesi gerçek mı,Veda Hutbesi kölelik, Peygamberimizin Veda hutbesinde okuduğu âyet,Veda Hutbesi araştır,peygamber efendimizin vefatı, Peygamber Efendimizin vefatı hangi yıl, Peygamber Efendimizin ölümü ve defni, Peygamber efendimizin vefat tarihi, Peygamber efendimizin ölüm tarihi gün ay yıl, Peygamber Efendimizin vefatı kısaca, Peygamber Efendimizin Ölümü ve Azrail, Peygamber Efendimiz neden 63 yaşında vefat etti, Peygamber Efendimizin ölümünden sonra yaşanan olaylar, Veda Hutbesi Maddeleri, mekke ve medine dönemi (2 cilt) hz. muhammed'in (s.a.v.) hayatı ve islam daveti,haz muhammed'in hayatı pdf indir,Hz Muhammed'in Hayatı pdf,hz muhammed'in daveti mekke dönemi,hz muhammed'in mekke dönemi,hz muhammed'in daveti medine dönemi,hz muhammed'in medine dönemi,Peygamberimizin Mekke Dönemi maddeler halinde,Peygamberimizin Mekke yılları kısaca,Mekke Dönemi olayları maddeler halinde,Peygamberimizin medine Dönemi maddeler halinde,Peygamberimizin medine yılları kısaca,medine Dönemi olayları maddeler halinde, resulsahiner.com Resul ŞAHİNER dini oyunlar,islami oyunlar,dini yarışmalar,islami yarışmalar,islami yarışma soruları,kuran yarışması,ücretsiz dini oyunlar,ücretsiz islami oyunlar,
📷
↑ Grab this Headline Animator
Yeni etkinliklerden anında haberdar olmak için ve daha fazlası için
📷📷
Facebook sayfamızı beğenebilirsiniz: https://www.facebook.com/resulsahinercom/
Twitter'dan takip edebilirsiniz: https://twitter.com/resulsahiner
İnstagramdan takip edebilirsiniz: https://www.instagram.com/resulsahiner.com1
Etkinlik hazırlanmasını istediğiniz konuları Facebook sayfamızdan bize iletebilirsiniz: https://www.facebook.com/resulsahinercom/
Resul ŞAHİNER
📷 Etkinliklerden Anında Haberdar olmak İçin Lütfen Buraya Tıklayınız.
dini oyunlar islami oyunlar dini yarışmalar islami yarışmalar islami yarışma soruları kuran yarışması
submitted by rsahiner to u/rsahiner [link] [comments]


2019.11.01 22:21 negative_tenebrais İshak'ın Güncesi

(FanArt)
  1. Kısım - Ali
merhaba. bu günceyi aklıma gelen her ihtimale karşı, geride bir iz bırakmak için yazıyorum. öğrendiklerim silinip gitmesin, sesim kaybolmasın istiyorum.
ben İshak Çiçek. 21.03.1980, sakarya doğumluyum. ailem çok önceleri doğubayazıtdan sakaryaya göçmüşler. nedenini bilmemekle beraber (sanıyorum ekonomik nedenler, ben kendimi sakaryalı olarak addediyorum), yine sakarya üniversitesinde fen bilgisi öğretmenliği okudum, o süreçte maalesef annemi kaybettim ve okulu bir yıl uzatıp 2001 yılında mezun oldum. babamla yalnız kaldığımızdan, kuzgunluya tayinim çıkınca onu da götürmek istedim ama kendisi annemin kabrini yalnız bırakmak istemedi. yaşlılığından ve deprem travmasından dolayı bu kederli ortamda onu bırakmak istemesem de, ısrar etmekten yorulduğum için, onu, okulda tanıştığım ve benim tayinim çıktığı sırada hala son sınıfta okuyan nişanlıma emanet ederek kuzgunluya doğru yola çıktım.
idealist bir öğretmen olmanın heyecanı içerisinde, yaşayacağım şeylerin karanlık doğasından milyonlarca kilometre uzağındaki bir saflıkta kasaba otogarında indim. daha önce muhtarı aradığımdan beni o karşıladı ve lojmana kadar eşlik edip kasabayı üstün körü ama neşeli bir sevecenlikle anlattı. muhtar, sonunda bir öğretmen geldiği için mutluydu. sürekli gülümseyen, kara gözlü bir adamdı. yakınlarda bir kasabadan daha bahsetti, o yol çok kullanılmaz, birbirimizi de pek sevmeyiz, lakin ben gide gele ordan evlendim hoca bey, yav insan dediğin baktığı gibi oluyor ya demişti o gün. şimdi biraz anlıyorum dediğini.
kuzgunlu kasabası hakkında ilk düşüncelerim bunca yıl sonra hala aklımda annemin gözleri gibi berrak duruyor, ne kadar ıssız ne kadar sınırsız bir yer diye düşünmüştüm.
küçük ve gelişmemiş bir kasaba olduğu için gelen öğretmenlerin hemen hepsi ilk ayında, araya birilerini sokarak gitmeye çalışıyordu. çelik fabrikası kurulmadan 7-8 yıl önce tabi, çok az imkan var. yeni öğretmen gelecek, atanan öğretmen gidecek derken neredeyse okulun tek hocası haline geldim o sıralar. yeni öğretmene büyük sorumluluk. dünyayı taşıyorum zannetmiştim.
ilk bir kaç ay, dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir hikaye gibi sıradan geçti. neşeli çocuklar, yeni öğretmen, çiçek olun, astronot denir hocam, resimlerde hep keçiler hep keçi resimleri.. kederli bir sevecenlikle, neredeyse tüm kasaba halkı beni kucaklamıştı. hatta inanır mısınız, bir keresinde orhan kuzgunlu bile selam vermek için sınıfa geldi ve derse katıldı (hala bu adamın üzerimdeki etkisi beni tüketiyor, hala varlığına kudretli bir şeymiş gibi davranıyorum, allahım beni affet, annem beni affet). şimdi düşünüyorum da, o gün çocukların tavırlarındaki değişiklik dikkatimi celbetmemiş değildi, lakin bu adamın efsane haline gelişindendir diye düşünmüşümdür herhalde. ayrıca gençliğimden olacak, neden bu adamın ilk haftasında bir öğretmeni sınıfta ziyaret ettiğine dair bir soru sormadım. insanları itaate zorlayan, başat bir aurası olduğunu inkar edemem. ilk haftamda bile beni etkileyen bir aura.. evet aura. bir fen bilgisi öğretmeninden beklenmeyecek laflar. şu an kendi mantığımda sığındığım şeylerin azlığına şaşarsınız.
ilk çocuk kaybolduğunda, henüz 3 aydır öğretmendim. kumral, yaşıtlarına göre hayli sakin bir çocuk. 19 ali. zeki, hatta belki kurnaz. annesinin yaptığı sıcak tandır ekmeklerinden bana sık sık getirirdi. tüm sınavlardan yüksek not alır ama asla sınıfta konuşmaz, ayrıca çantama kağıttan kuşlar bırakırdı. onun yaptığını biliyordum çünkü ödevleri kontrol ederken çantasında çokça o kuşlardan görmüştüm.
(ali ve altı kuş. bu çocuğun dikkat çekmek istediğinin farkındaydım. belki benimle konuşmak istiyordu. -tam altı kuş.- bu sürece dikkatli yaklaşmak ve pedagojik açıdan yanlışsız bir profil oluşturmak niyetindeydim. -tam altı..- beni anlamalısınız. ne olur anlayın, çünkü sadece iyi bir öğretmen.. kuş.. iyi bir öğretmen olmak istiyordum.)
sabah dersine girdimde gözlerim eksik bir yuvayı hemen tanıdı sınıfta. ali'nin derse neden gelmediğini sorduğumda, çocukların yüzünde garip ve nötr sayılabilecek bir ifade belirdi. kimse cevap vermeyince, alinin sıra ve oyun arkadaşı 83 kazım'a "yavrum ali nerede, hasta mı" dedim. kazım aynı nötr ifadeyle bana bakıp, hayatımın başka bir yöne (belki tersine) akmasına neden olacak o cevabı verdi;
"ali kim öğretmenim?"
şaşırdım. nasıl ali kim yavrum, sıra arkadaşın, dedim. cevap vermedi. cevabı bilmeyen her öğrenci gibi arkadaşlarına baktı. arkadaşları da sessizdi. ali kimdi. sınıf defterinde, kendi el yazımın arasından bile, 19 numaralı öğrencim, benim öğrencim, silinip gitmişti. hayır silinmemiş, hiç varolmamıştı. siz daha evvel, 9 yaşında ve hala sizinle konuşurken kekeleyen, kağıttan küçük kuşlar yapan, ödevlerine yıldız verirken gözleri parlayan, sıcak ekmek elini yakınca sizinde yüreğinizin yandığı bir çocuk kaybettiniz mi. ben kaybettim.
"çocukların bir yanlışlığı olmalı.. defter mi karışmış.." ders erken bitti. bu soru göğsümde yanan bir duman, ailesinin evine gittim. beni yine sevecenlikle karşıladılar. kadın tandırı çoktan söndürmüştü.
+"hayırdır öğretmen bey, çocuklardan sonra bizi de mi okutacaksınız."
- gülümsedim, gözlerim aliyi arıyordu. "niye olmasın, okumanın yaşı mı var efendim."
+"bakın hanım okuma bilmez ama benim ağabeyim bilgili görgülü adamdır, bana da öğretti çok şey. yetimhanenin muhasebeciliğini yapıyordu hatta. çok istedik aslında yetimhaneden bir çocuk almak, ağabeyimde yardımcı olacaktı hatta, orhan bey sık sık gelir gidermiş yetimhaneye, ağabeyim tanırmış onu. kırmaz beni dedi, yaa, kırmazmış ağabeyimi. ama nasip olmadı. iş güç. böylesi hayırlıymış. hanımla başbaşa kaldık."
- dayanamadım. "ali var ya. zeki de çocuk üstelik. dersleri çok iyi. sahi ali nerede, okula gelmedi bugün, onu soracaktım"
adam söylediklerimi yabancı bir dil konuşuyormuşum gibi dinledi. durdu. bir kere daha bir şeyler söyleyecek gibi oldu. ciddi olup olmadığıma baktı. öne eğilip "ali kim hoca efendi" dedi.
-ali, 19 numaralı ali. siz kayıt ettiniz ya okula, sizin çocuğunuz.
+öğretmen, sen hocasın bilgili adamsın, yarım saattir sana çocuğumuz yok, nasip olmadı diye anlattım. üstelik kaç aydır da buradasın. dalga mı geçiyorsun yoksa başka bir şey mi ima ediyorsun.
-bak mustafa abi. ben üç aydır buradayım. sınıfımda kim var, nerede oturur, ailesi nasıldır iyi bilirim. kendi çocuğunu nasıl hatırlamazsın, elimde yazılı kağıtları, kimliğinin nüshası var. azize yengenin taze ekmeklerinden getirirdi. kasabalı şakası mı bu.
azize yenge, karanlık ve boş gözlerle bana bakıyordu, "ben sana kiminle ekmek göndereyim hoca" dedi, sonlara doğru sesi çatallaştı. çocuğu yok diye suçluyorum zannetmişti galiba. ağlayarak içeri gitti.
+çıkar kimliğini çocuğun o zaman, diye bağırdı mustafa abi. eşinin ağlayışına hiddetlenmişti. lakin beni kovmak da yanlış geliyordu, gözlerinden okuyordum bunu.
-gel benimle, dedim. yolda muhtarı da alacaktık. en azından bu işlerden anlayan biri olsa iyi olur diye düşünmüştüm. bunlar çocuğun başına bir iş getirmiş olmasınlar dedim içimden. yalnızlığın verdiği korku bir zehirdir, bir yerde diziniz kırılır, sırtınız bükülür. ya eğilirsiniz, ya eğilirsiniz.
işte şimdi, size, hep beraber unuttuğumuz bir ali'yi anlatacağım. tek başına hatırlayacağıma hep beraber unuttuğumuz ali'miz. ne kararan bir belleğin ilk neziriydi ali, ne son olmuştu.

-----2. kısım - Hatırlamak----
(bir çok yanmış ve yırtılmış sayfa arasından, tarihi bilinmeyen o "olay"dan sonra yaşananları anlatan okunaklı kısa bir metin çıkar mektuptan)
...h..ge..d.. kal.. çi.. cad..
kur.. ley.. ayi.. ka.. so..
...kaybolan çocukların sayısı arttıkça, kuzgunluya geri dönmem gerektiği gerçeğiyle her gece baş başa kalıyorum. oradan ayrılmanın bedelini babamın hayatıyla ödedim. şimdi kendi karanlığımın içine bükülerek yıllarca kaçtığım bu gerçeklerin kemiklerime düğümlenmiş olduğunu farkediyorum. boşuna ödenmiş bir bedel.. belki karşılığında alevden bir sessizlik bağışlandı bana. belki tam karşılıksız değil. bu bir ceza. işkence tahtasının üzerindeki sabırsız kımıldayışımla beklediğim bir ceza.
filiz ile ilişkimizi devam ettiremedik. zaten onun sevdiği ve tanıdığı adam, yıllar önce kuzgunludaki o gece gitti. bu yüzden suçlayamam onu. aksine, bana kanser teşhisi konduktan sonra arayıp sorduğu için teşekkür edebilirim ancak. beni affet filiz.
diğer kaybolan çocukları neden takip etmediğimi soracak olanlar olabilir. fakat anlattığım gibi; ali'nin bıraktığı kuşları takip etmeseydim, onun varlığının bile benim hayal ürünüm olduğunu zannedebilirdim. beni ormandaki o mağaraya sürükleyen ipuçları için, gece kapıma gelen o genç çocuğa teşekkür ederim. eğer kim olduğunu bilseydim, onun avuçlarından öperdim. çünkü bu ızdırap dolu yaşantımın bir anlamı varsa, biliyorum ki ali'yi hatırlamak içindir. bellek bir panzehirdir. kasaba halkını bu zamandan ve mekandan kopartan şeyleri bulmak isteyenler, hatırladıklarını değil, unuttuklarını arasın.
mağaranın içinden çıkan merdivenlerin sonunda vardığı yere, bugün çelik fabrikası kurulmuş durumda. yani orhan kuzgunlu'yu bulacağınız yerler mutlaka dağ ve sorkun yaylası arasında ilmek ilmek dokunmuş bir örümcek ağının parçaları olacaktır. fakat eğer o ağda dolaşabiliyor, yine de hiçbir şey bulamıyorsanız, onun sizin bulacağından emin olabilirsiniz.
yankı çiçekleri, karanlıkta ali'min ismini haykırıyor. yoruldum. bu gece uyuyacağım, annemin sesi geliyor içeriden, kokusunu tenimde hissediyorum. beni çağırıyor. ali'de içeride galiba. kağıttan bir kuş kondu pencereme.
babamda geldi. gitmem lazım. gözlerinizden öperim. yarın kuzgunlu'ya gideceğim.
yarın kuzgunluya gideceğim.

yarın kuzgunluya gideceğim.

yarın bu işi bitireceğim.
----------------------
----------------------
----------------------
sevgili kahya ve abbas. ben ishak'ın eski nişanlısı filiz. maalesef ishak hocayı yıllar önce kaybettik. tedavi gördüğünü bildiğim için düzenli olarak arıyordum. aramalarıma cevap vermediği bir zaman endişelenip, hastaneyi aradım ama oradan ayrılmıştı. eşim ile evine gittik. kendisini bu mektubun başında vefat etmiş bulduk. biz gitmeden 2 gün önce hayatını kaybetmişti.
mektubun yanında ve etrafta bolca kağıt vardı fakat.. nasıl anlatsam bilmiyorum.. yazdıkları kararmış gibiydi. sanki kağıt ısınmış ve kararmış. bir çok kez kuzgunluya kendim gitmek istedim bu yazdıklarından, okuduklarımdan sonra. lakin eşim ve çocuğum için endişelendim. radyonuzu duyunca, bu metinlere sahip çıkacağınızı düşündüm. ama asıl önemlisi, ishak'ı unutmayın diye gönderiyorum bunları. ben son nefesimde bile kendi ailemi ve ishak'ı ve ali'yi unutmamaya yemin ettim. o yüzden onca zaman sakladım bunları.
bir de ishak'ı anne ve babasının yanına defnettiğimizde bizden başka kimse yoktu cenazede lakin, genç bir çocuğu da hayal meyal hatırlıyorum. ağlamaktan bitap düştüğüm için soramadım. eşimde bir öğrencisi zannetmiş. bu o mektupta bahsettiği ona yardım eden genç olabilir mi. ama öyle olsa, bunca yıl sonra hala nasıl böyle kalabilmiş.. yani.. aklım artık almıyor bazı şeyleri
ne olur bana deli demeyin. artık bu hatıratı yalnız taşımanın yükü ağır geliyor. inanılmak istiyorum çünkü ben ishak'a inanmamıştım. o öldükten sonra, avuçlarında o kağıttan kuşu bulunca, ona yaptığım haksızlığın, onu yalnız bırakmanın cezasını da böyle ödüyorum. kabulümdür.
sevgilerle.
filiz.
submitted by negative_tenebrais to KuzgunFM [link] [comments]


2019.10.24 19:10 negative_tenebrais İshak'ın Güncesi 2. kısım - Hatırlamak

(bir çok yanmış ve yırtılmış sayfa arasından, tarihi bilinmeyen o "olay"dan sonra yaşananları anlatan okunaklı kısa bir metin çıkar mektuptan)

...h..ge..d.. kal.. çi.. cad..
kur.. ley.. ayi.. ka.. so..
...kaybolan çocukların sayısı arttıkça, kuzgunluya geri dönmem gerektiği gerçeğiyle her gece baş başa kalıyorum. oradan ayrılmanın bedelini babamın hayatıyla ödedim. şimdi kendi karanlığımın içine bükülerek yıllarca kaçtığım bu gerçeklerin kemiklerime düğümlenmiş olduğunu farkediyorum. boşuna ödenmiş bir bedel.. belki karşılığında alevden bir sessizlik bağışlandı bana. belki tam karşılıksız değil. bu bir ceza. işkence tahtasının üzerindeki sabırsız kımıldayışımla beklediğim bir ceza.

filiz ile ilişkimizi devam ettiremedik. zaten onun sevdiği ve tanıdığı adam, yıllar önce kuzgunludaki o gece gitti. bu yüzden suçlayamam onu. aksine, bana kanser teşhisi konduktan sonra arayıp sorduğu için teşekkür edebilirim ancak. beni affet filiz.

diğer kaybolan çocukları neden takip etmediğimi soracak olanlar olabilir. fakat anlattığım gibi; ali'nin bıraktığı kuşları takip etmeseydim, onun varlığının bile benim hayal ürünüm olduğunu zannedebilirdim. beni ormandaki o mağaraya sürükleyen ipuçları için, gece kapıma gelen o genç çocuğa teşekkür ederim. eğer kim olduğunu bilseydim, onun avuçlarından öperdim. çünkü bu ızdırap dolu yaşantımın bir anlamı varsa, biliyorum ki ali'yi hatırlamak içindir. bellek bir panzehirdir. kasaba halkını bu zamandan ve mekandan kopartan şeyleri bulmak isteyenler, hatırladıklarını değil, unuttuklarını arasın.
mağaranın içinden çıkan merdivenlerin sonunda vardığı yere, bugün çelik fabrikası kurulmuş durumda. yani orhan kuzgunlu'yu bulacağınız yerler mutlaka dağ ve sorkun yaylası arasında ilmek ilmek dokunmuş bir örümcek ağının parçaları olacaktır. fakat eğer o ağda dolaşabiliyor, yine de hiçbir şey bulamıyorsanız, onun sizin bulacağından emin olabilirsiniz.
yankı çiçekleri, karanlıkta ali'min ismini haykırıyor. yoruldum. bu gece uyuyacağım, annemin sesi geliyor içeriden, kokusunu tenimde hissediyorum. beni çağırıyor. ali'de içeride galiba. kağıttan bir kuş kondu pencereme.
babamda geldi. gitmem lazım. gözlerinizden öperim. yarın kuzgunlu'ya gideceğim.
yarın kuzgunluya gideceğim.
yarın kuzgunluya gideceğim.
yarın bu işi bitireceğim.

----------------------
----------------------
----------------------

sevgili kahya ve abbas. ben ishak'ın eski nişanlısı filiz. maalesef ishak hocayı yıllar önce kaybettik. tedavi gördüğünü bildiğim için düzenli olarak arıyordum. aramalarıma cevap vermediği bir zaman endişelenip, hastaneyi aradım ama oradan ayrılmıştı. eşim ile evine gittik. kendisini bu mektubun başında vefat etmiş bulduk. biz gitmeden 2 gün önce hayatını kaybetmişti.
mektubun yanında ve etrafta bolca kağıt vardı fakat.. nasıl anlatsam bilmiyorum.. yazdıkları kararmış gibiydi. sanki kağıt ısınmış ve kararmış. bir çok kez kuzgunluya kendim gitmek istedim bu yazdıklarından, okuduklarımdan sonra. lakin eşim ve çocuğum için endişelendim. radyonuzu duyunca, bu metinlere sahip çıkacağınızı düşündüm. ama asıl önemlisi, ishak'ı unutmayın diye gönderiyorum bunları. ben son nefesimde bile kendi ailemi ve ishak'ı ve ali'yi unutmamaya yemin ettim. o yüzden onca zaman sakladım bunları.
bir de ishak'ı anne ve babasının yanına defnettiğimizde bizden başka kimse yoktu cenazede lakin, genç bir çocuğu da hayal meyal hatırlıyorum. ağlamaktan bitap düştüğüm için soramadım. eşimde bir öğrencisi zannetmiş. bu o mektupta bahsettiği ona yardım eden genç olabilir mi. ama öyle olsa, bunca yıl sonra hala nasıl böyle kalabilmiş.. yani.. aklım artık almıyor bazı şeyleri
ne olur bana deli demeyin. artık bu hatıratı yalnız taşımanın yükü ağır geliyor. inanılmak istiyorum çünkü ben ishak'a inanmamıştım. o öldükten sonra, avuçlarında o kağıttan kuşu bulunca, ona yaptığım haksızlığın, onu yalnız bırakmanın cezasını da böyle ödüyorum. kabulümdür.

sevgilerle.
filiz.
submitted by negative_tenebrais to wiredpeople [link] [comments]


2019.04.19 18:43 Eltriux eMoJiLeRdEkİ tEhLiKe!1!!11!

EMOJI NEDİR? 👇 Emoji kelimesindeki "E" görsel, "Moji" ise karakter anlamı taşıyor yani sanalda kişinin ifade yansıtması gibi algılayabilirsinizÖncelikle en sık kullandığımız yüz emojilerini ve anlamlarını inceleyelim 👇 😀😃😄😁☺😊🙂😅😂🤣😌🙃😆 Gülme emojileri
😘😙😚😗 Öpücük emojileri
🤗kucaklaşmak isteyen emoji
😳😯😦😧😮😲 şaşırma emojileri
😞😔😟😕🙁☹️😫😩😢🥺😭 Üzgün emojiler
😣çaresiz kalma
😱😨😰 Korkma emojileri
😠😤😡😬😐 Kızgın emojiler . . . Gibi sıralama yapabiliriz Tabi her biri kendi içinde farklı anlamlar içeriyor ancak bunları bildiğimiz için tek tek açıklama gereği duymadık
Bu ve bunun gibi emojilerin kullanılmasında bir sakınca yokturEMOJILERDEKİ TEHLİKE
Sürekli kullandığımız her gün iç içe olduğumuz emojilerin aslında ne anlama geldiğini biliyor musunuz?
➖Emojilerde subliminal mesajlar var mı❓ ➖Emojilerin gerçek anlamları neler❓ ➖Emojilerde nasıl bir tehlike söz konusu❓Gelelim dini sembollere;
HRISTİYANLIK:
🏥⛑✝⚰💒⛪☦ Bu emojiler Hristiyanlığı sembolize eder ☦ortodoks 〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰
BUDIZM ve HINDUIZM:
⚛☸🧘‍♀🧘‍♂🕉
🎎
☸=Dharma Çarkı (yasanın Çarkı) 👇 Bu sembol budizmde Nirvana'ya giden yolun sembolüdür
⚛=Lotus çiçeği Aydınlanma anlamındadır Tanrılar ve çakralar ile ilişkilendirilir 🧘‍♂🧘‍♀=yoga sembolleri
🕉=om sembolü Hindu ayinlerinde dua ve meditasyon amaçlı kullanılır Herşeyi bilmek her yerde bulunmak anlamındadır
〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰
TAOIZM:
☯=yin-yang çemberi Taoizm dininin sembolüdür İyi ve kötüyü anlatan bu sembol aslında o kadar masum değildir Burada iyi ve kötü olarak anlatılan Tanrı ve şeytandır Taoizme göre yaratma,yönetme ve hükmetme yetkileri Tanrıdan alınıp (tao'dan alınıp) Te'ye verilmiştir Yin ve yang ise bu "Te" kavramını içerir Yani tanrı dışındaki Te'nin nasıl yarattığını ve varlık alemindeki gücünü temsil eder
〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰
YAHUDİLİK:
✡🔯🏛🕍🕍🏛 Yahudilerin sembolleridir 6 köşeli yıldız siyonizmin sembolüdür ve 🕎 Şamdan yine musevilikte kullanılan bir semboldür
(Bunların uygun olmadığını söylememe gerek yok sanırım)🧙‍♀🧙‍♂🧝‍♀🧝‍♂🧛‍♀🧛‍♂🧟‍♀🧟‍♂🧞‍♀🧞‍♂🧜‍♀🧜‍♂🧚‍♀🧚‍♂👼👩‍🎤👨‍🎤🦸‍♀🦸‍♂🦹‍♀🦹‍♂🤶🎅🤠👾👽🤖👻🥳
Cadılar,vampir,zombi, uzaylı, tuhaf çizgi film karakterleri ve mitolojik sembolleri ifade eden bu emojileri kullanmak da uygun değildirŞimdi gelelim sakıncalı olan emojilere:
😈👿=şeytânî emojiler
😇=melek emojisi
👹👺=cin emojisi
🎃=Cadılar bayramını temsil eder
☠=kurukafa emojisi illuminati gibi gizli bir tarikatın sembolüdür bunu kullanmak uygun değildir (💀=esas kuru kafa sembolü budur)
🤤=ağzının suyu akmış bir emoji her türlü anlam ifade eder
Bu sembollerden uzak duralımPagan tılsım ve Sembolleri:
⛎♈♉♊🛐♓
☮=3 hilal ve dolunay sembolüdür Yani tanrıça üçlemesini sembolize eder (bakire/saflık, verimlilik,bilgelik)
♉=boynuzlu tanrı
♊=tanrı
Şintoizm: ⛩ Japonların çok tanrılı Dinlerinin sembolüdür“Shaka Sign” yani
“Shaka İşareti”🤙
Hawaii kültürüne ait bir el hareketi. Aslında Hawaii yerlilerine ait bir selam ve teşekkür anlamında kullanılmaktadır
Hawaii’deki insanlar komşu ülkeler ve sınırdaki çeşitli etnik kültürlerle iletişimlerinde “Aloha Ruhu”nu yaşatırken birbirlerinin dillerini tercüme etmek yerine ortak bir yerde buluşmak için “Shaka İşareti”ni seçtiler.🔱=şeytanın mızrağı
🙌=japonlarda dua etme anlamında kullanılır
🙏=Hristiyanlıkta dua etme anlamındadır
🤞= şans işareti olarak kullanılır Paganizmde kötülüğe karşı koruma sağladığına inanılır
🎋=tanabata ağacı Japon ve Çin geleneklerinde festivallerde üzerine dilekler asılan ağaç
🙇‍♀🙇‍♂= Özür dilemek ve secde
Japonlarda selamlaşma ve Özür dileme anlamında kullanılırken Budizmde secde şeklidir
Eşcinsellik işaretleri: 👨‍❤️‍👨 👩‍❤️‍💋‍👩 👨‍❤️‍💋‍👨 👩‍❤️‍👩 👨‍❤️‍👨 👩‍👩‍👦 👩‍👩‍👧 👩‍👩‍👧‍👦 👩‍👩‍👦‍👦 👩‍👩‍👧‍👧
👨‍👨‍👦 👨‍👨‍👧 👨‍👨‍👧‍👦 👨‍👨‍👦‍👦 👨‍👨‍👧‍👧
👬 👭
〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰〰
🤟=satanizm işareti
🤘=rock n roll işareti
🖖=vulcan selamı
🤙=shaka işareti❗❗Vulcan selamı🖖Yahudi geleneğinde "kutsama" anlamındadır (uzun süre yaşamak için kutsarlar)
Bu işarete sinagoglarda da rastlamak mümkündür👆 Aloha: siz neye inanmak isterseniz o sizin gerçeğiniz olur felsefesi / ruhlar bilimi/sevgi ve barış anlamlarına geliyor
❗Yani bu işareti de kullanmak sakıncalıEMOJİLER İLE GELEN SİNSİ TEHLİKE
Hiç düşündünüz mü❓❗ Bundan 15-20 sene önce cep telefonları hayatımıza yeni girmeye başladığında ne kadar düzgün bir dil kullanıyorduk Sonra SMS'lerde türkçe harf kısıtlaması oldu! (Aslında bu da bilerek yapılmıştı) İnsanlar kontörleri daha az gitsin diye mecburen türkçe harfleri kullanmamaya başladılar
Daha sonra sesli harfler çıktı hayatımızdan sms yazarken (gym, nbr, tmm. ..)
Sonra kelimeleri yuvarlamaya başladık (gelcem, yapcam, yazcam...vb) Tabii bu aşamada bedava binlerce sms verdiler bize Neden? Çünkü katledilecek bir şey kalmamıştı çok fazla kalan da zaten yine sms ile böyle yuvarlayarak katledilmeliydi!...
Bu durum öyle bir bulaşıcı hâl aldı ki artık yazdığımız gibi konuşur olduk hatta bu kelimelerin gerçek yazılışlarını unuttuk (geleceğim, yazacağım vb... doğru olan hâli)
Ve şimdi, sms devri bitti çünkü çok daha renkli ve eğlenceli seçenekleri olan whatsapp vb programlar sunuldu bize
Peki şimdi neler oldu dersiniz?! Emojiler ile anlaşır olduk Random(sfsffeffsff... gibi) ile kendimizi ifade eder olduk Özellikle gençlere bakıyorum artık sadece böyle yazmıyorlar böyle KONUŞUYORLAR ❗
(Meselâ bir şey hoşlarına gittiği zaman "kalp,gülücük,kalp" vb diyorlar...)
Bu gidişat nereye??
Bir sonraki adım ne??
Hiç düşündünüz mü❓❓❓📜📃📄📑📰📋📖🧾📇 Bu emojilerde aslında bizim göremeyeceğimiz kadar küçük olan yazılar var ama bilinçaltımız bunu farkediyor
Hepsinin içeriğini bilmesek de bazılarının içeriklerini öğrenme fırsatımız oldu 👇 📖=Apple'ın yasaklanan reklamının metni yazıyor Reklam, "Think different" yani "farklı düşün" diyor Ancak reklamda kurallara karşı çıkma ve asi olma teşvik edilmiştir
📆📅=24 Şubat whatsapp'ın kuruluş tarihidir o yüzden takvim bu tarihi gösteriyor
📃📄=resmi büyütünce sevgili Kate diye bir mektup başlıyor ancak yazının devamında ne var bilmiyoruz21. YÜZYILDA DÜNYA TARİHİNE FORMAT ATILIYOR
➖DİN tarihine ➖DİL tarihine ➖KÜLTÜR tarihine ➖AİLE tarihine ➖İNSANLIK tarihine ➖ALGILARIMIZAYeni bir dil oluşturmaya çalışıyorlar tüm dünyayı ortak alfabeye geçirecekler ❗hedefleri tüm dilleri kaldırıp tek bir dil ile dünyaya hakim olmak⚠Emoji Dünya alfabesi olarak tasarlanmıştır ⚠
🔸Dil insan için çok önemlidir Biz hakikati dil ile sorguları
🌾 Dil ve düşünce arasında bir bağ vardır
🌔Kelime zenginliği ne kadar çoksa o kadar çok alemi,evreni, hakikati sorgularız ama dil olmazsa sorgulanacak bir şey kalmaz ❌
❗Bu bir milletin dilini ve dinini değiştirme projesidir
Burada asıl hedef dindir 〽İnsanları dinsizleştirmeye çalışıyorlar "Bunun dil ile ne alakası var?" Diyebilirsiniz
💢Ama kültürel değişim bir bütündür Dil olmadan nasıl düşüncelerimizi aktaracağız? Nasıl insanlara tebliğ edeceğiz?👆Türk Telekom'un 2017 yılında kullanıcılara sunduğu, Türkçe odaklı klavye uygulaması Tabi GIF ve emojilerden oluşuyor ❗•Dilimize ve dillere sahip çıkalım •Bol bol kitap okuyalım
Ve mümkün olduğunca emojilerden uzak duralım.
submitted by Eltriux to kopyamakarna [link] [comments]


2018.10.31 19:12 throwmefaway Arı Filmi Senaryosu

. Bilinen tüm havacılık kurallarına göre. bir arının uçabilmesi mümkün değildir . Kanatları şişko ufak vücudunu yerden kaldırmak için çok küçüktür . Arılar her şeye rağmen uçar. çünkü arılar insanların imkansız dedikleri şeyleri takmaz . Sarı siyah. Sarı siyah. Sarı siyah . Aaa siyah ve sarı! Haydi bugün biraz farklı takılalım . BAL. Barry! Kahvaltı hazır! Geliyorum! Bir saniye bekle . Alo? Barry? Adam? Bu olaya inanabiliyor musun? İnanamıyorum. Geçerken alırım seni . Çakı gibiyim . Merdivenleri kullan. Baban onlara dünyanın parasını verdi . Çok heyecanlıyım . Mezunumuz da geldi. Seninle gurur duyuyoruz oğlum . Notların da harika . Çok gurur duyuyoruz . Anne! Şekil yaptım o kadar ya . Üstün tüylenmiş. Ah! Beni yoluyorsun! El salla! 'ninci sırada olacağız. Hoşça kalın! Barry sana ne dedim? Evde uçmak yok! Merhaba Adam. Selam Barry . Tüy jölesi mi bu? Biraz. Bugün özel bir gün . Başaramam sanıyordum . Üç gün ilkokul üç gün lise . Lise günleri korkunçtu . Üç gün üniversite. İyi ki bir gün ara verip otostopla kovanı dolaşmışım . Döndüğünde farklı biriydin . Merhaba Barry. Artie bıyık mı bıraktın? Yakışmış . Frankie'yi duydun mu? Duydum . Cenazesine gidecek misin? Hayır gitmeyeceğim . Birini sokarsan ölürsün . Bu hakkını da bir sincapta kullanmazsın. Asabi herif . Yoldan çekilmeyi akıl edebilirdi . Yollarımızdaki bu lunapark uygulamasını çok seviyorum . Tatile ihtiyaç duymamamızın nedeni de bu . Vay be çok heyecanlı. Yani bu koşullar altında . Adam bugün erkek oluyoruz. Aynen! Arı beyler. Süper! Yaşasın! Öğrenciler fakülte ve değerli arı mensupları. karşınızda dekanımız Sayın Vızvızoğlu . Hoş geldiniz güzide Kovan Şehri'mizin sevgili. MEZUNLARI. mezunları . Mezuniyet törenimiz sona ermiştir . BALYAP şirketindeki kariyeriniz başlamış bulunmaktadır! İşimizi bugün mü seçeceğiz? Sadece eğitim dönemi diye duydum . Dikkat! İşte başlıyor . Lütfen ellerinizi ve antenlerinizi her zaman vagonun içinde tutunuz . TEBRİKLER İYİ ŞANSLAR. Acaba nasıl olacak? Biraz ürkütücü . Balyap'a hoş geldiniz Balsan Şirketi'nin. ve Baltıgen Şirketler Grubu'nun bir parçası . İşte bu! Vay canına . Vay canına . Siz arılar ömrünüz boyunca çok çalışacağınız. bu noktaya gelebilmek için bir ömür boyu çabaladınız . Bal gözüpek Polen Gücü ekibinin kovanımıza getirdiği nektarla başlar . Çok gizli formülümüz. renklendirilip koku ayarı ve baloncuk ayrıştırma işlemi yapılarak. altın gibi parıldayan. tatlı şuruba dönüşmesiyle oluşur ki biz buna. Bal deriz! Çok seksi. O benim kuzenim! Öyle mi? Hepimiz kuzeniz . Haklısın. Balyap arı halkının varlığının. her açıdan korunması için durmaksızın çabalar . Bu arılar yeni kasklarımızın dayanıklılık testini yapıyorlar . Ne kadar kazanıyor acaba? Ne kadar alsa az . Ve işte en son icadımız Krelman . Ne işe yarıyor bu? Balı döktükten sonra. kenarda kalanları toplar. Milyonlar kazandırıyor bize . Krelman'da çalışmak mümkün mü? Tabii ki. Birçok arı işi küçük işlerdir. Ancak arılar bilir ki. her iş küçük de olsa eğer iyi yapılıyorsa çok önemlidir . Fakat mesleğinizi dikkatli seçin. çünkü seçmiş olduğunuz meslekte ömrünüzün sonuna kadar kalacaksınız . Ömrümün sonuna kadar aynı işi mi yapacağım? Bunu bilmiyordum . Ne fark eder ki? Şunu bilmek sizi çok mutlu edecektir arı halkı tam milyon yıl boyunca. bir gün bile izin yapmamıştır . Ölümüne mi çalıştıracaksınız bizi? Deneyeceğiz . Balyap. Vay be! Aklımı başımdan aldı! "Ne fark eder ki?" Nasıl böyle bir şey dersin? Sonsuza dek bir tek iş. Bu yapılabilecek en çılgınca seçim . Ben rahatladım. Hayatımızda tek seçim yapacağız . Nasıl olur da bunu bize söylemezler? Barry neden her şeyi sorguluyorsun? Biz arıyız . Yeryüzünün en mükemmel işleyen topluluğuyuz . Burada her şeyin biraz fazla iyi işlediği hiç mi aklına gelmiyor? Bana bir örnek ver . Ne bileyim ben ama neden bahsettiğimi biliyorsun . Kapıyı boşaltın. "Kraliyet Balözü Kuvvetleri" inişe geçiyor . Dur bir dakika . Hey bunlar Polen Gücü! Vay canına . Hiç bu kadar yakından görmemiştim . Kovanın dışını biliyorlar . Ama bazıları geri dönmüyor . Selam! Merhaba Polenciler! Nektar. Harikaydınız beyler! Sizler canavarsınız! Göklerin kralısınız! Bayılıyorum size! Acaba neredeydiler. Bilmem . Onların günleri planlı değil . Kovanın dışında nerelere gidip neler yapıyorlar kim bilir? Pat diye Polen Gücü'ne katılamazsın. Ona göre yetiştirilmelisin . Haklısın . İkimizin ömür boyu göremeyeceği kadar polen var burada . Alt tarafı bir itibar göstergesi. Arılar bunu biraz fazla önemsiyor . Belki. Üzerinde varsa ve kızlar bunu görüyorsa işler değişir . Şu kızlar mı? Onlar da kuzenimiz değil mi peki? Uzaktan. Uzaktan . Şu ikisine bakın . İki tane kovan miskini. Şunlarla biraz dalga geçelim . Polen Gücü'nde olmak tehlikeli olmalı . Evet. Bir keresinde bir ayı beni bir mantara sıkıştırdı . Bir pençesi boğazımdaydı. Diğeriyle sağlı sollu tokatlatıp duruyordu beni! Vay canına! Yenebileceğimi tahmin etmezdim . Bunlar olurken sen ne yapıyordun? Yetkililere haber veriyordum . İmzalayabilirim . Bugün dışarısı sarstı değil mi beyler? Evet . Yarın buradan km. Uzaklıktaki ayçiçeği tarlalarına gidiyoruz . kilometre mi? Barry! Bizim için kısa mesafe ama belki sana uygun değildir . Belki de uygundur. Hayır değildir! J Kapısından sıfır dokuz sıfır sıfır'da kalkıyoruz . Ne dersin vızvız çocuk? Yeterince güçlü müsün? Olabilirim. Sıfır dokuz sıfır sıfır'ın ne demek olduğuna bağlı . Hey Balyap! Beni korkuttun baba . Hangi işi istediğine karar verebildin mi? Bir sürü seçenek var. Ama sadece birini seçebilirsin . Her gün aynı işi yapmaktan sıkıldığın oldu mu hiç? Karıştırmanın ne olduğunu anlatayım . Sopayı tutarsın şöyle bir gezdirirsin güzelce karıştırırsın . Bir ritim tutturursun kendine. Çok güzel bir şeydir . Düşünüyorum da. belki de bu bal alemi bana göre değildir . Ne düşünüyordun baloncu olmayı mı? İğnesi olan biri için kötü bir meslek . Janet oğlun bal işine girmek istediğinden emin değilmiş! Barry bazen çok komik oluyorsun. Olmaya çalışmıyorum . Bal işine giriyorsun. Oğlumuz Karıştırıcı olacak! Karıştırıcı mı olacaksın? Kimse beni dinlemiyor! Senin için özel sopalarım var . Şu anda ne istersem söyleyebilirim. Dövme yaptıracağım! Haydi taze bir bal açıp bunu kutlayalım! Belki burnuma da küpe taktırırım. Antenlerimi kazıtırım . Bir çekirgeyle çıkarım. Altın diş taktırıp önüme gelene "kanka" derim! Gurur duyuyorum . Bugün işe başlıyoruz! Büyük gün . Haydi! Bütün iyi işleri kaptıracağız . Evet. Tabii . Polen Sayma Dublör Arı Boşaltma Karıştırıcı Danışma Masası Saç. Hala boş mu? İki kişi kaldı! ÇERÇÖP TOPLAMA. Ve bir tanesi de sen oldun! Hangisini aldın? Çerçöp toplama . Vay canına! Çaylak mısınız? Evet efendim! İlk günümüz! Hazırız! Seçiminizi yapın . İstersen sen başla. Hayır sen . Tanrım. Neler müsait acaba? Tuvalet görevlisi her zaman açık ama düşündüğün nedenden değil . Krelman olabilir mi? Elbette. Krelman senin . KRELMAN DOLU. Üzgünüm az önce dolmuş . Balmumu tamiri açık . Krelman tekrar açıldı . Ne oldu? Bir arı öldüğünde onun yeri açılır. Gördün mü? Ölmüş. Ölü. Bir ölü daha . Bu da ölü. Ölümcül ölü. İki ölü daha . Baş üstü ölü. Baş altı ölü. Hayat böyle! Bu çok zor! Isıtma Soğutma Dublör Arı Boşaltıcı Karıştırıcı. Uğultucu Tuvalet Müfettişi İplik Koordinatörü Şerit Amiri. Larva terbiyecisi. Barry sence hangisini Barry? Barry! Pekâlâ dokuzuncu bölgede bir ayçiçeği tarlası bulunuyor. Neredesin? Dışarı çıkacağım. Nereye dışarı? Kovandan dışarı. Olmaz! Ömrümün sonuna kadar çalışmadan önce buna mecburum . Öleceksin! Delirmişsin sen! Biri arıyor . Eğer kendini cesur hisseden varsa . Caddedeki çiçekçiye. yeni güller gelecek bugün . Selam millet . Şuna bakın. Bu dün gördüğümüz çocuk değil mi? Kalkış pistine girmek yasak evlat . Sorun yok Lou. Bizimle gelecek bugün . Ballı çocuk seni . Burayı imzala burayı. Şuraya da paraf at . Teşekkürler. Tamam . Bugün yağmur ihbarı aldık ve. hepinizin bildiğiniz üzere arılar yağmurda uçamaz . O yüzden dikkatli olun. Ve her zamanki gibi süpürgelere. terliklere köpeklere kuşlara ve ayılara dikkat edin . Bazı evlerde üzerimize enerji içeceği döküldüğü rapor edildi . Murphy bu yüzden şu an revirde ve çekirge gibi durmadan zıplıyor! Bu korkunç. Kuralı hatırlatayım. kesinlikle insanlarla konuşmak yok! Pekâlâ kalkış pozisyonu! Vızz vızz vızz vızz! Vızz vızz vızz vızz! Vızz vızz vızz! Siyahla Sarı! Alemin Kralı! Hazır mısın Cesur Çocuk? Evet. Tabii ki . Rüzgar Tamam . Telsizler Tamam. Balözü takım Tamam . Kanatlar Tamam. İğne Tamam . Altına kaçıranlar Tamam . Pekâlâ kızlar. haydi kalkıyoruz! Sömürün o sardunyaları çizgili canavarlarım! Emrediyorum kurutun o çiçekleri! Vay canına! Dışarıdayım! Kovandan çıktığıma inanamıyorum! Ne kadar da mavi . Hızlı ve özgür hissediyorum kendimi! Uçurtma! Vay be! Çiçekler! Burası Mavi Lider. Güllerle görsel temas var . derece dönün . Güller! derece tamam. Dönüyoruz . Kenara çekil ufaklık. Geri tepebilir . Nektar. İşte buna "Nektar Toplar" denir . Polenleme görmüş müydün hiç? Hayır efendim . Buradan biraz polen alıp şuralara serpiyorum. Biraz da buraya. bir tutam da şuraya. Biraz sihir gibi . Bu inanılmaz. Peki niye yapıyoruz bunu? Polen gücü. Ne kadar polen o kadar çiçek o kadar balözü o kadar bal . Harika . Parlak bir sarılık görüyorum. Papatyalar olabilir . Ben de gördüm tamam . Durun. Çiçeklerden biri hareket ediyor . Tekrar et. Hareket eden bir çiçek mi rapor ediyorsun? Olumlu . O top içerdeydi! En güzeli bu. Nedir bu? Bilmiyorum ama bu renge bayılıyorum . Güzel kokuyor. Çiçek gibi değil ama hoşuma gitti . Evet tüylü . Kimyasal da . Dikkatli olun çocuklar. Biraz yapışkan . Arı Maya aşkına! Mankafa buraya gel çabuk! Eyvah! Çocuklar! Bu hiç iyi değil . Olumlu . Ucuz kurtulduk . Canım yanacak . Ana kuzusu . Pozisyonunu kaybettin çaylak! Füze gibi geri yollayacağım sana! Yardım edin! Galiba bunlar çiçek değil . Ona söyleyelim mi? Bence biliyor . Bu da nesi? Maç sayısı! Toparlanmaya başlasan iyi olur tatlım çünkü birazdan kafana yiyeceksin! İmdat! KLİMA KONTROL. İğrenç . Arabada arı var! Bir şey yap! Direksiyondayım! Merhaba Arı. Arkaya geldi! Beni sokacak şimdi! Kimse kıpırdamasın! Kıpırdamazsanız hiçbirimizi sokmaz. Kıpırdamayın! Göz kırptı! Sprey sık ona! Ne yapıyorsun? Vay. Dışarıdaki gerginlik katsayısı inanılmaz . Eve dönmeliyim . Yağmurda uçamam . Yağmurda uçamam . Yağmurda uçamam . İmdat! İmdat! Arı düşüyor! Ken pencereyi kapatır mısın? Yeni hazırladığım özgeçmişime bak. Katlanabilir bir broşür seklinde . Gördün mü? Katlanıyor . Oh hayır gene insanlar. Yeter artık ama . Bu da ne böyle? Bu kez olacak. Bu kez. Bu kez. Bu kez! Perde! Şeytani bir şey bu . Harika oldu. Tüm özel yeteneklerim. hatta en sevdiğim on film bile var . İlki hangisi? "Yıldız Savaşları mı"? Hayır Ben sevmiyorum öyle. filmleri . Konuşmamıza neden izin verilmediği belli. Delirmiş bunlar . İş görüşmesine gittiğimde şaşırıyorlar. Söylediklerime inanamıyorlar . İşte güneş orada. Belki oradan çıkabilirim . Güneşin üstünde yazıyor muydu? Küresel ısınmayı ben tahmin etmiştim . Sıcaklığı hissediyordum ama önceleri benim ateşim sandım . Hey! Dur! Arı! Geri çekilin. Kışlık bot bunlar . Dur! Öldürme onu! Arılara alerjim var. Bu arı beni öldürebilir! Onun hayatı neden seninkinden değersiz olsun? Onun hayatı niye benimkinden değersiz? Söyleyeceğin bu mu? Her hayatın bir anlamı var. Onun neler hissedebileceğini bilmiyorsun . Broşürüm! Haydi bakalım ufaklık . Korktuğumu sanmayın. Alerjim var . Özgeçmişine bunu da yaz . Yüzüm balon gibi şişebilirdi . Bunu da "özel yeteneklerine" eklersin . Birini bir yumrukta indirmek de özel bir yetenek . Hoşça kal Vanessa. Teşekkürler . Vanessa haftaya yoğurt yemeye? Tabii Ken. Nasıl istersen . Üzerine keçiboynuzu koyabilirsin. Güle güle . Kalorisi daha azmış. Güle güle . Bir şey söylemeliyim . Hayatımı kurtardı. Bir şey söylemeliyim . Haydi bakalım . ARIGE DİYET TON. Olmaz . Ne diyeceğim? Başım belaya girebilir . Arı yasası. Bir insanla konuşamazsın . Bunu yaptığıma inanamıyorum . Yapmalıyım . Yapamam. Haydi ama! Yapamam. Haydi ama! Yap şunu. Yapamam . Lafa nasıl gireceğim? "Jazz sever misin?" İyi fikir değil . İşte geliyor! Konuşsana salak! Merhaba! Affedersin . Konuşuyorsun. Biliyorum . Konuşuyorsun! Çok özür dilerim . Önemli değil. Rüya görüyorum. ama yatağa gittiğimi hatırlamıyorum . Eminim bu biraz sinir bozucudur . Benim için sürpriz oldu. Yani sen bir arısın! Ben bir arıyım. Aslında bunu yapmamalıydım ama. beni öldürmeye çalıştılar . Sen olmasaydın. Sana teşekkür etmeliydim. Ben böyle yetiştirildim . Bu biraz garip oldu . Bir arıyla konuşuyorum. Evet . Bir arıyla konuşuyorum. Ve bir arı benimle konuşuyor! Minnettar olduğumu söylemek istedim. Gideyim artık . Bekle! Bunu yapmayı nerede öğrendin? Neyi? Konuşma olayını . Senin öğrendiğin gibi. "Anne. Baba. Bal" Öyle başladım . Bu gerçekten komik. Evet . Evet. Arılar komiktir. Gülmüyorsak ağlarız böyle başa çıkıyoruz hayatla . Neyse . Acaba. bir şey içer miydin? Ne gibi? Bilmem. Belki Kahve? Sana zahmet vermek istemem . Ne zahmeti canım. İki dakikamı alır . Alt tarafı kahve. Zahmet olmasın . Saçmalama lütfen! Aslında bir fincan alırım . Romlu kek de ister misin? Almasam. Bir parça al . Yok almayayım. Haydi ama! Birkaç mikrogram vermeye çalışıyorum da . Nerede? Çizgiler şişman gösteriyor . Harika görünüyorsun! Modadan anlıyor musun emin değilim . Sen iyi misin? Hayır . Kravatını takside bağlayıp uçarak gitmiş Manhattan'a . Sonunda oraya varmış . Kilisenin merdivenlerini koşarak çıkmış. Düğün başlamış bile . Sonra da demiş ki "Mısır mı?" Ben de "Mısırlı" dedin sanmıştım . "Bir mısırla neden evleneyim ki?". Arı fıkrası mı bu? Biz arılara ait bir tarz bu . Evet farklı . Peki ne yapacaksın Barry? İş konusunda mı? Bilmiyorum . Kovandaki görevimi yapmak istiyorum ama onların istediği şekilde değil . Ne hissettiğini anlıyorum . Öyle mi? Elbette . Ailem avukat ya da doktor olmamı istiyordu. Ben çiçekçi olmak istedim . Sahi mi? Benim bütün hayatım çiçekler . Yeni kraliçemiz de aynı slogan sayesinde seçildi . Neyse şuraya bakarsan. benim kovanım tam şurada. Görüyor musun? Sen Central Park'ta yaşıyorsun! Evet! Kaplumbağa Köprüsü'nün yanında! Biliyorum orayı. Orada ayağıma taktığım yüzüğümü kaybetmiştim . Neden kızlar ayağına yüzük takar? Niye takmasınlar? Dizine şapka takmak gibi bir şey bu. Bunu bir denemeliyim . İyi misiniz bayan? Evet. İyiyim . Öyle iki kahve birden içeyim dedim! Her neyse bu harika oldu. Kahve için teşekkür ederim . Önemli değil . Özür dilerim bitiremedim. Bitirseydim ömür boyu uyuyamazdım . Sen ee. Bir parça yanıma alabilir miyim? Tabii! Haydi bir kırıntı al . Teşekkürler! Bir şey değil . Pekâlâ o zaman ee sanırım görüşürüz . Ya da görüşmeyiz . Tamam Barry . Ve tekrar çok teşekkür ederim. Hayatımı kurtardın . Hiç önemi yok . Önemsiz değildi ama Her neyse. DENEY SÜRECİ DEVAM EDİYOR. KASIRGADAN KURTULMA DENEYİ. Bu işe yaramayacak . Hazır. Deneyebiliriz . Pekâlâ Dave paraşütü çek . İnanılmazmış. İnanılmazdı! Hayatımın en korkunç en mutlu günüydü . İnsanlarla olduğuna inanamıyorum! Korkunç dev insanlar! Nasıllardı? Büyük ve deli. Deli gibi konuşuyorlar . Deli gibi yiyorlar. Deli gibi kullanıyorlar . Öldürmeye çalıştılar mı seni? Bazıları evet ama bazıları değil . Nasıl döndün? Kanişe bindim . Gittin ve buna sevindim. Ne görmek istiyorsan gördün. ve çok istediğin "tecrübeyi" yaşadın. Artık işini seçip normal olabilirsin . Ama Ama? Biriyle tanıştım . Biriyle mi tanıştın? Arıgillerden mi peki? Eşek arısı mı? Annenler seni öldürür! Hayır . Örümcek mi? Örümceklerden hoşlanmıyorum . Biliyorum seksiler sekiz bacakları var . Ama yüzleri çok çirkin . Kim peki? O bir ee insan . Hayır hayır. Arı yasası bu. Bunu da çiğnemiş olamazsın . Adı Vanessa. Tanrım . O kadar güzel ki. Üstelik çiçekçi! Olamaz! Çiçekçi bir insanla çıkıyorsun! Çıkmıyoruz . Kovandan dışarı uçuyorsun. Ellerinde tazyikli hortumlar maytaplarla. evlerimize saldıran insanlarla konuşuyorsun. Dinamitten farkı yok! Hayatımı kurtardı! Üstelik beni anlıyor . Bu iş bitecek! Ye şunu . Bu iş bitmeyecek! Neydi bu? Buna kırıntı diyorlar. Bu ne güzeller güzeli bir şey! Üstelik bu yedikleri değil. Yediklerinden yere dökülenler! Cinnabon ne biliyor musun? Hayır . Ekmeği tarçını şekeri alıyorlar. Üçünü birden iyice. Otur şuraya! ısıtıyorlar! Beni iyi dinle! Biz onlar değiliz! Biz biziz. Biz ve onlar! Evet ama arzu dolu bu kalbi kimse görmeyecek mi? Arzulamak yok. Bırak arzulamayı . Artık biraz arı gibi düşün dostum. Arı gibi düşün! Arı gibi düşün. Arı gibi düşün . Arı gibi düşün! Arı gibi düşün! Arı gibi düşün! İşte orada havuza girmiş . Senin sorunun ne biliyor musun? Arı gibi düşünmeye mi başlamalıyım? Daha ne kadar devam edecek bu? Üç gün oldu! Niye hala çalışmıyorsun? Hayatımla ilgili almam gereken önemli kararlar var . Ne hayatı? Bir hayatın yok ki! İşin yok. Sadece bir arısın işte! Biraz bal yapsan ölür müsün? Barry çık havuzdan. Baban seninle konuşuyor . Martin konuş onunla . Barry seninle konuşuyorum! Geliyor musun? Her şeyi aldın mı? Her şey hazır! Sen önden git. Ben yetişirim . Çok geç kalma . Bak şimdi! Vanessa! Hala buradayız. Sana ona bağırma demiştim . Bağırdığın zaman cevap vermiyor sana! Sen niye bağırıyorsun? Çünkü dinlemiyorsun . Bunu dinlemeyeceğim . Çıkmalıyım . Nereye gidiyorsun? Arkadaşımla buluşacağım . Bir kızla mı? Bu yüzden mi karar veremiyorsun? Görüşürüz . Umarım kız Arıgillerdendir . VANESSA'NIN ÇİÇEKÇİSİ. Her yıl Pasadena'da çiçeklerle dolu bir geçit töreni mi yapıyorlar? Güller Turnuvası'nda olmak her çiçekçinin hayalidir! Arabanın üstündesin. Her yer çiçek dolu. İnsanlar seni alkışlıyor . Bir turnuva. Güller spor müsabakalarına katılabiliyor mu? Hayır. Pekâlâ sıra bende. Nasıl oluyor da her yere uçamıyorsun? Yorucu oluyor. Sen niye her yere koşmuyorsun? Daha hızlı değil mi? Tamam anladım. Sıra sende . Video. Televizyonda o an ne varsa kaydediyor mu? Bu çılgınlık! Sizde onlardan yok mu? Bizde Osteo var ama bir hastalık bu. Hem de korkunç bir hastalık . Olamaz . Aptal arılar! Eminim sokmak istiyorsundur böyle salakları . Aslında sokmamaya çalışıyoruz. Bizim için çok tehlikeli . Yani sürekli sinirlerine hakim olmalısın . Hem de çok. Duvarları tekmeler yürüyüşe çıkar. sinirle bir mektup yazıp çöpe atarsın. Duygularını bastırıyorsun işte . Öfke kıskançlık şehvet . Aman Tanrım! İyi misin sen? Evet . Derdin ne senin? Ama böcek o . Kimseyi rahatsız etmiyor. Çek git buradan gerizekalı! Neydi o? Mizah dergisi falan mı? Evet. Nereden anladın? On sayfalık falan bir şeydi. sayfaya kadar dayanabiliyoruz . Bu işin matematiğini çözmüşsün . Mecburen. Kuzenimi Vogue öldürmüştü. Hiç şaşmam . Gölgelerin Gücü Adına! Bu da ne böyle? BAL. Bu nereden çıktı? Tatlı arı. Altın Çiçek . Ray Liotta Özel Koleksiyonu mu? Şu aktör değil mi bu? Hiç duymadım . Bu niye burada? İnsanlar için. Yiyelim diye . Yeterince yemeğiniz yok mu? Şey var. Nereden buldunuz peki? Arılar yapıyor. Kimin yaptığını biliyorum! Ve yapması da çok zordur! Isıtmak soğutmak ve karıştırmak gerek. Bir de Krelman denen şey var! Organik bu. Bizim organımız! Alt tarafı bal Barry . Alt tarafı ne? Arılar bunu bilmiyor ama! Bunun adı hırsızlık! Evlerimizi okullarımızı hastanelerimizi alıyorsunuz! % İNDİRİM. İndirimde mi? Bunun hesabını soracağım! Hepsini soracağım! Hector . Bitti mi işin? Bitiyor . Buralarda. Hissediyorum . Eve gidebilirim artık . Şu güzel balı da açık bırakayım hazır kimse de yok . Yakalandın paketçi çocuk! Bir şey duyduğumu biliyordum. Demek konuşabiliyorsun! Evet konuşabiliyorum. Şimdi de sen konuş bakalım! Nereden getiriyorsunuz bu malları? Malları satan kim? Anlamıyorum. Dost değil miyiz? Yapmak isteyeceğimiz en son şey siz arıları kızdırmak! Çok geç kaldın! Bizim oldu artık! Siz bayım yanlış adama kılıç çektiniz! Siz de dostum iguanam Ignacio'ya öğle yemeği olacaksınız . Ballar nereden geliyor? Nereden dedim! Bal Çiftliği! Bal Çiftliği'nden geliyor! Bal ÇİFTLİĞİ. Seni manyak adam! Neler oldu burada? Şu suratlarına bak. Kamyon çarpmış gibiler. Ve şimdi de. bilinmezliğe sürükleniyorlar! Hareket etme . Sen ölü değil misin? Ölüye benziyor muyum? Hareket edeni temizliyorlar. Nereye gidiyorsun? Bal Çiftliğine. Çok büyük bir iş peşindeyim . Ben Alaska'ya gidiyorum. Geyik kanı manyak bir şey. Feci kafa yapıyor! Tacoma'ya gidiyorum . Ya sen nereye? O gerçekten ölü . Anladım . Eyvah! Nedir bu? Hayır! Silecekler! Üç bıçaklı! Üç bıçaklı mı? Atla haydi! Tek şansın var arı! Niye her şeyiniz bu kadar temiz olmak zorunda? Daha ne görmeniz gerekiyor? Gözünüzü açın! Kafanızı da çıkarın! Ben Washington Ulusal Radyo Haberleri'nden Carl Kasell . Böcek öldürmeye son verin artık! Arı! Geyik kanı manyağı! Bir ses duydun mu? Ne gibi? Minik çığlıklar gibi . Radyoyu kapat . Nasıl gidiyor arı çocuk? İyidir Geyik . Ve göz alabildiğince yan yana dizilmiş bal kavanozları duruyordu . Vay be! Bu kamyon nereye gidiyorsa balları oradan alıyor olmalılar . O ballar bize ait . Arılar omuz omuza. Öyleyiz . Kovanda birbirimize yakınız . Biz değiliz adamım. Biz tek takılırız. Her sivrisinek ayrı takılır . Ya başınız belaya girerse? Sivrisineksen sen belasındır . Kimse bizi sevmez. Vurmayı bilirler sadece. Bizi görünce Vur vur! En azından dışarıdasınız. Bir sürü kızla tanışıyorsunuzdur . Bizim kızların gözü yüksektedir. Güvelerle yusufçuklarla takılırlar . Sivrisinek kızları bize yüz vermez . Şaka yapıyorsunuz! KAN BANKASI. Geyikkan binayı terk ediyor! Görüşürüz arı! Selam millet! Geyikkan! Sizi burada ebeleyeceğimi biliyordum. Kamış getirdiniz mi yanınızda? Bal ÇİFTLİĞİ. Sonra kavanozlara doldurup etiket yapıştırıyoruz. Çok karlı bir iş . Burası da ne böyle? Bu arıların susam kadar beyni yok . Beyinsiz bunlar! Beyinsiz . Yeni körüğe bak. Çok güzel . Thomas modeli! Körük mü? Dakikada üfleme yarı otomatik. İki kat nikotin ve katran . Bir iki nefeste indiriyor bunları yere . Onlar yapar balları biz toplarız paraları . "Onlar yapar balları biz toplarız paraları" mı? Olamaz! Burada neler oluyor? Siz iyi misiniz? Evet. Fazla uzun sürmüyor . Sahte bir kovanda olduğunuzun farkında mısınız? Kraliçemiz buraya taşındı. Başka çaremiz yoktu . Kraliçeniz mi? Kadın kılığına girmiş bir erkek bu! Arıbeyi bu! Bu da nesi? Oh hayır . Yüzlerce kovan var burada! Arı balı . Bizim balımız yüzsüzce bir dalavereyle elimizden alınıyor! Ayıların bize yaptıklarından bile daha kötü. Bu konuda bir şeyler yapmalıyız . Ah Barry . İnsanların balımızı mı alıyor? Bu sadece bir söylenti . Bunlar söylentiye benziyor mu? Komplo teorisi bunlar. Bu resimler de montaj . Bütün bunları nereden biliyorsun sen? İnsanlarla konuşuyor . Ne? İnsanlar mı? İnsan bir kız arkadaşı var. Üstelik öpüşüyorlar! Öpüşmek mi? Öpüşmüyoruz . İstiyorsun ama. Kimden yanasın sen? Arılardan! San Antonio'da bir cırcırböceğiyle çıkmıştım. O bacaklar beni uyutmadı . Barry hayatın adına yapmak istediğin bu mu? Hepimizin adına yapmak istiyorum. Kimse arılar kadar çok çalışmıyor! Baba bazen o kadar çalışmış oluyordun ki. ellerin kendi kendine karıştırıyordu durduramıyordun . Hatırlıyorum . Balımızı almaya ne hakları var? Yılda iki kapla yaşamaya çalışıyoruz. Onlar balı dudak kremine bile koyuyor! Haklı bile olsan bir arı ne yapabilir? Onları en acıyacak yerlerinden sokacağım . Suratlarından! Gözleri! Çok can yakar. Hayır . Burundan mı? Ölürler acıdan . İnsanları sokabileceğimiz tek yerleri var. Onlar için önemli olan tek bir yer . "Kovan'da Olan" Her gün saat 'te bir saat boyunca kovandan haberler . Sakala hayır! Bob Yabanarı ile günün içinden . Bora Batıran'la hava durumu . Vızz Larva ile spor . Ve Jeanette Chung . İyi akşamlar. Ben Bob Yabanarı. Ve ben Jeanette Chung . Kovanşehir arılarından Barry Benson. insan ırkını ballarımızı çalmak suçundan mahkemeye vereceğini. balımızı yasadışı yollarla sattıklarını iddia etti! ARI LARRY KING. Yarın akşam Arı Larry King'de. Baltıgen yayınları tarafından çıkartılan. "Zarif Kadınlar" isimli kitap hakkında konuşacağız . Bu geceki konuğumuz Barry Benson . "Ben sıradan bir çocuğum başaramam." diye düşündün mü hiç? Arılar dünyayı değiştirmekten hiç korkmadı . Arıstoph Kolomb'a bakın. Arındıra Gandi'ye. Arı Terim'e . Geldiğim yerde insanları dava etmeyi düşünmezdik . Bizler daha çok çelik çomak ya da cirit oynardık . Kaç yaşındasın? Tüm arı halkı seni bu haklı davanda destekliyor. ki sanırım arılar için yüzyılın davası olacak bu . Biliyor musun insanların dünyasında da bir Larry King var . Çok kullanılan bir isim. Önümüzdeki hafta. Tıpkı sana benziyor ve onun da gömleğinde askılar arkasında renkli. Önümüzdeki hafta. Şişe dibi gözlükleri duymana rağmen konuktan yapılan altyazılar da aynı . Ayı Haftası gelecek hafta! Korkunçlar kıllılar ve haftaya canlı yayındalar .
submitted by throwmefaway to TurkeyJerky [link] [comments]


2018.07.24 00:45 nsbogatekin Ey oğul

Ey Değerli ve Sevgili Oğul! Allah onun emirlerine uymanı sürekli kılsın ve seni sevdiklerinin yolundan gidenlerden eylesin. Bil ki , asıl nasihatler ancak peygamberlik kaynağından gelendir. Sana o kaynaktan bir nasihat ulaşmışsa eğer, benim nasihatlerim sana ne faydası olabilir ki? Eğer bunca yıldır o kaynaktan herhangi bir nasihat elde edememişsen,o halde söyle bakalım yıllardır ilim tahsili , yıllardır ilim tahsili İçin didinip duruyor olmanın ne anlamı var? İmam Gazâli Ey oğul
submitted by nsbogatekin to u/nsbogatekin [link] [comments]


2017.07.06 00:39 DenizCellat36 CSGO 3000 TL HESAP HATALI VAC BAN !?

Bakın Ben Bu oyuna Senelerimi Hatta Sadece Bir Silah İçin Günlerimi Verdim. Uzun Zaman Sonra Skin Almaya başladım ve Zar zor çalışarak kazandığım paraların bir kısmını biriktirerek bazı arkadaşlarımın yardımıylada bu eşyalara sahip oldum. Bıçağımı satmayı düşünüyordum çünkü burs için paraya ihtiyacım vardı. Ama sırf şu oyunu sevdiğim ve iyi oynadığım için bu eşyalarımı satmadım ve kullanmaya devam ettim. Vac Ban yemek aklımın ucundan bile geçmezdi çünkü herhangi bir destekleyici program veya bir hile kullanmıyordum. Ama valve nin bu Vac sistemi beni büyük hüsrana uğrattı. Çünkü Ben bu oyuna sadece emeğimi değil hayatımı vermiştim. 1500 saatlik birikimim ve bu eşyaları almak için günlerce güneşli zamanlarda ter kan içinde çalıştığım günler sadece 10 dakikalık kısa bir düşünceyle sorgusuz suhalsiz hiçe sayılmıştı. Şuan hayatımın neredeyse bi anlamı kalmadı ve yeniden bu kadar emek vereceğimi düşünmüyorum. Bende Bir Esea Oyuncusu veya başka bir takımın oyuncusu olabilirdim ve o yolda ilerliyordum. Karşı Takımlarıma her 2 oyunda 1 hileler gelip ortalığı yıkıyordu ve ben gene günlerce çabalayım rütbemi yükseltmeye çalışıyordum çünkü sizin haksız ları banlayacağınızı biliyordum.Ve sırf bu hileler için overwatch izleyip hileleri tek tek tespit edip size yardımcı oluyordum. Bu Karar gerçekten hayatıma uzun bir çizgi gibi çekilmiştir.Gerçekten Psikolojim tamamen yerle bir oldu Saatlerdir ağlıyorum ve emek verdiğim zamanları hatırlayarak kendimi daha fazla üzüyorum.Ben CsGO ya maddi manevi herşeyimi adadım .İntiharı bile düşünür oldum gerçekten buna inanın. Sevgili Steam ekibi gerçekten bunu okuyorsanız bana yardımcı olmanızı isteyeceğim..Lütfen Neden Vac Ban yediğimi Gerekçesiyle Açıklarmısınız Lütfen lütfen ...
submitted by DenizCellat36 to VacBanHelp [link] [comments]